Yorum sizin...

A -
A +

Irak'a asker gönderme tezkeresine TBMM'den izin çıktığından itibaren binlerce ananın yüreğine derin bir sızı düştü... Dünyada erkek egemen yöneticilerin sert, katı, bencil, savaş yanlısı iktidarları yüzünden şimdilerde anaların yürek seslerine kulak veren kalmadı. Bir oğul ana-baba için ne demekmiş, ne fedakârlıklarla yetiştirilirmiş; kimin umurunda? Büyük şair Fuzuli'nin, insanlığın bütün derdini taşıyan, çöl yangınıyla yanan yüreğiyle "Dost bi-perva, felek bi-rahm, devran bi-sükun/Derd çok hem-derd yok düşman kavi tali "Zebun" (Dost aldırmasız, kader acımasız, dünya kargaşa içinde /Dert çok, dert ortağı yok, düşman güçlü talih aciz) diye yakındığı zamandan beri insanlık olgunlaşma, barış, dostluk ve sevgi yolunda bir adım bile ilerleyememiş ki... Köhne gezegende gücü elinde toplamak isteyenlerin bitmez tükenmez ihtirasları yüzünden zulüm her devrin baş tacı... Bu taç, günümüzde dünya imparatorluğuna heveslenen Bush'un başında. Dünya kamuoyunun öfkesi, bütün anaların ahı da ona yönelmiş durumda. Onun gözlerini kapatmış, kulaklarını tıkamış, kalbini mühürlemiş bir halde bir dahaki seçimleri kazanma planları yaptığını basından öğreniyoruz. Dünya halklarının bütün karşı çıkışlarına rağmen yalanlarla başlattığı Irak Savaşı'ndan başarılı çıkamayacağını idrak edemediği gibi seçimleri tekrar kazanamayacağını da hesaplayamıyor. Şaibeli olarak kazandığı ilk seçim sonuçlarında Amerikan halkının memnuniyetsizliğini ünlü Amerikalı yönetmen Michael Moore, Aptal Beyaz Adamlar (strupıd White Men) isimli kitabında bakınız nasıl anlatıyor: "20 Ocak 2001'de George W. Bush, cuntası ile birlikte Kapitol'ün merdivenlerinde, Yüksek Mahkeme Başkanı hakim Rehnquist'in önündeydi, başkanların görevi devralma törenlerindeki yemini tekrarladı. Kara bulutlar güneşi ve tören heyetinin geçeceği yolu örttü. Genellikle on binlerce insanın yığılmış olduğu o yol, o gün ürkütücü bir şekilde boştu. Yolun her santimetresinde Bush'u yuhulayan 20.000 protestocuyu saymazsak tabii. Ellerinde Bush'un seçimi çaldığını yazan pankartlar vardı. Sırılsıklam olmuş protestocular milletin sağ duyusuydu. Sevinçle bağıran bir halk yerine, karşısında onun bu seçimi kazanmadığını hatırlatan ve bunu unutmayacaklarını haykıran kızgın bir halk kitlesi çıkmıştı. ... Eğer Bush arabadan inseydi millet bağırıp yumurta atardı. Limuzin orada beş dakika bekledi, yağmur yağmağa devam ediyordu, insanlardan da domates ve yumurta yağmağa başladı. Protestocular Bush'un arabadan inmesi, kendileriyle yüzyüze gelmesi için bağırdılar. Sonra, birdenbire başkanın arabası hızla basıp gitti. Karar verilmişti, gaza son gücünle bas, bu kızgın topluluğun içinden mümkün olduğunca çabuk kurtul! Arabanın tekerleklerinin sıçrattığı çamurlar, arabadaki yolcuyu korumakla görevli adamların üzerine yapıştı kaldı. Washington'da gördüğüm en muhteşem olaydı bu. Amerikan tahtına geçmeğe çalışan bir sahtekâr, sadece ellerindeki az buçuk omlet malzemeleriyle ve gerçekle kuşanmış halk tarafından kovulmuştu." Benim söyleyecek bir sözüm yok; yorumu siz sevgili okuyucularıma bırakıyorum... (Aptal Beyaz Adamlar, Babıali Kültür Yayıncılık)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.