Vicdan üzerine notlar

A -
A +

Olumsuzluklar ve bunun neticesinde doğan umutsuzluklar toplumu ahtapot gibi sardıkça her vesile ile 'vicdan'dan, "vicdanların uyanışı"ndan bahsediyoruz. Vicdanların uyanışı nasıl olur? İnsanın kendi kendini sorgulaması ve eleştirmesiyle... Kolay mı? Tabii ki, değil... Kendi kendini sorgulayabilmek ve eleştirebilmek; bilinç ister, dürüstlük, olgunluk, birikim ve sorumluluk ister. *** Çevreciliğiyle tanınan Prof. Orhan Kural, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işçilerinin Sarıyer'de yol genişletme amacıyla ağaçları kestiğini duyar duymaz, soluğu kesim mahallinde alıp kesimleri protesto etmiş. Bir ağacın 150 kişiye oksijen sağladığını söyleyerek uzun uzun ağaçları kesmenin sakıncalarından bahsetmiş. İşçiler şaşkınlık içinde kös kös dinlemişler. Kural Hoca: "İnsanlara bu kadar faydası olan bir ağacı keserken vicdanınız hiç sızlamadı mı?" diye sorunca işçilerden bir tanesi gayet soğukkanlı cevap vermiş: "Hayır, hiç sızlamadı!" Eğer bu işçi, yaptığı iş üzerinde düşünseydi; yaptığının iyi olup olmadığı konusunda kendi kendini sorgulasaydı yaş ağacı bu kadar rahatlıkla keser miydi? *** Düşünce mekanizmasını geliştirmeyen ezbere dayalı bir eğtimin uygulandığı, düşünce tembelliğinin yaygın olduğu bir toplumda, insanın kendisi ve yaptığı iş üzerinde düşünmemesi, sorgulamaya yanaşmaması trajik sonuçlar doğuruyor ve bundan yine toplum zarar görüyor. Sabah gazetesindeki köşesinde; "Türkiye'de bu sorgulama işini yapabilen, yapıp da kamuoyu önünde itiraf eden insan sayısı azdır. Müslüman kimliğini sorgulayanlar arasında daha da azdır" diyen Ergun Babahan, ağırlıklı olarak inancın sorgulanması meselesi üzerinde duruyor. Ve siyasiler içinde ayrıcalıklı bir tavır içinde gördüğü Başbakan Abdüllatif Şener'e övgüler düzerek, onu iktidarın vicdanı olarak değerlendiriyor. Sayın Şener ne yapmış? İnançlarını sorguladığını, bu sorgulama sırasında çok acılar çektiğini ve mide kanaması geçirdiğini, ancak sonunda inançlı bir mümin olarak kaldığını gönül rahatlığı ile anlatabilmiş! Danıştay saldırısının laik sistem ve Cumhuriyete sahip çıkmamız gerektiğini ortaya koyduğunu belirtmiş; Alevi-Sünni ayrımı hususunda Alevi'siz bir AK Parti'nin sakat bir kurum olduğununun farkına vardığını itiraf etmiş. Kur'ân-ı kerimin "Düşünmez misiniz?" ikazlarıyla akılcı; insanlar arasında her türlü ayrımcılığı reddedişiyle İslam'ın evrensel ve barışçı bir din olduğunun idrakine vakıf her Müslümanın, akıldan hareketle gönülde kemale ulaşan deruni inanç serüveni neticesinde vicdani uyanışa erişmesi doğal bir sonuç. Vicdan bir kere uyandı mı; bütün çıkar endişeleri, korkular, cehalet bir yana atılır; eğriler, doğrular ayıklanır; bencillikler, ayrımcılıklar, zaaflar karanlığa gömülür; adalet, her şeyin üstüne tahtını kurar. O zaman kendini de bilirsin, ne yaptığını da... Aydınlanırsın, aydınlatırsın... Yeter ki vicdanın uyanışı gerçek ve samimi olsun; politik amaçlara alet edilmesin...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.