Bir yılı ve bayramı da geçirdik. Her yeni yıl başlangıcında ve bayramlarda umutlarımız tazelenir. Birbirimize sağlık, huzur ve hayır temennilerinde bulunuruz. İnsanoğlunun güzel bir âdetidir. Bu yıl başında ve bayramda da bunları yaptık. Ama ne yazık ki yüreklerimiz içten içe endişe dolu. Nasıl olmasın ki? Mevcut durumlara ve gidişata bakarak gelecek hakkında tahminde bulunanlar (ki, bazıları koyu karamsarlıklarından dolayı bunlara felaket tellalları diyorlar), 2007 yılının gerek ülkemiz, gerek dünya için çok zorlu geçeceğini, siyasi kargaşaların artacağını, küresel ısınma yüzünden çevre ve iklim felaketlerinin yaşanacağını söylüyorlar. Şöyle serinkanlı düşünecek olursak bu tahminlerle olabilirlik oranının bir hayli yüksek olduğunun farkına varırız. Bir yandan, yer altı ve yer üstü kaynaklarının bilinçsizce ve hoyratça kullanılıp tüketildiği, atmosfer dengesinin bozulduğu ihtiyar gezegenimiz hastalığının nerdeyse son demlerini yaşıyor. Küresel ısınmanın oluşturacağı felaketler kapımızda... Öte yandan, soğuk savaşın bitiminden sonra ezeli dünya imparatorluğunu gerçekleştirme sevdasına düşen ABD, 11 Eylül'den sonra hayata geçirdiği Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde "terörü engelleme, özgürlük ve demokrasi getirme" bahanesiyle işgal ettiği Afganistan ve Irak'ta nice trajik olayların, kıyımların yaşanmasına, terörün daha da şiddetlenip küresel boyutlar kazanmasına sebep oldu; insan hakları diye diye insan hakları ihlal edildi, etnik ayrımcılık ve mezhep kavgaları ateşlendi... Bir türlü halledilemeyen Filistin sorunu coğrafyanın kanayan yarası... Huntington'un öngördüğü akıl almaz medeniyet çatışmalarının yaşandığı Orta Doğu bir kaos ortamına dönüştü. Petrolü ve zengin yer altı kaynakları sebebiyle tarih boyu batının çeşitli çıkar oyunlarına ve hesaplarına hedef olan bu coğrafyada tarih sanki yeniden başlıyor... Batı ve öteki bağlamında, burada her türlü cilasından soyutlanmış Batı'nın elleriyle çizdiği tablo bir Orta Çağ manzarasını andırıyor... Ve bu manzara 21. yüzyıla barış ve kardeşlik umutlarıyla girmiş; gerçek medeniyet anlayışını benimseyen; vicdan ve akıl sahibi insanların yüreğini kanatıyor. Göstermelik bir yargılanmadan sonra Müslümanların en hassas olduğu mübarek bayram arefesinde alelacele Irak'ın devrik başkanı Saddam Hüseyin'in alelacele hunharca asılışı ve bu asılışla ilgili karelerin televizyonlarda tekrar tekrar gösterilişi insanlık onurunu onulmaz bir biçimde zedeliyor. Kan, barut, nefret ve intikam çığlıklarıyla tıkanan demokrasi yolunda çiğnenen; demokrasi, evrensel barış ve kardeşlik hayalleri oluyor. Bundan sonraki günler insanlığın sınandığı günler olacak...