Uygunsuz gerçek

A -
A +

Al Gore'un, küresel ısınma konusuna dikkat çeken Uygunsuz Gerçek isimli belgesel filmiyle ilgili haberi ilkin gazetede okumuş ve bir an önce gösterime girse de seyretsem demiştim. Birkaç gün sonra WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)'ndan filmin köşe yazarları için yapılacak ön gösterimine davet aldım. Üzerinde yaşadığımız mavi gezegenimizin hal-i pür melalini daha önce okuduğum National Geographic dergisinde ve Mihail Gorbaçov'un Yerküre Manifestom kitabında okumuş ve çok etkilenmiştim. Gore'un, yıllar süren bilimsel araştırmalarına dayanan belgeselini seyrettikten sonra mutlaka aşılması gereken bir kriz durumunda olduğumuzu bir kere daha anladım. İnsanoğlu vahşi bir çılgınlıkla doğayı tüketiyor. Isınma sebebiyle kirlenen atmosfer, kutuplarda ve yüksek dağlarda eriyen buzullar, ölmeye yatan beyaz kutup ayıları, kurumaya yüz tutan iç denizler mavi gezegenin içler acısı durumunu gözler önüne seriyor. Zaten bu acı gerçek; kasırgalar, aşırı yağmurlar, kuraklık ve iklim değişiklikleriyle şimdiden yakınlaşan büyük tehlike sinyallerini veriyor. Hatırlayacaksınız Al Gore, Clinton döneminde ABD'nin Başkan Yardımcılığı görevinde bulunuyordu. Clinton'dan sonraki Başkanlık seçimlerinde Bush'un rakibiydi. Hazırladığı belgeseli son derece etkileyici bir üslupla sunan Al Gore'u seyrederken entelektüel birikimi olan idealist ve sempatik böyle biri varken Amerikan halkı neden Kyoto Anlaşmasını imzalamaya yanaşmayan Bush'u seçti diye düşündüm durdum. Belgesel gösteriminden önce bir konuşma yapan WWF Vakfı'nın Genel Müdürü Filiz Demirayak'ın sözleri tüketim toplumlarının sorumsuz gidişatına dikkat çekmek açısından düşündürücüydü. Şöyle diyordu Demirayak: "Doğal kaynakları tüketme şeklimizin artık dünyadaki varlığımızı tehdit ettiğini bir an önce görmeliyiz. WWF tarafından yayınlanan 2006 Yaşayan Gezegen Raporu'na göre; doğal kaynakları şu anda hızla tüketmeye devam edersek 2050 yılında iki gezegene daha ihtiyacımız olacak. Küresel ısınma tüm dünyayı farklı şekillerde etkileyecek. Akdeniz'de ve Türkiye' de ise sınırlı su kaynaklarını vuracak. Türkiye'de son yirmi yılda kişi başına düşen su miktarı 4000 metre küpten 1403 metre küpe düştü. Önümüzdeki 10 yıl içinde nüfus artışıyla beraber bu rakamın 1000 metre küpe düşeceği öngörülüyor. Son 40 yılda Türkiye'nin sulak alanlarının %50'si ekolojik ve ekonomik önemini kaybetti. Türkiye suyu yanlış kullanarak ve küresel ısınmanın etkisiyle su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor." Beklenen; doğal çevreyi koruma konusunda sorumluluk bilincinin yaygınlaştırılması... Birey olarak bu konuya duyarlıysanız (ki, olmanız gerekiyor), ben ne yapabilirim diye düşünüyorsanız bugünlerde gösterime girecek olan Uygunsuz Gerçek belgeselini seyredin derim. Bu dünya, hepimizin. Çocuklarımızın iyiliği için onu korumak hepimizin boynunun borcu... Bir film: HOKKABAZ Canınız ailenizle birlikte hayatın mizah ve trajik yanlarını sıcak bir atmosfer içinde hoş bir film seyretmek istiyorsa Cem Yılmaz'ın Hokkabaz filmini kaçırmayın.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.