Yeni Cumhurbaşkanımıza hayırlı olsun derken

A -
A +

Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra köşelerde yeni cumhurbaşkanımız ile ilgili çeşitli yorumlar yapılıyor, ahkâmlar kesiliyor, taktikler verilmeye çalışılıyor... Basında ötekilerin safından berikilerin safına sert geçiş yapan yazar Ahmet Hakan, sayın Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı oluşunu cumhuriyetin bir zaferi olarak değerlendirirken; "Bu Cumhuriyet, tornacı Hacı Ahmet Hamdi Amca'nın oğlunu Çankaya'ya çıkaracak denli eşitlikçi bir Cumhuriyettir. Yani hep birlikte Yaşasın Cumhuriyet diye bağırabiliriz. 1960'lı yılların sonundan beri kendilerini dışlanmış hisseden merkezkaç güçler, artık dışlanmışlıktan söz etmemelidir. Çünkü tam da kendilerini dışlanmış hissedenlerin derinliklerinden gelen bir isim ülkenin en tepesine çıkmıştır. Yani artık Bize bu ülkenin zencileri muamelesi yapılıyor edebiyatına son verilmelidir" diye yazdı. Bir başkası, bu seçimden dolayı duyduğu mahzunluğu belirtirken, diğer bir yazar da eğer Gül, herkesin cumhurbaşkanı olmazsa Türkiye'de ayrışmaların olabileceği endişelerini dile getirdi. Bendeniz şahsen, sayın Abdullah Gül'ün herkesin cumhurbaşkanı olacağı inancımı sürdürmekteyim. Ezilmişliklerin, dışlanmışlıkların hüznünü yaşayan bir insanın halkının hiçbir ferdini birbirinden ayırmayacağını, herkese eşit yakınlıkta duracağını zaman içinde hep birlikte göreceğiz. Çilekeş ülkemiz için hayırlı olsun diyorum. *** Geçmiş zamanda kendilerine zenci muamelesi yapıldığını ilk defa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan duymuştum. Bu söz, beni çok etkilemiş, yüreğimi burkmuştu. Bizim kültürümüzde ve geleneğimizde ırk, cins, din ayrımı yoktur. Kültür ve gelenekten koptukça dışlamalar ve ötekileştirmeler tedavi kabul etmeyen bir hastalık gibi gittikçe artmıştır. Bu dışlama ve ötekileştirme hastalığı çocuklukta başlar bizde. Zayıflar, güçsüzler, içe dönükler mahallenin egemen kabadayı çocuklarınca itilir, kakılır, horlanır. İlkokulda hali vakti yerinde olan ailelerin çocukları fakir veya pısırık çocuklara öteki muamelesi yaparlar, aralarına almak istemezler. Bu hastalıklı hal, iş hayatında ve sosyal hayatta sürer gider. Biz, insanları sevmeye, anlamaya, kabul etmeye değil, sevmemeye, anlamamaya, kabul etmemeye kendi kendimizi programlar dururuz. Hülasa olarak diyeceğim, bu halk dışlanmaların, ezilmelerin, ötekileştirmelerin kahrını çok çekmiştir ve halen çekmektedir. Dokuzuncu senfoninin çalındığı bir konserde dinleyici elit grubu işaretleyerek işte Çağdaş Türkiye deyişi hafızalarımıza kazınan eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel, her fırsatta ülkede herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunu söylerdi. Ama sıradan kişiler hastane kuyruklarında, maaş kuyruklarında, torpilsiz işe girememe sancılarında, adalet ve hak arayışlarında, büyük şehirlerin ağır hayat şartlarında birinci sınıf vatandaş olamayışın acısını çekerdi. İnşallah, çiçeği burnunda cumhurbaşkanımız sayın Gül'ün zamanında halkımızın her ferdi ideal bir sosyal düzenin rahatlığı içinde birinci sınıf vatandaş olmanın keyfini sürer. Beklediğim; Gül zamanında halkın yüzünün gülmesi...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.