Ufuk'un cevabı

A -
A +

Ebedi dost, Bir sabah başımın etrafında sevinç çığlıkları atarak dönen kuşlar: "Mektubun var Ufuk!" diyerek uyandırdılar beni. Hep bir ağızdan mektubu okudular. Ne kadar sevindiğimi, ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Medya Ormanının bütün ağaçları bayram havası içindeydik o gün. Yaşadığım güzel duygular beni Medya Ormanı fidan dikim töreninin yapıldığı o mutlu güne götürdü. Henüz bir fidanken sonsuzluğa kök salmak için sabırsızlıkla beklediğim o heyecanlı anlara... Etrafımdaki bütün fidanlar birer birer dikilmişti. Ben hâlâ beklemedeydim. Ümidimin kesilip de mahzun mahzun içime döndüğüm bir anda birden ufak ama sıcak avuçların ilkin yapraklarımı okşayarak beni kavradığını hissettim. Sonra sevinç tınıları taşıyan bir bayan sesi duydum: "Nihayet benim de bir dikili ağacım olacak!" Fidanlar olarak toprağa dikileceğimiz günü beklediğimiz sıralarda çevredeki büyüklerimizin, o ulu ağaçların kendi aralarındaki sohbetlerini dinlerdik. Kadın elinin değeceği her şeyin göneneceğini onlardan duymuştum. İşte bana da gerçek yaşama giden yolu açan da bir kadın eliydi. Bu yüzden heyecanlanmış, çok mutlu olmuştum. Toprakla bütünleştiğim o coşkulu andan beri, beni hep senin sulayacağın, en azından görmeğe geleceğin günü bekledim. Gelmedin! Bu yüzden hep mahzun oldum ama yine çevredeki atalarımın sohbetlerinden şehir insanlarının sürekli koşturmaca içinde olduklarını, kendi özel hayatlarını bile yaşamaya zaman bulamadıklarını öğrendiğim için beni unutmadığını düşünerek seni mazur görmeğe çalıştım. Mektubun bana iletildiğinde yanılmadığımı anladım. Yalnız sen değil aziz dost, şehir içinde yaşayan (sayıları az da olsa) bütün ağaçlar, durumlarından şikayetçiler. Hava kirliliğinden dolayı sürekli is, pas içinde oldukları, dolaşım bozuklukları ve solunum yetmezliği çektikleri burada konuşulup duruyor. Onlar, kendileri bu kadar zorluk çektikleri halde yine de şehir insanlarının sağlığını düşünüp o kirli havayı olabildiğince emerlermiş. Ama senin de yazdığın gibi bazı kara vicdanlı, bencil insanlar sırf kendi çıkarları yüzünden onları, (başkalarının sağlıkları için kendi sağlıklarını feda eden) o ulu ağaçları kesmek için fırsat kollarlarmış!.. Ah, orman tarihi ne kadar acı verici kıyım hatıralarıyla dolu bilemezsin!.. Yanan, kesilen, bombalanan ağaçların acı feryatlarının ormandan ormana geceler boyu sürüp giden yankıları yüreğimizin derinliklerine siner. Biz, daha büyümeden bilgeleşiriz. Hani çocuklar, büyüklerine bilme-öğrenme merakı içinde sorular sorar dururlar ya, ben de ulu atalarımdan birine bize bu kadar acı çektiren insanlara karşı ne yapmamız, nasıl davranmamız gerektiğini sordum. Bana ne dedi biliyor musun: "İnsanları kayıtsız şartsız seveceksin ve koruyacaksın. Pek çoğu farkında değildir ama insan, bütün yaratılmışların en şereflisidir. Bazılarının bize kıyıp acı vermelerine bakma, bizi gerçek yaşama bağlayanlar da onlardır. Bizler, yüzyıllar boyu yaşarken onların hayatı pek kısa ve pek sınırlıdır. Onlara şefkat ve merhamet duymak için bu bile yeterlidir." Neden bilmiyorum, bu cevaptan o kadar duygulandım ki uzun uzun ağladım. Sana ve bütün insanlara uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat diliyorum. Beni unutma ve yaz. Ben de yazacağım... *** BİR KİTAP: YAZAR OLACAK ÇOCUK: Yazar ve araştırmacı Mehmet Nuri Yardım 'ın yazarların, çocukluk yıllarındaki tutum, davranış ve anılarını; yazarlık mesleğine yönelişlerinin ip uçlarını veren değerli ve zevkle okunan araştırma kitabı. Nesil Yayınları, Tel: 520 05 57

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.