Yeni yüzyılda eğitim

A -
A +

2000'li yıllara çeşitli sorunlarla girdik. Ortadoğu kaynayan bir kazan görünümünde. İsrail-Filistin savaşı bütün şiddetiyle devam ediyor. Şaron ve Bush gibi yöneticiler sorunların tek çözüm yolunun savaş olduğu fikrinde ısrar ediyorlar. Gücü elinde tutmak isteyenlere dünya dar geliyor. Savaş acılarıyla kavrulan halkların çektiklerine sanki gözler ve yürekler kapanıyor. Göstermelik barış ve uygarlık nutukları atılıyor ama "Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma" sözünün barış ve uygarlığın temeli olduğu ilkesi gözardı ediliyor. Öte yandan, gidişattan kaygı duyan gerçek barış yanlıları insanlığın acılarına son vermek, dünya barışını sağlamak için hal çareleri, çözüm yolları arıyorlar. İşte, geçtiğimiz hafta İstanbul'da yapılan Dünya Kültür Zirvesi bu iyi niyetli girişimlerin somut örneğiydi. Bu toplantıda katılımcı ülkenin temsilcileri yeni dünya düzeninde barışın ancak toplumların, birbirlerinin farklı kültürlerini tanıyıp kabullenmekle mümkün olabileceğini savundular ve söz konusu kültürel değerlerin yeni nesillere aktarımında eğitime büyük sorumluluk düştüğünün altını çizdiler. Şimdi dönüp kendimize, kendi eğitim sistemimize bakalım. Avrupa Birliğine girme mücadelesi verdiğimiz şu günlerde birçok kurum kendine çeki düzen verme, yeniden yapılanma gayretleri içine girerken Milli Eğitim Bakanlığında ne gibi değişimler yaşanıyor, ne gibi projeler geliştiriliyor, bilemiyoruz. En son, Milli Eğitim eski Bakanı Metin Bostancıoğlu'nun eski şairlerin okutulmaması girişiminden sonra etrafında büyük vaveyla kopan bakanlık, şimdi suskunluk içinde. Şimdiye kadar gelen her bakan kendi siyasi görüşüne göre eğitimi şekillendirmeye çalıştı. Bu yüzden siyasetten arındırılmış, çağın ihtiyaçlarına cevap veren, "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" ve "kendi" olan, demokrasi kültürünü hazmetmiş bireyler yetiştirmeyi amaçlayan köklü ve sağlam bir milli eğitim politikası geliştirilemedi. Ne yazık ki bütün sorunların ve çarpıklıkların temelinde eğitim yatıyor. Hal böyleyken, dikkat ediyorum her ders yılı başında eğitim sorunları TV kanallarında da zoraki toplanan bağışlar, her yıl değişen kitaplar gibi dar bir çerçeveden ele alınıyor. Kültürel değerlerin tanınması, tanıtılması ve yeni nesillere aktarılması konusunda Milli Eğitim Bakanlığına büyük sorumluluk düşüyor. Bu konuda yeni çalışmalar ve projeler var mı, bilemiyoruz. Dünya ülkeleri, küreselleşme süreci içinde "tek tipe doğru gidiş"i önlemek için eğitim sistemlerinde yeni düzenlemelere hazırlanırken, şimdiye kadar bir kalıptan dökülmüş gibi tek tip öğrenci yetiştirme amacı güden eğitim sistemimizde öğrencileri birbirinden farklı bireyler olarak yetiştirme gibi yeni bir hedef belirlemesi söz konusu mu? İnşaallah eğitim camiasından bu sorularımıza cevap verecek, kaygılarımızı giderip içimize su serpecek birileri çıkar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.