Zaman zaman gazetelerde yazarlık öğretimi ile ilgili haberler okuyorum. Son günlerde bazı televizyon kanallarında görmeye başladığımız romancı Pınar Kür de bu işe girişmiş. Kurgu yapmayı öğretmek için öğrencilerine "Anna Karenina"yı okumalarını şart koşmuş. Anladığım kadarıyla bu oldukça hacimli roman öğrencilerinin gözünü korkutmuş. Doğrusu hiç şaşırmadım. Günümüzde hevesli gençler hangi meslekte olursa olsun sekmeden uçmak istiyorlar. Yazar olabilmek için önce dili çok iyi bilmek gerekir. Doğuştan yetenek (ki, ben buna cevher diyorum) oranı herkese göre değişir; en azından %10 olması gerekir diye düşünüyorum. Yüzde doksanı çalışmaktır. Bu çalışma kapsamına dilin en iyi şekilde öğrenimi ve kullanımının yanı sıra, çok okumak, hayal gücünü güçlendirmek, özgür düşünmek, gözlem yapmak, insan psikolojisini çok iyi anlamak gerekiyor. Yazarlık öğretimi adı altında atölye çalışmaları yapmak faydalıdır ama bu, ille yazar yetiştirilir anlamına gelmiyor. Son derece ciddi ve çileli bir iş olan yazarlık, cehaletin yaygın olduğu, okuma alışkanlığının bulunmadığı, insanlarının kendi kültürlerinden bile habersiz kaldığı; özgün, özgür düşünmek yerine taklitçiliğin, şu veya bu şekilde baskının egemen kılındığı ülkemizde henüz meslek olma aşamasında bile değildir. Geçmiş yıllarda siyasetin edebiyata da egemen olması; yazarların âdeta sun'i bir baskıyla sağcı yazarlar, solcu yazarlar diye kamplara ayrılması; ideolojik kavgalar kültür ve sanat hayatımızı kısırlaştırmış, edebiyat vadisini çoraklaştırmıştır. Televizyon kanallarının çoğunun altıncı sınıf programlarla toplum hayatına girmesi, halkın zaten zayıf olan okuma ilgisini büsbütün azaltmış; dolayısıyla yazarlığa da büyük bir darbe indirmiştir. Son zamanlarda medyanın ilgi ve desteğiyle halkın yoğun ilgisiyle birlikte şöhret ve büyük paralar kazanan şarkıcılar, türkücüler, mankenler vs. yazarlığa heves edince iş çığırından çıkmış; neredeyse 250 kelime ile Türkçe konuşan, okuması, bilgisi kıt sahte şöhretler birbiri ardınca kitap yazmaya başlamışlardır. Giderek yazmak, bazı gençlerle birlikte her canı sıkılanın ilgi duymaya başladığı bir alan olmuştur. Bir de gazetelere yazarlık derslerinin verildiği haberinin çıkması bu ilgiyi kamçılamıştır. Kültürün hâkim, okuma oranının yüksek olduğu, dil disiplininin bulunduğu, herkesin işini ciddiye aldığı bir ülkede yazarlık yeteneği geliştirilebilir. Fikirleri açmak, düşünce boyutlarında gezinmek, hayalleri geliştirmek atölye çalışmalarıyla pekâlâ mümkündür...