Yeniden "Kentim İstanbul"

A -
A +

Türkiye'nin ağırlığını çeken İstanbul, artık sorunlar yumağı haline geldi. İstanbul'u dünya kenti yapma vaadiyle Büyükşehir Belediye Başkanlığına gelen Kadir Topbaş, sivil toplum örgütlerini, kurumları kalıcı çözümler üretmek üzere yardıma çağırıyor. İstanbul'da yaşayan herkesin sadece tenkit etmekle kalmayıp sorumluluk duygusu içinde yapıcı bir tavır sergilemesi gerektiğini söylüyor. Doğru söze ne denir? Haklı. MÜSİAD, "Kentim İstanbul" adı altında İstanbul'un sorunlarını tesbit eden hacimli bir araştırma raporu hazırlayarak bunu açıklamak üzere geçtiğimiz perşembe günü bir basın toplantısı düzenledi. İlk defa eski başkan Ali Müfit Gürtuna zamanında gündeme gelen "Kentim İstanbul" projesi bir hayli dikkatimi çektiği için bütün işimi gücümü bırakarak toplantıya katıldım. İstanbul valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da katıldığı toplantıda İstanbul'un sorunları masaya yatırıldı. Trafik, göç, eğitim, ulaşım, turizm, güvenlik, teknolojiden yararlanma gibi büyük büyük konular üzerinde konuşuldu da şehrin kaybolan ruhunun nasıl kazanılacağı üzerinde pek durulmadı. Bu çerçevede benim "sevgisizliğin ve saygısızlığın hakim olduğu bir ortamda mutlu ve keyifli bir yaşam sürdürmek mümkün mü?" diye ilettiğim soru da haliyle havada kaldı... ? Kadınlar olmadan asla İstanbul Valisi Muammer Güler, konuşması sırasında İstanbul'un geleceğini kurtarmak üzere güçlü bir iradenin oluştuğunu söyleyerek yüreklere su serpmeğe çalıştı ama benim bir noktaya aklım takıldı kaldı. Bir aile yuvası nasıl kadın eli değmeden, sağlıklı düzene girmezse; bir kent de, kadın duyarlılığı, görgüsü, aklı ve gönlü devreye, kadın gücü seferberliğe girmeden ıslah edilemez. MÜSİAD toplantısında üç beş gazetecinin dışında kadın yoktu. Zaten kadınlar giderek siyasetten, yönetimden, sorunların tartışıldığı böyle önemli toplantılardan el ayak çekmiş durumdalar. Genelde ne mi yapıyorlar? Ev kadınlarının çoğu ev işlerinin dışında TV başındalar veya günlerde toplanıyorlar. Çalışan veya emekli entelektüel kadınlar ise belirli günlerde restoranlarda toplanıp stres atıyorlar. Hasılı büyük bir güç faydaya dönüşmeden heba olup gidiyor. Başkan Kadir Topbaş'ın: "Herkes İstanbul'la ilgili hayallerini, düşüncelerini anlatsın" şeklinde dikkatimi çeken ilginç bir sözü var. Bence bu hayal ve düşünceleri anlatma işi kadınlarla başlamalı. Mesela bir "Kent Kadın Konseyi" kurulabilir. Her kesimden gönüllü kadınlar, bu konsey çerçevesinde toplanıp hayal ve fikir fırtınası estirebilirler. Kabul görenlerin gerçekleşmesi için ahenkli çalışmalar yapılabilir. Söz gelimi sağlıklı komşuluk ilişkilerinin oluşturulması, mahalleliler arası dayanışma, kente uyum davranışlarının olgunlaştırılması, yaşlıların korunması, temizlik, çevre sorunları vs. konularına ivedilikle el atılabilir. Şimdi, bu konulara zaten el atıldı diyenler çıkabilir. İyi de efendim, benim söylemek istediğim başka. Medeniyetin temel direkleri kadınlar... Arkada sağlam bir irade oluşturulurken ön planda kadınlar bilinçlenip sahip çıkmalı İstanbul'a... O zaman kaybolan İstanbul ruhunun nasıl geri döndüğünü göreceksiniz...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.