Yıldız şehir Kayseri

A -
A +

Geçen hafta Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'nin davetlisi olarak "2. Erciyes Şiir Günleri"ni izlemek üzere Kayseri'ye gittim. Amacım hem bir şiir şöleninde bulunarak şiir duygumu tazelemek, hem de nice zamandır görmek istediğim Kayseri'yi tanımaktı. Okuyucularım bilirler, İstanbul'un karmaşasından yorulduğum; betonlar arasında yüreğimin buz kestiğini hissettiğim zamanlar, bir vesile ile Anadolu yolculuklarına çıkar, Anadolu kentlerinin çoğu tarihle iç içe geçmiş sükûnetine, insanlarının sıcaklığına sığınırım. Ancak, geçen sonbaharda gittiğim; İngiliz ağırlıklı yabancı yerleşimin yoğun olduğu Fethiye ve Ölüdeniz'de sanki yurt dışına çıkmışım gibi kendi ülkemde öz olarak kaybolduğumu hissederek; zaman zaman Kemalettin Kamu'nun o nefis "Gurbet" şiirinin "Her şey bana yabancı/Her şey başka biçimde" mısralarını mırıldanıp tahlili karmaşık bir yalnızlık hüznüne kapılmıştım. Kayseri'de bunun tam aksi oldu. Düzlük alan üzerine sağlıklı bir planlamayla kurulmuş şehrin trafik yoğunluğu çekilmeyen geniş caddeleri ve o genişlikle uyumlu mekânları ilk bakışta insanda bir ferahlık duygusu uyandırıyor. Ve o ferahlıkla başladığınız yolculuk, 6 bin yıllık şehirde adım başı rastlanan tarihî eserlerle farklı zaman boyutlarının gizemini de bünyesine katarak devam ediyor. Ruhunuzun kanatlanır gibi olduğunu, binlerce yıl birbiriyle sarmalanıp kaynaşarak sürüp giden insanlık macerasının betonlar arasında daraldı sandığınız soluğunuzu genişlettiğini hissediyorsunuz. Artık yalnızlık ve kaybolmak ne kelime? Gördükçe, duydukça, merak ettikçe, düşündükçe, hayal ettikçe ve Kayseri'nin samimi insanlarıyla konuştukça çoğalarak var olduğunuzu fark ediyorsunuz. Kayseri, yalnızlığı yenmiş bir şehir. Bahtı açık, yıldızı parlak, yüreği sıcak... Bu sıcaklığı en çok bir ara sohbet ettiğmiz Başkan Mehmet Özhaseki'nin: "Belediye Başkanı olmak sadece yol, köprü yapmak, elektrik, su getirmeyi değil, aynı zamanda halkın dertleriyle dertlenmeyi, sevinçlerini paylaşmayı, dar ve acılı zamanlarında onların yanında olmayı gerektirir" diyen samimi sözlerinde ve güleç yüzünde buldum. Başta Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Oktay Durukan olmak üzere inanç ve hevesle çalışan ekibinin misafirperverliği sanki aile ocağındaymışım gibi yüreğimi ısıttı. 'Öz'ünü muhafaza ederek gelişen, çağımızın gerektirdiği değişimlere ayak uydururken özünü daha bir zenginleştiren, sosyal düzenini büyük ölçüde sağlamış, çalışkan ve yurtsever insanlarının dayanışma içinde olduğu, yer yer Avrupa şehirlerinin de parıltılarını taşıyan örnek bir Türk şehri Kayseri... İnsanları toprağına vefalı. Sabancı ve Kadir Has da modern Kayseri'nin gelişimine büyük katkılar sağlamış. Sermayenin yönettiği küresel rüzgârlara kendi olarak dayanmak, dayanmanın ötesinde öz gücüne ekonomik gücü de katarak var olmak nasıl başarılır diye merak edenler, mutlaka Kayseri'ye gelip görmeliler ve örnek almalılar... Söylendiğine göre gerek yurt içinden, gerek yurt dışından bu merakla gelenlerin de ardı arkası kesilmiyormuş. Kayseri büyüsüne daldım ya, sütunum farkında olmadan doldu. Oysa anlatılacak o kadar çok şey var ki... Salı günkü yazımda Kayseri'nin sembolü olan Erciyes'ten ve Kayseri'nin şairlerinden bahsedeceğim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.