Duygu yüklü... Hüzün dolu...

A -
A +

Mehmet ve Zeynep'in babaları Ali Bey vefat eder.. İki kardeş babalarının ölümüne çok üzülürler.. Annelerini de zaten yıllar öncesinde kaybetmişlerdir.. Babaları onlar için hem baba hem de anneydi.. Takdir-i İlahi.. Kimin elinden ne gelebilirdi?.. Ali Bey de gün geldi Berzah Alemi'ne kanatlandı.. Ali Bey oldukça hassastı.. Kimseye yük olmak istemeyen bir tabiatı vardı.. Hatta, canından çok sevdiği evlâtlarına bile.. Zeynep ile Mehmet bu durumu bilirlerdi ama nedense babalarına karşı bazen lakayt bir tavır da takınırlardı.. Ancak son anlarında felç geçiren ve yatağa mahkum olan babalarını mümkün mertebe üzmemeye özen göstermişlerdi.. Ali Bey işte böyle bir yaşam sürecinin sonunda vefat etti.. Vefatından sonra çekmecesinden bir mektup çıktı.. Mektubu Zeynep'le Mehmet'e yazmıştı Ali Bey ve üzerindeki tarih de eskiye dayanıyordu!.. Şöyle söylüyordu: "Canım oğlum.. Sevgili kızım.. Benim yaşlandığımı düşündüğünüz gün lütfen beni anlamaya çalışın.. Yemek yerken üstümü kirletirsem sabırlı olun.. Size bir şeyler öğretmek için sizlerle ilgilendiğim günleri hatırlayın!.. Sizinle konuşurken, aynı şeyleri on kere tekrarlasam bile sözümü kesmeyin, beni dinleyin.. Sizler küçücükken annenizle birlikte sizi uyutana kadar aynı masalı 5-6 kere okumak zorunda kaldığımı hatırlayın!.. Banyo yapmak istemediğimde, beni utandırmayın, azarlamayın!.. Sizi banyoya götürmek için bulduğum küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırlayın.. Yeni teknolojiler karşısındaki cahilliğimi görürseniz yüzünüzde alaycı bir gülümsemeyle sakın beni incitmeyin!.. Bazı zamanlarda unutkan olursam, yahut konuşmalarımda ipin ucunu kaçırırsam, hatırlamam için gerekli zamanı bana tanıyın.. Ve lütfen hemen sinirlenmeyin.. Ben size pek çok şeyin nasıl yapılacağını gösterdim.. İyi yemek yapmayı, temiz giyinmeyi, tevazu içinde olmayı, büyüklere saygılı, küçüklere şefkatli davranmayı, kısacası; hayatı acı tatlı her haliyle göğüslemeyi öğrettiğimi sanıyorum... Evlâtlarım; Yaşlı ve hasta bacaklarım yürümeme izin vermediğinde bana elinizi uzatın.. Tıpkı, benim sizlere ilk adımlarınızı atarken yaptığım gibi yapın.. İnsan eti ağırdır.. Hele hastaya bakmak çok zordur.. Hastalık bazen çok uzun sürebilir.. Bakana da çok sıkıntı verebilir.. Belki benden bıkabilirsiniz ancak bana bunu sakın belli etmeyin.. Ben de sizlere ağırlık vermek istemem.. Öyle ya; niçin yavrularımı üzeyim?.. Niçin evlâtlarımı meşgul edeyim?.. Ama ölmek benim elimde değil.. O günü, ancak ve ancak Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah bilir.. Ve yine O Büyük Zat şahittir ki, ben sizlere hiçbir zaman haram lokma yedirmedim.. Sizler de evlâtlarınıza aynı muameleyi yapın.. Hasta hâlimde bana yaptıklarınızı, kalbimin derinliklerinde taşıdığım sevgiyle geri ödeyebilirim.. Yavrularım; Bu mektubu yazdım fakat sizlere vermeye cesaret edemedim.. Ölümümden sonra nasılsa elinize geçer.. Bu arzu ve isteklerimi gün gelir siz de çocuklarınızdan isteyebilirsiniz.. Dualarım sizinle.. Sizleri canından çok seven babanız.."

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.