Yine Türkçe

A -
A +

Türkçe üzerine yazdığım bu kaçıncı yazı bilmiyorum. Bazı köşe yazarları da zaman zaman köşelerinde bu konuda yazıyorlar, endişelerini belirtiyorlar. Ne kadar yazsanız rüzgara karşı konuşuyormuşsunuz gibi savrulup gidiyor, hiçbir etkisi olmuyor. Topluca kör, sağır ve dilsizi oynuyoruz. Halkın zaten bu konuda bir tasası yok, ikiyüzelli kelimeyle yalan yanlış konuşmak herkese yetiyor. Öyle ya, TV kanallarının müzmin portrelerini, futbolu ve yavan dizileri anlamak için daha fazla kelimeye zaten ihtiyaç yok! Bilgi çağıymış, estetikmiş, sanatmış, felsefeymiş, kültürmüş kimin umurunda efendim? Ekmek fukaralığı ile dil fukaralığı başbaşa ve kol kola gidiyor nasıl olsa! İş yerleri tabelalarında hâlâ inatla yabancı kelimeleri kullanıyorlar. Hatta dil şuursuzluğunu daha da ileri vardırıp Türkçe kelimelere yabancı dillerin (özellikle İngilizce) takılarını takma modası başlattılar. Efendy'yi, Laila'yı içimize sindiremezken geçenlerde bir dönerci dükkanında "Dönerchi" kelimesine rastladım, ardından bir başka tabelada "Eylülist"e... Başımdan sanki kaynar sular döküldü. Caddelerdeki iş yerlerinin tabelalarına şöyle bir bakın, hemen hemen hepsi yabancı kelimelerle dolu. Ne oluyoruz Allah aşkına? Türkiye'de miyiz, yoksa bir başka ülkede mi? Bir toplum kendi öz dili karşısında nasıl bu kadar sorumsuz ve bilinçsiz davranabilir? Bu ne akıl almaz kültürsüzlük, bu nasıl şifa kabul etmeyen bir hastalıktır! Bazı yarı aydınlar Kürtçe eğitim konusunda ahkâm keserlerken sanki öz dilleri umurlarında değilmiş gibi Türkçe'nin bu pejmürde hali karşısında kıllarını kıpırdatmıyorlar. Avrupa Birliğinden icazet mi bekliyorlar, nedir. Öylesine vahim bir gidiş içindeyiz ki, sorumsuzlar takımı ancak AB, "Türkçe'ye sahip çıkın" diye bir dayatmada bulunurlarsa dile sahip çıkacaklar! Türk Edebiyatı Dergisinde Yağmur Atsız, Türkçe'nin elli yıl içinde eriyip gideceğini söylüyor. Bu kadar vurdumduymazlık ve sorumsuzlukla olacağı bu zaten. Savurup attığımız her kelimeyle biraz daha çöküyoruz. Ama kimin umurunda? Eskiden çok iyi eğitimcilerin sayesinde filmlerde Türkçe seslendirmeler (dublaj) çok iyiydi. Şimdilerde o da bozuldu. Eskisi gibi ne tonlamalara, ne tınıya, ne de vurgulara dikkat ediliyor. Umudumuz dediğimiz gençliğe bakıyorum, onlar da aldırmasız. Çoğunluk kelimeleri yanlış vurguluyor, keyfi konuşuyor, ayrıca yarı İngilizce yarı Türkçe melez bir dil kullanmağa eğilimliler. Eğitim de, gençliğe nedense dil sorumluluğunu ve zevkini bir türlü aşılayamıyor. Bir de bilgisayarların hayatımızı kapladığı bir dönemdeyiz ya, İngilizce kökenli binlerce bilgisayar terimi gittikçe dilimize yerleşiyor. Türk Dil Kurumu, bilişimcilerle el ele vererek terimlerin Türkçe karşılıklarını üretmek ve bunların hayata geçmesi hususunda üstüne düşen görevi yerine getirmek zorundadır. En hayati konumuz dildir. Dilimizi kaybettik mi, her şeyimizi kaybederiz. Bu, böyle biline!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.