Son günlerde Roger Garaudy'nin "Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum"(*) adı altında yayınlanan hatıralarını okumaktayım. 1946 yılında milletvekili seçilerek Fransız parlamentosuna giren Garaudy, Milli Eğitim Komisyonu Başkanlığına getirilir. Bu başkanlık görevinin kültür meseleleri konusunda kendisini bilgilendirdiğini ve hayli faydalı olduğunu söyleyerek sanatkâr ve üretkenlik konusunda tesbit ve izlenimlerini şöyle anlatır: Plastik Sanatçılar Birliği (ressamlar, heykeltıraşlar, gravürcüler, vs) görüşme isteğinde bulunuyor. Sosyal Sigortalardan yararlanmalarına imkan veren bir statü talep ediyorlar. -Bir profesyonel ressam tarifiniz var mı? -Biz bu meseleyi düşündük; profesyonel gazeteci tarifinden kopya edelim. Onları uyarıyor ve diyorum ki, profesyonel bir gazeteci gelirinin en az yüzde 51'ini gazetecilikten elde eder. Bu kıstası sanatçılara da uygulayacak olursak ne Monet, ne Van Gogh, ne de geçen yüzyılın büyük yenilikçilerinden herhangi biri profesyonel ressam sayılır. İşin kültür boyutunu bir yana bırakarak bunu zanaatçılar sınıfına dahil etmede fikir birliğine varıyoruz. Toplumumuzun yazılı olmayan kanunlarına göre sanatçı ancak ticaret metaı üreticisi olarak 'ü r e t k e n'dir. Folies-Bergere'in (ünlü bir gece kulübü) müdürü gösterilerinden elde ettiği kazançtan hangi kültürel şov adı altında bir vergi indirimi yapılabileceğini danışmak için bana geldiğinde, yukarıdaki türden bir mesele söz konusu değildi. Çünkü önemli bir kozu vardı: "Altın yumurtlayan tavuğu kesmeyin. Ben, Fransa'ya en fazla yabancı para getiren girişimcilerden biriyim..." *** Hülasa; bir işte profesyonel olmak için önce işin ekonomik yanını düşünüp para kazanmak zorundasınız. Her şeyin parayla ölçüldüğü dünyamızda sanatın ekonomiyle doğrudan bir ilişkisi, sanatkarın sanatını icra ederken ilk anda böyle bir kaygısı yok. Söz gelimi yazarlığı ele alalım. Hangi yazar romanını sadece satış yüzdesini hesaplayarak yazmağa kalkar? Günümüzde bunu hesaplayanlar, bu amaçla her türlü reklam yollarına başvuranlar yok mu? Tabii ki var. Ama sanat adına ne derece geçerli ve sağlıklıdır? Bu, ayrı bir tartışma konusu. Diyeceğim, gerektiğinde yirmidört saat çalışma ve sınırsız emek isteyen yazarlık, belki dünyanın en zor üretim işlerinden biri. Sırf ekonomiyle doğrudan bağlantısı olmadığı için meslek sayılmıyor. O zaman yazarlık çile değil de nedir? (*)Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum, Roger Graudy, Çeviren: Cemal Aydın, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları