17 Ağustos depreminden sonra içimizde çöreklenen derin acının etkisiyle kendi dışımızda hep suçlu arandık durduk. Tarihi kent dokularına aldırış etmeden çarpık, sağlıksız ve kaçak yapılaşmaya göz yumdukları için yerel yöneticileri suçladık. Büyük ölçüde haklıydık da... Haklı olmadığımız taraf, ortak sorumluluk payımızı hiç hesaba katmamaktı. Değerlerin savrulmasında, betonlaşma furyasında, kültürel mirasın talan edilmesinde her birimizin az veya çok katkısı var. Madde hırsı hepimizin gözüne bir perde çekmiş, üretmeden tüketime yönlendirilmiş bir toplumun bireyleri olarak önce kendimizi, sonra birbirimizi, daha sonra da değerlerimizi tüketmeğe başlamıştık. Yaşadığımız şehrin tarihi ve estetik özelliğini koruyan, düzenli ve yaşanılır bir yer olması için, gelişmemiş bir vatandaşlık bilinciyle hep yerel yönetimleri sorumlu tuttuk, sadece onlardan iş bekledik. Vatandaş olarak sorumluluklarımızın idraki içinde yerel yönetimlere yardımcı olmayı düşünmedik. Oysa, sivil inisiyatif olmadan hiçbir kentin korunması, güzelleşmesi ve gelişmesi mümkün değil. Bu konuya neden girdim, anlatayım. Kriz ve bunalım ortamındayız, ekonomik ve sosyal problemlerin karmaşası içindeyiz, kabul! Ama Türkiye'de çok önemli ve güzel şeyler yapılıyor, gelişmeler ve değişimler oluyor. Ben, elimden geldiğince ve haberdar olduğum kadarıyla bunları sizlerle paylaşıyorum. Kültür Bakanlığı'nın geçtiğimiz günlerde Antalya'da tertiplediği "Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması" sempozyumunda katılımcı belediye başkanlarında değişen ve gelişen Türkiye görüntüsüne yakışır ortak tavır ve yaklaşımlarla birlikte bazı değişimler gözlemledim. Neydi bunlar? Çalışma ve üretim heyecanı, idealist tutum, eleştiriye açıklık, hoş ve sıcak bir rekabet havası, güleç bir yüz, medeni ve çevreci bir tavır. Bu arada bazı belediye başkanlarıyla tanışma fırsatı buldum. Kısa zamanda restore ettirdiği tarihi evlerle Beypazarı'nın çehresini değiştiren çalışkanlığı ve pratik çözümleriyle dikkat çeken Mansur Yavaş, yeni kurulan Dulkadirli'de yeni bir yeraltı şehrinin ortaya çıkarılışında büyük emeği geçen, "Gerektiğinde ceketimi çıkarıp bir işçi gibi çalışmaktan zevk duyuyorum" diyen Selçuk Dulkadiroğlu, Safranbolu'nun gelişmesinde büyük rol oynayan Mehmet Ceylan, Bergama'nın turizmden hak ettiği payı almak suretiyle ekonomik sıkıntıları var gücüyle aşmayı amaçlayan Akif Ersezgin, Beyoğlu'na özlenen nostaljik çehreyi kazandırmak için ciddi gayretler sarfeden Kadir Topbaş, Muğla'yı önünden geçilen yer değil, gidip kalınası bir kent haline getirmeyi amaçlayan Osman Gürün, Türkiye Tarihi Kentler Birliği'nin başkanlığını başarıyla yürüten Bursa Belediye Başkanı Erdoğan Bilenser, Antalya'yı kültür ve sanat merkezi haline getirmeğe çalışan Bekir Kumbul, Şanlıurfa'nın enerjik ve hatırşinas başkanı Ahmet Bahçıvan aklımda kalanlar... Hepsi yurdumun güzel insanları. Politik yarışı bırakmışlar, sadece iyinin ve güzelin ortaya çıkması için çalışıyorlar. Teşekkürler sevgili başkanlar!.. Kolay gelsin!