Yanılmıyorsam 2009'un Ocak ayıydı.. Dostların muhabbeti Av. Remzi Yedikardeş'in mütevazı ofisinde başladı.. Ardından da Bakırköy Kaymakamı Dursun Ali Şahin, geniş bir mekânda toplanılması noktasında olaya el koydu.. Ancak, Florya Sosyal Tesisleri'nin şık salonu da çare olamadı, zira rekolte artmıştı.. Derken, bu defa Meclisin ağır toplarından Türkiye Gazetesi Genel Yayın Müdürü Nuh Albayrak kardeşim devreye girdi ve "dostların" birbirleriyle daha rahat kucaklaşmasını temin için İhlas Holding'in beş yıldızlı otelleri aratmayan hatta çoğundan da üst seviyede olan VIP salonunu dostların emrine sundu.. Şifa Yemek Genel Müdürü lezzet ustası Fahri Yükseldi Bey'de işin taam boyutunu halledince, ortaya gönülden mideye uzanan fevkalâde bir kombinasyon çıktı.. Meclis, ayda bir kere yapılıyor, ancak bazen bir ayı da geçtiği oluyor.. 11.'si Mart ayında yapıldı.. Peki, katılımcılar kimler?.. "Valiler, kaymakamlar, milletvekilleri, rektörler, belediye başkanları, profesörler, mühendisler, doktorlar, gazeteciler, iş adamları, sivil toplum teşkilatlarının önemli simaları.." Dostlar Meclisinin ölçüsü; hangi meşrebe, hangi camiaya mensup olunursa olunsun, katılımcıların "samimi" ve "hasbi" olmaları.. İyi de, amaç ne, diye sorabilecek okuyucular çıkabilir.. Meclisteki arkadaşlarımın sohbetlerindeki ifadelerinden hareketle, ben bu meclisten ne anladığımı ve işlevinin ne olduğunu sizlerle paylaşayım.. "Fikri derinliği olan inanç sahibi zevatı bir araya getirerek birbirlerini tanımalarını sağlamak ve birikimlerinden istifade etmek.. Siyasi öncelikleri öne sürmeden olabildiğince objektif olmak.. İlimsiz, dayanaksız, delilsiz, tahrik ve tahkir edici düşüncelerden uzak durmak.. Milli iradenin üstüne çıkmayı düşünenlere karşı fikri mücadele içinde bulunmak.. Yabancı kültür istilâsından korunmak için milli ve ahlâki şuuru öne çıkarmanın yollarını aramak.. Kısacası; aziz milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlâk ve faziletin gelişmesini sağlayıcı söylemlerde ve eylemlerde bulunmak!." İşte "Dostlar Meclisi" bu değerli okuyucularım.. Netice-i kelâm; Başlıkta berekete vurgu yaptım.. Biraz da gönül diyeyim, kâlp diyeyim.. Hele sevgiyi ve muhabbeti çokça ilâve edeyim.. Sonrası mı?.. Anlatmakla bu kadar.. Yaşamak lâzım..