Yine utanç fotoğrafları...

A -
A +

Bu zaman.... 21. yüzyılın parlak sırlarının döküldüğü; insana saygı ve sevginin şeytani tuzaklarda yok edildiği, vicdanların mühürlendiği; şefkat ve merhamet duygularının zulüm rüzgarlarıyla savrulduğu; medeniyet denilen şeyin tek dişi kalmış canavara dönüştüğü bir zaman... Geçen akşam, birbirinden albenili reklamların, abuk sabuk eğlence programlarının yayınlandığı TV kanalları arasında dolaşırken, bir kanalda yürekleri ağza getiren, insanı insanlığından utandıran o sadizm ve vahşet fotoğraflarına tekrar rastladım... Hem de eskisinden de beter görünümleriyle... Bunlar, Irakta'ki Ebu Gureyb Cezaevi'nde 2003 yılında tutuklulara uygulanan işkence fotoğrafları ve video kayıtlarıydı. Karikatür olayı dolayısıyla Müslümanların ayağa kalktığı şu sıralarda bir yandan, bir Avustralya televizyonunda tüyler ürpertici işkence fotoğraflarının yayınlanması; öte yandan İngiliz askerlerinin Iraklı çocukları hunharca dövdüğünü gösteren resimlerin basında yer alması tesadüf müdür; yoksa, batı ile İslam dünyası arasında bazı çılgın teorisyenlerin öngördüğü medeniyetler savaşını kızıştırmak amacını mı taşımaktadır, bilinmez. Yalanlar üzerine oturtulmuş bir sistemde artık neyin gerçek, neyin kurmaca olduğu ayırt edilemiyor. Ancak, bu vahşet fotoğrafları bize gösteriyor ki, insanlık büyük bir tehlike içindedir. Umutsuzluk dalga dalga bütün dünyayı sarmaktadır. Yeni dünyanın güç hırsıyla gözü dönmüş, bilim ve teknoloji destekli savaşçıları dünyayı ateşe vermek, barış hayallerini tamtam sesleri arasında boğmakta, insanlığı moralman çökertiyor. Her gün şiddet ve cinayet haberleriyle sarsılıyoruz. Ne yazık ki, barış ve kardeşliğe inanan; sorumluluk duyan insanlar; vicdan sahibi bilim ve fikir adamları, düşünürler, yazarlar, sanatkarlar, sivil toplum örgütleri, insanı yüceltmeyi amaçlayan çeşitli kuruluşlar bu dehşetengiz gidişi engelleme adına saygın bir karşı duruş sergileyememektedir. Bu fotoğraflar karşısında ayağa kalkması gereken, medeniyet değerlerini bünyesinde topladığını iddia eden AB ülkeleri suskundur. Bu suskunluk, batı medeniyetinin çöküşünün bariz bir göstergesidir. İfade ve düşünce özgürlükleri, insan hakları, demokrasi; ancak işine geldiğinde varmış gibi gösterilen, savunulan içleri boşaltılmış kalıplardır. Ahlakın: "Sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma" temel ilkesi, barışçı siyasetlerin tükendiği, artık son sistem silahların konuştuğu uluslararası arenada postallar altında ve terör tuzaklarında ezilmektedir. Rönesansın çocukları batı medeniyetinin temelini teşkil eden insanlık değerlerini vahşi ve doyumsuz kapitalizmin pençelerine teslim etmişlerdir. Bu zaman... vicdanların sınandığı, bütün acılara rağmen derinliklerinde bir parçacık sevgi külü kalmış yüreklerin birbiriyle harmanlanıp aşkla tutuşan tek bir yüreğe dönüşerek insanlığı uyandırması gerektirdiği bir zamandır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.