Yabancı doktor

A -
A +

Hangi sağlık kurumuna; hastaneye giderseniz gidin, hepsi tıklım tıklım dolu... Ne kadar çok hasta insan var diye efkarlanırsınız. Bunca hasta çokluğu halkın bilinçsizliğinden mi, yoksulluk dolayısıyla beslenme bozukluğundan mı; yoksa evhamdan mı kaynaklanıyor diye düşünürsünüz. Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın dediğine göre bir doktor günde ortalama 50 hastaya bakıyormuş. Dile kolay. İşini derin bir sorumluluk içinde, hakkıyla yapmağa çalışan bir doktor bunca yüke nasıl dayanır? Hasta derdini nasıl anlatır? Üstelik, yetiştirme telaşı içinde yapılan muayene içine siner mi? Dünya Sağlık Örgütü'nün istatistiklerine göre hekim başına düşen nüfus sayısında Türkiye, sonuncu sıralarda yer alıyormuş. Bu, doktorların yurt genelindeki dengesiz dağılımıyla birleştiğinde daha da sağlıksız bir durum ortaya çıkıyormuş. Üstelik doktorlar sosyo-ekonomik açıdan gelişmemiş bölgelere gitmek istemiyorlarmış. Tasarlanan mecburi hizmet uygulaması Danıştay kararıyla engellenince yeni mezunların da ataması yapılamıyormuş. Hasılı ortaya çıkan tablo, sağlıksız... Doktor sayısını arttırmak kesin bir ihtiyaç... Çare: Yabancı doktor Sağlık Bakanlığı, hem ağır bir yük altında olan doktorları rahatlatmak, hem de hasta şikayetlerini azaltmak amacıyla sağlık yasasında yapılacak bir değişiklikle dışarıdan doktor getirtmeyi planlıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan, bir konuşmasında bu konuda açıklama yapınca, başta Tabibler Birliği olmak üzere Türk doktorlar arasında bir tartışma başlıyor. Doktorlar, hastanelerin altyapıları; sağlık elemanı, cihaz eksiklikleri tamamlansa, tatminkar ücret ödense sağlık sorunlarının giderileceği, mevcut doktor sayısının da yeterli olduğu görüşündeler. Sağlık Bakanı: "Türk hekimleri yurt dışında çalışıyor da, yabancı doktorlar bizde niye çalışmasın? Sadece vatandaşların değil, hekimlerimizin de buna ihtiyacı var. Konu bir boyutu ile AB ile ilgili görünse de bizim için daha önemlisi, ülkemizdeki doktor ve hemşire açığını kapatmak yönünde bir adım atılmasıdır" diye makul bir görüş belirterek projelerini savunuyor. Anlaşılan o ki Sağlık Bakanlığı ile doktorlar arasında iletişim kopukluğu var. Tartışmalar da uzun süreceğe benziyor. Doktor-hasta diyaloğu Geçen akşam TV kanallarının birinde Türkçe bilmeyen yabancı doktorlarla hastalar arasında nasıl iletişim kurulacağı konusu küçük röportajlarla işlendi. Sağlık Bakanlığı, getirilecek yabancı doktorlarda Türkçe şartı da arayacakmış. Ayrıca, Amerika'da yapıldığı gibi Türkçe sınavı konularak bu sorunu halletme yoluna gidilebilir. İletişim deyince, ne zaman bir sağlık kuruluşuna gitsem, hastaların, doktorların kendileriyle konuşmadıklarından, hastalıkları hakkında kendilerini bilgilendirmediklerinden şikayetleri aklıma geliyor. Doktorlara bu şikayetlerden bahsedecek olsanız, hasta çokluğundan, iş yükünden onlar da şikayet ederler. Haklılar ama; bizde genel olarak doktorların hastalarla iletişim kurmamaları ezeli bir tutumdur. Eskiye nispetle yine şükredilecek bir durumdayız. Şimdilerde en azından hastalığının ne olduğunu söylüyorlar. Eskiden onu da söylemezlerdi. Sadece ilaç yazarlardı. Hem efendim, bunca sıkıntı çektiğimiz sağlık derdimize derman olacaksa, yabancı doktorlar da buyursunlar, gelsinler! Olumlu düşünmekte fayda var. Bir film: BAMBİ Çok ilgi gören ve sevilen "Bambi" animasyon filmlerinin ikincisi şu sıralarda gösterimde... Annesini kaybeden duygusal ve sevimli küçük ceylan Bambi'nin ergenliğe ulaşma macerasını, babasının gözüne girmek için çırpınışlarını, hepsi birbirinden sevimli olan orman hayvanlarıyla dostluk ilişkilerini pek tatlı ve çekici bir atmosfer içinde işliyor. Çocuklarınızda birlikte gidebileceğiniz bu hoş animasyon filmi her şeyden önce içinizi yüreğinizi ısıtacak.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.