Vicdan mahkemesi

A -
A +

Birileri yoksulluk ve açlık pençesinde kıvranırken, birilerinin zevk u safa içinde yaşadığı, emperyalizmin kılık değiştirerek ortalığı savaş alanına çevirdiği, eğrilerle doğruların birbirine karıştığı, onca teknik ve bilimsel ilerleyişe rağmen insanlığın mutlu bir dünyaya kavuşamadığı, kaynakların kuruduğu, çevrenin ihmal edildiği bir dünyada en fazla eksikliği hissedilen şey nedir diye sorulduğunda vereceğiniz cevabı tahmin edebiliyorum. Vicdan. Ve onun ezeli ekibi; adalet, merhamet, sevgi ve şefkat... *** Arapçadan Türkçeye geçmiş bir kelime olan; bulma, bir şeyi bir halde görme, duyma, inanç gibi anlamları da içeren vicdan'ın burada kastettiğimiz manası; insanın içindeki iyi ile kötüyü ayırt eden duygu... Yani, insana doğuştan bahşedilen; ancak eğitimle; daha geniş bir ifadeyle "kendini bilme" mertebesine eriştikçe olgunlaşan deruni muhakeme yeteneği... Bireyselliğin öne çıkarıldığı günümüzde; daha barışçı ve huzurlu bir dünyanın gerçekleşmesi için vicdanların da daha uyanıklık ve işlerlik kazanması beklenirdi. Ancak, bilim ve teknolojik alanda ilerlemelerin doruğa çıktığı bu çağda, gücü ellerinde toplayanların çıkar çatışmaları ve kapitalizmin ehlileştirilmeyişi yüzünden ne yazık ki vicdanlar köreldi. İnsanlar, maddeci zihniyetin bu amansız çarkında, adeta altta kalanın canı çıksın umursamazlığı içinde kördöğüşü halindeler... Bu bakımdan, tek kutuplu dünyada haksızlıklara, çarpıklıklara ve keyfiliklere karşı güçlenen sivil toplum kuruluşlarının karşı duruşları vicdanları uyarma açısından bir umut ışığı taşıyor. Örnek mi istiyorsunuz; işte geçtiğimiz günlerde İstanbul'da yapılan Irak mahkemesi... 26-27 Haziran 2003'te Brüksel'de gerçekleştirilen Bertrand Russel Barış Vakfı Avrupa Barış ve İnsan Hakları Ağı toplantısında oluşturulan "çalışma grubu", daha sonra uluslararası bir koordinasyon grubunu oluşturarak kurulan mahkeme sonucunda Irak savaşının failleri ile onlara destek veren medya suçlu bulunarak vicdanlarda mahkum edildi. Irak savaşı dünya tarihine en haksız savaş olarak geçti. Az şey mi? Öte yandan, on ülkede yapılan, dünyaca ünlü şarkıcıların katıldığı, G-8 ülkelerine "Afrika'ya Yardım Edin, Yoksulluğu bitirin" çağrısı yapan "Live 8" konserleri... Gerçi, zengin ülkelerin liderleri bu çağrılara kulak asmadılar ama yoksul ve aç durumda olanlar, kendilerini düşünenlerin de bulunduğunu fark edip en azından "İnsanlık ölmemiş!" diye umut kapılarını açık bırakıyorlar.. Bu arada, (son olarak) dünyadaki kullanıma hazır bombaların imhası için eylemde bulunan, zaman zaman özellikle çevre sorunlarıyla ilgili gözü pek eylemleriyle dikkat çeken Greenpeace'i de anmadan geçmeyelim... İnsanlar, gaflet uykusundan uyanıp nemelazımcılık tavrından vazgeçtikçe sivil toplumlar da güçlenecek... Belki özlenen dünyayı işlevini yapan vicdanların dayanışması gerçekleştirecek, kimbilir...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.