ÇEŞME..

A -
A +

Ramazan'ın son günleri.. Hava da sıcak mı sıcak.. Bir iftar davetine icabet için evden çıktım.. Oturduğum sitenin önünde 1992 tarihli zarif bir çeşme var.. İftara birlikte gideceğim arkadaşımı bu çeşmenin yanında beklemeye başladım.. Aniden bir kedi belirdi yanımda.. Mırıldanıyordu.. Önce bana, sonra da çeşmeye baktı.. Belli ki sıcaktan etkilenmişti.. Sanki çeşmeden su içebilmek için benden yardım bekliyordu.. Şaşırdım ve gayrı ihtiyari kalbimden şunlar geçti; "Ey insanların da, hayvanatın da, nebatatın da, rızkını veren Ulu Allahım!.. Şu kediciğin susuzluğunu gidermek için yoksa beni mi görevlendirdin?.." Bunları düşünürken de gözüm kedinin üzerindeydi.. Kedicik mahzun bir biçimde yalvarır gibi bakıyordu.. Muslukların hepsi sıkı sıkıya kapalıydı.. Bir damla bile akıntı yoktu.. Hemen harekete geçtim ve musluğun birini hafifçe açtım.. Kedi bir anda musluğa doğru sıçradı ve dilini çıkartarak akan sudan kana kana içti.. Bu sahneyi müthiş bir keyifle izledim.. Suya doyan kediyle bir an göz göze geldik.. İnanın değerli okuyucularım, kedi sanki teşekkür ediyordu.. Ve çeşmeden yere atladığı gibi gözden kayboldu.. Bunların hepsi birkaç dakikada olan işlerdi.. Ardından arkadaşım geldi ve gideceğimiz yere doğru yol aldık.. Bu olayın üzerinden günler geçti.. Bir akşam üstü genel yayın yönetmenimiz Nuh Albayrak kardeşimin odasına gittim.. Nuh Beyin karşısında halim selim bir kişi oturuyordu.. Tanıştırdı Nuh Albayrak; "Sami abi, bu abimiz Yakup Gültekin!.. İstanbul'da ne kadar Türkiye Gazetesi çeşmesi varsa hepsinin sorumlusu, bakıcısı ve de takipçisidir.." Ardından da Yakup Beye beni tanıttı.. Tabii Nuh Bey kardeşim "Türkiye Gazetesi Çeşmesi" der demez benim aklıma kedinin su içtiği çeşme geldi.. Zira o çeşme de "Türkiye Gazetesi" çeşmelerinden biriydi.. Kedinin su içme hikayesini onlara anlattım.. Dinlediler ve hüzünlendiler.. Hoş beşten sonra biraz da biz Yakup Gültekin'i dinledik.. 2 tanesi Kuzey Kıbrıs'ta olmak üzere toplam 74 çeşme'den bahsetti.. Bakımlarıyla ve yenilerinin yapımlarıyla nasıl ilgilendiğini anlattı.. Yakup Bey anlatırken aklım Fatih'e gitti.. Türkiye Gazetesi çeşmelerinin belki de ilki, yıllar önce İtfaiye durağının yanındaki parkın önünde yapılmıştı.. Ve parkın değeri o çeşmeyle daha da artmıştı.. Çeşme, ceddimiz Osmanlı'yı hatırlatıyordu.. Ardından da İstanbulumuzda pıtrak gibi çoğalan "Türkiye Gazetesi Çeşmeleri" gördük.. Hasıl-ı kelâm; bu çeşmelerin yapım emrini verenlerin, çeşmeleri yapanların, çeşmelerin suyunu akıtanların, amel defterleri, dünyada da berzah aleminde de kapanmaz.. Bu kişiler iyilik fedaileridir.. Allah sayılarını arttırsın..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.