Her ramazan ayında birileri çıkıyor, futbolcuların oruç tutup tutamayacağı hakkında ahkâm kesiyor!... Peki futbolcu oruç tutmalı mı, tutmamalı mı?.. El cevap; futbolcunun kendi tercihidir.. Kararı kendisi verir.. Ancak şu da sorulabilir; Futbolcu Allahın kulu değil mi?.. Müslümansa şayet, neden tutmasın?. Ağustos sıcağında tarlada çalışan köylü Ali Dayı oruç tutar da, yine metrelerce yerin altında çalışan madenci Hasan oruç tutar da, futbolcu niye tutmazmış?.. "Efendim, kuvvetten düşer, vücut dayanmaz, denge bozulur, susuz kalır!." Bu tarz kalem oynatan bir kısım eyyamcı basın mensuplarına geçmişte bazı teknik direktörler de katılıyordu.. Ya akıllandılar ya da kamuoyu baskısından çekiniyorlar ki, şimdilerde sesleri pek çıkmıyor.. Yakın geçmişte özellikle bazı yerli teknik adamlar, oruçlarını tutan futbolcuları baskı altına almışlardı.. Hatta bir iki tane işgüzar, işi daha da ileriye götürüp; "oğlum ne orucu, siz futbolcu adamlarsınız, Allah'a mı çıkacaksınız (haşa)" diyecek kadar seviyesiz bir davranış sergilemişlerdi.. Tabii böyle davrananların sonu da iyi gelmiyor.. Bir baltaya sap olamıyorlar, "dolap beygiri" gibi dönüp duruyorlar.. Madalyonun bir de tersini çevirelim.. Bakalım işin mütehassısları ne diyor?.. Operatör Dr. Ufuk Özaydın.. Genel Cerrahi Uzmanı, kıymetli bir dost!. Bir sohbet esnasında sormuştum Ufuk Hocaya, "Futbolcunun orucu hakkında herkes konuşuyor, gerçekten bu kişiler ne yapmalı?. Oruçlarını tutmalılar mı, yoksa performanslarını düşürmemek için tutmamalılar mı?." Dr. Özaydın'ın cevabı şu şekilde olmuştu; "Oruç tutmak aç kalmak değil ki.. Her işin başında niyet gelir.. İnanarak ve emirleri harfiyen yerine getirerek yaşamak.. Karşılığını da sadece Allah'tan beklemek.. İşin özü bu.. Sırası gelmişken bir misâl vereyim.. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalının çıkarttığı dergide okumuştum.. Gastroenteroloji servisinde ülserli hastaları aynı zaman süresinde aç bırakmışlar.. Malum, mide asit salgısı, aç kalındığında artar!. Ülserli hastalarda bu daha da kendini hissettirir.. Bir grup hasta, oruca niyet ederek aç kalmış, öteki grup ise niyet etmeyerek.. İki gruba da iftar zamanı endoskopi yapılmış ve görülmüş ki; oruca niyet etmeyerek aç kalanlarda mide asit salgısı artmış!.. Niyet ederek aç kalanlarda ise salgı artmamış!.. Bunun tek kelimeyle izahı, inanmak ve teslim olmak!. Futbolcularda da, diğer sporcularda da durum böyle.. Eğer bir futbolcu samimi biçimde ramazan orucunu tutmaya niyet ediyorsa, onun vücudunda en ufak bir harabiyet, en ufak bir yorgunluk olmaz!. Hissetmez bile!. İş kafada bitiyor çünkü!. Olay beyinde kuruluyor, vücut da kendisini programlıyor!. Hem oruç insana zarar verecekse şayet, sevgili Peygamberimiz (sav) ORUÇ TUTUN SIHHAT BULUN der miydi?." Evet, değerli dostlarım; Ufuk Hoca'nın sözleri böyle.. Her şeyin başı elbette inanmak ve hasbi olmak.. İşin sırrı da zaten bu değil mi?..