Gerek yazılı gerekse görsel medyanın mazisiyle barışık yazarları, programcıları, Mart ayı boyunca Çanakkale kahramanlarını rahmetle, minnetle anan, yazı ve programlara imza attılar.. İşin sevindirici yanı, bu görüntülerin seneden seneye de artıyor olması.. Bir başka ifadeyle; milletimiz artık tarihine sahip çıkıyor.. Ancak bir de madalyonun tersine bakalım; Sayıları az da olsa, aziz miletimizle, hiçbir ortak fotoğraf vermeyen "tuhaf insanlar güruhu" var.. Hayat standardı olarak makûlluğu ve mütevazılığı seçenler, bu densiz ve dengesiz tiplerle ortak bir taraflarının olmadığına sanırım şükrediyorlardır.. Mesela birkaç misâl; Zamanımızda dünyaya getireceği çocuğu bile reklâm eden kişilere rastlanıyor!.. Hanfendi, sanatçıyım(!) deyip arzı endam ediyor.. Doğumuna ramak kalmışken, üstelik de hiç sıkılmadan, koskoca karnıyla fotoğraf çektiriyor.. Sorulduğunda da, bunu çağdaş sanat(!) adına yaptığını söylüyor.. Hatırlayın yakın geçmişteki tv programlarını.. Halkımıza "buz dansı" adı altında "erotik sahneler" seyrettirilmedi mi?.. Şu anda da Aşk-ı Memnu isimli, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan sözüm ona diziler(!).. Yine, diskolarda, gece kulüplerinde, baba parasıyla ceket yakıp, tabak kıran, hayatı sadece yiyip, içip, defi hacetten ibaret sanan ve de 200-300 binlik arabalarla yollarda fink atıp zigzag manyaklığı yapan gençlere şahit oluyoruz.. Peki hepsi bu kadar mı?.. Ya yetimin, öksüzün, hakkını gaspedenler?. Ya yeşili katleden rantiyeciler?. Helâl haram ver Allahım, senin kulun yer Allahım, diyen hortumcular?. Hasetliği, fesatlığı, iftirayı, yaşam biçimi yapan cüce ruhlu müsveddeler?. Hangi birini sayayım?.. Hasılı kelâm; Çanakkale şehidleriyle konuşmak mümkün olsaydı şayet, onlara şöyle seslenmek isterdim; Sizler, bu insanlar için mi savaştınız ey Çanakkale şehidleri?.. Yaradanın emirlerine fütursuzca muhalefet edenler için mi terk-i hayat ettiniz ey cennetmekânlar?.. Gözünüzü kırpmadan ölüme koştuğunuz o zaman diliminde böyle rezaletler var mıydı?..