Yaşlılıkta hayat kalitesi

A -
A +

Herkes yaşlanmaktan korkuyor. Yaşlılık deyince akla hemen hastalıklar geliyor, toplum dışına itilmek ve düşkünlük geliyor. Geleneklerin büyük ölçüde yaşatıldığı Anadolu'da, kırsal kesimlerde yaşlı insanlar, aile içinde saygın konumlarını genelde muhafaza ediyorlar ama modern kent yaşamının çekirdek ailelerinde problem oluyorlar. Mevcut sistemde yaşlılar göz ardı ediliyorlar, hayatın dışına ve yalnızlığa itiliyorlar. Bu durumda, kendini kötü hissetme hali giderek çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Bilinç seviyesi yüksek, okumuş kesimde insanlar, gençlikten itibaren medyanın da çeşitli vesilelerle destekleriyle beslenmelerine, yaşam tarzlarına, spor yapmaya özen gösteriyorlar. Yaşı kemale ermiş olanlar da yaşlanmayı kabullenemiyorlar, gençleşme sevdalarına kapılıyorlar. Anti-aging programlarını takip ediyorlar; uzmanların tavsiyeleri doğrultusunda birtakım kürler yapıyorlar, çeşitli vitamin hapları kullanıyorlar. Ne kadar karşı koymaya çalışılırsa çalışılsın, tabiat hükmünü icra ediyor; yaşlanmaktan kaçınılamıyor. Bu konu ile ilgili olarak Dr. Osman Müftüoğlu'nun şu görüşlerini dikkate almanın yararlı olacağını sanıyorum: "Doğal, içten gelen, değiştirilemez ve son derece keyifli bir süreç olan yaşlanmayı engellemeye çalışmayın. Hayatı toyluktan, yüzeysellikten ve hamlıktan kurtarma süreci olan yaşlılığı engellemek için paranızı da, zamanınızı da harcamayın. Yaşlanmanın size verimlilik, bilgelik, zarafet ve tecrübe katan, lezzetinizi, tadınızı ve ağırlığınızı arttıran, tıpkı bir şarap gibi gövde dolgunluk ve farklı aromalar sağlayan bir süreç olduğunu unutmayın. Varsın biraz boyunuz kısalsın, eklemleriniz tutulsun, saçlarınız kırlaşsın, kırışıklıklarınız birazcık artsın! İyi ve güzel yaşlanmak kendinize verebileceğiniz en güzel ödüldür. Sorun, yaşlanmakta değil, bunu kokmadan, çürümeden, paslanmadan, tam tersine yeni lezzetler, tatlar kazanarak başarabilmektir." Yaşlılık Konseyi Derneği (TÜRYAK) Genç nüfuslu Türkiye'de her şey gençler üzerine kurulu. Bu konuda zaman zaman yazdığım yazılarda yaşlılar için sosyal destek sağlanmadığından, onların sorunlarıyla yeterince ilgilenilmediğinden bahsederim. Geçenlerde okuduğum bir gazete haberi artık yaşlılara sahip çıkılacağı konusunda umutlanmama vesile oldu. "Yaşlılık Konseyi Derneği" diye bir dernek kurulmuş. İş adamı Mete Bora'nın kurucusu ve başkanı olduğu bu dernek, şimdilerde yaşlılarla ilgili dernekleri bir çatı altında toplayarak yaşlıların yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla iç çamaşırından konutlara kadar standartlar belirlemeye hazırlanıyormuş. Ayrıca, TÜRYAK, Hacettepe Üniversitesi ile birlikte 1 Ekim Yaşlılar Günü'nde yaşlılığın sağlık ve sosyal boyutunun ele alınacağı "Ulusal Yaşlılık Kongresi" düzenleyecekmiş. Bunlar çok gerekli ve hayırlı çalışmalar. Mete Bora'yı ve ekibini kutlarım. "Huzurevlerinden emekli sandıklarına, giysiden ilaca, konuta kadar yaşlılar için üretim yapan firmaların gönüllü destekçisi olalım. Yaşlıların müdafaasını yapalım, onlar için personel yetiştirelim istedik" diyen Bora'ya başta üniversiteler ve basın olmak üzeri bütün kuruluşların destek vermesini temenni ediyorum. Kanaatimce; her şeyden önce yaşlıların bir kenara itilmişlik duygularından kurtarılmaları gerekiyor. Bilgi, görgü ve tecrübelerinden faydalanmak için onların topluma kazandırılmaları, üretime katkıda bulunmaları; yaşama sevgilerini ve coşkularını kamçılamak için çeşitli platformlarda gençlerle buluşturulmaları gerekiyor. 1 Ekim'de yapılması planlanan Ulusal Yaşlılık Kongresi'nde bu hususta etkin kararlar alınacağını umut ediyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.