Bugünkü yazımız, ölmeyen bir aşkın, sönmeyen bir sevdanın ifadeleri.. Bir dertleşme.. Bir hüzünlü arzuhal.. İlgiyle takip edeceğinizi umuyorum.. "Canım efendim.. Şu an seninle o kadar sohbet etmek istiyorum ki.. Karşımda gibisin.. Hiç değişmemişsin.. Yine bıyık altından gülüyorsun.. Yine beni üzen meseleler için 'bu da geçer Ya Hu' diyorsun.. Şu an canım yine oldukça sıkkın.. Son günlerde gelinin âdeta kimyası bozuldu.. Bir surat, bir surat ki, o kadar olur.. Çayımı bile yarım dolduruyor.. Allah'tan kulaklarım ağır işitiyor da.. Duymuyorum ne söylediğini.. Ama yine de hissediyorum.. Beni bu evde galiba istemiyor artık.. Hey gidi günler hey!.. Oğlunu bilirsin, iki arada bir derede kalır.. Vur kafasına al lokmayı yavrumun!.. Ne yapsın, ana bu, atsa atılmaz satsa satılmaz.. Biliyor musun, evladım artık gizli gizli sarılıyor bana.. Dün akşam sessizce yanıma geldi.. Kapıyı kapadı usulca.. Sarıldı.. Hem de doyasıya.. Ana oğul, hem ağladık hem de koklaştık.. Ama o gelin var ya o gelin!.. Seninle konuşuyormuşum diye duvardaki resmini bile bir yerlere sakladı.. Neyse.. Yine de beddua edemem.. Oğlumun karısı, torunlarımın anası o çünkü.. Bak, geçenlerde ne oldu?.. Eve üst komşular geldi.. Ne konuştuklarını duymayayım diye kapıyı üstüme kilitledi gelin!.. Pek duyamadım, lakin hissettim.. Huzurevine yatıracaklarmış önümüzdeki ay beni.. Ne yalan söyleyeyim, çok ağırıma gitti.. Hani bir görünsen diyorum oğluna.. Ne de olsa babasısın.. Seni çok sever.. Seni dinler!.. Bu odada otururum.. Dışarı bile çıkmam Vallahi.. Ne olur ayırmasınlar beni evimden.. Başka yerlerde yaşayamam ben.. Sana ait hatıralardan uzak kalamam.. Mahallemden uzakta yapamam.. Sokağın başındaki her gece yanan o ihtiyar fenerden ayrılamam.. Söyle lütfen, tek başıma ne yaparım ben?.. Bahçemizdeki incir ağacına bakan camın pervazında hayalin durur.. Çekmecelerde el izin.. Meyve soyduğun çakıyla konuştum önceki gece.. Takken, tespihin, seccaden, terliklerin, bıraktığın gibi duruyor.. Bastonun hâlâ duvarda asılı.. Ama, istenmiyorum artık!.. İstemiyorlar, hasılı.. Ah, birlikte yaşadığımız o güzel anlar.. Bayat ekmekle, bir tas çorbayla bile mutlu olduğumuz o mesut yıllar.. Hepsi hayal oldu.. Zaman iyi bir hekim, adil bir hakim, derler.. Ama heyhat!.. Hani diyorum, bir çağırsan artık.. Alsan beni de yanına.. Ne dersin?.. Yoksa sende mi unuttun beni canım efendim?.. Unutma beni.. Ben seni hiç unutamadım çünkü.. Benim efendim.. Sultanım.. Kıymetli eşim..."