Uzay istasyonuna nasıl çıktım?

A -
A +

Çocukluğumdan beri uzayla; Ay'la, Güneş'le, yıldızlarla galaksilerle romantik bir şekilde ilgilenirim. Lisede astronomi dersini çalışırken içim sınırsız ilhamlarla dolar taşar, gezegenler arasında dolaşmanın hayallerini kurardım. Bu yüzden insanoğlunun Ay'a ilk çıkışından itibaren uzay yolculuklarını, bunlarla ilgili filmleri merakla takip ettim. İnsanoğlunun Ay'a ilk ayak basışını gösteren on dakikalık bir belgeseli seyretmek için Kalamış'tan Şişli'deki sinemaya nefes nefese koştururken duyduğum heyecanı unutamam. 16 Kasım sabahı beni aynı şekilde heyecanlandıran bir olay yaşadım; yazımın başlığında belirttiğim gibi nihayet uzay istasyonuna seyahat etme fırsatı buldum. Durun, hemen aklımı kaçırdığım hükmüne varmayın. Tabii ki bu seyahat sanal bir seyahatti ve AFM IMAX'ın başlattığı uzay turlarının ilkiydi. 45 dakika süren inanılmaz, çok zevkli bir yolculuktu. Hani "mış gibi yaşamak"tan sık sık bahsediliyor ya, ben de, böylelikle uzaya çıkmış gibi oldum. Tabii bu da filmin üç boyutlu çekilmiş olmasından kaynaklanıyor. Sanal da olsa perde kayboluyor; uzayda yürüyen, istasyonun daracık kabinlerde çalışan, yemek yiyen, birbirleriyle şakalaşan mürettebatla birlikte oluyorsunuz. Yer çekiminin ağırlığını üstünüzden atıyorsunuz, havada uçuşan hap şeklinde yiyecekleri, su tanelerini onlarla birlikte yakalamağa çalışıyorsunuz. Size o kadar yakın duruyorlar ki sanki elinizi uzatsanız onlara dokunacaksınız. En hoş tarafı, kabin penceresinden baktığınızda mavi gezegeni bütün şiirselliği ile seyrediyorsunuz. Beyaz bulutlar aralandığında kıtaları görebiliyorsunuz. Derin duygularla dolup taşıyorsunuz. Müthiş bir şey! 16 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen IMAX'ın 3 boyutlu "Uzay İstasyonu" filmi, saatte 28.000 km hızla dünya etrafında dönen Ulusal Uzay istasyonu ile aynı hızla çekilmiş. Filmin yapımı için uzaya 2 adet 3 boyutlu IMAX kamerası gönderilmiş. Kabin içi kamerası (IMAX 3D) Uzay istasyonunda 13 Eylül 2000 tarihinden 16 Ağustos 2001 tarihine kadar toplam 337 gün kalmış. Ayrıca, 25 astronot, IMAX kameralarını kullanabilmek için eğitilmiş; doğru açıları yakalayabilmek için insan kuklaları gibi rol yapmışlar. IMAX'ın "Uzay İstasyonu" filmi bugünlerde Ankara sinemalarında gösterimde. Ankaralı okuyucularıma bu uzay turuna katılmalarını özellikle tavsiye ediyorum. Filmin İstanbul'daki gösterimleri ise önümüzdeki aylarda yapılacak. IMAX, şu anda, 2 boyutlu aksiyon filmlerini 3 boyutlu IMAX formatına dönüştüren yeni bir teknoloji geliştiriyormuş. 2006 yılından itibaren bu teknoloji sayesinde formatlayacağı filmleri izleyicilere sunacakmış. Zaman içinde bu teknolojinin sinemayı daha cazip ve etkileyici ve heyecan verici bir hale getireceği muhakkak. Ancak, ben, şiddet içeren aksiyon, korku, gerilim ve içinde yırtıcı hayvanların bulunduğu filmleri üç boyutlu olarak seyretmeyi düşünmüyorum. > "Türev" filmi Bu yıl, halkla bütünleşmiş bir festival olarak yeniden canlanan Altın Portakal Film Festivali'nde sürpriz bir şekilde en iyi film seçilen "Türev" filmini yeni seyrettim. Yarışan onca kaliteli film arasında nasıl birinci olarak seçildiğine doğrusu çok şaşırdım. Yalanın, evlilik dışı sözüm ona mutlu beraberliklerde nasıl etkin bir rol oynadığını anlatan film, konu itibariyle ilgi çekse bile gerek seslendirme, gerek kameranın kullanılışı açısından en iyi film olmayı hak etmiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.