2010 Dünya Basketbol Şampiyonası ülkemiz için başarıyla sona erdi.. Dünya ikinciliğimiz çok iyi netice.. Finaldeki rakibimiz ABD bu tür turnuvaların gediklisi ve mazisi de zaferlerle dolu.. O itibarla finalde Amerika'ya yenilmek dünyanın sonu değil.. Peki finale kadar gelen ve bu geliş esnasında Fransa, Slovenya, Sırbistan gibi dünya markalarını deviren Milli Takımımız Amerika'yı yenemez miydi?.. Yenebilirdi.. Denk gelirdi.. ABD çok kötü gününde olurdu, falan filan.. Ancak normal şartlarda Amerika'yla on maç yapsak birini bile kazanmamız zor!. 2006 yılında bir inceleme gezisi için Amerika'ya gitmiştim.. İncelemelerimiz içerisinde "streetball" denilen "sokak basketbolu" da vardı.. Milwaukee'de, Şikago'da heyecanlı müsabakalara şahit olmuştuk.. Basketbol ABD'de çok önemseniyor.. Amerika'da NBA'in arka bahçesi olan kolejlerin yanı başlarında pıtrak gibi basket sahaları mevcut.. Hafta sonları aileler soluğu bu yerlerde alıyor ve çoluk, çocuk, genç, yaşlı, akşama kadar basket oynuyorlar.. O seyahatte birlikte olduğumuz Spor A.Ş. eski Genel Müdürü Ayhan Bölükbaşı'yla hayranlıkla izlemiştik o sahneleri.. Aynı seyahatte Washington'dan New York'a trenle gitmiştik.. Geçtiğimiz yerlerde yine sokak basketbolundan esintiler vardı.. İstasyonlara yakın mahalle aralarında basket oynayan zenci ve beyaz çocukları görmüştük.. Baltimor'da.. Delaware'de, Philadelphia'da.. Bir kıyas yapalım; bizim kalibresi en yüksek salonumuz, Sinan Erdem Arena ismini verdiğimiz mekân.. 16 bin kişilik.. Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ise 3. büyük kapalı spor salonu.. İyi de, Amerika'da 35-40 bin seyirci kapasiteli onlarca basket salonu var.. Türkiye'yi ve Amerika'yı basketbolda kıyaslamak gerektiğinde bu fotoğraflara dikkat edilmeli.. Sonra da ikinciliğe kimse üzülmemeli.. Final gecesi o atmosfere yakışmayan bazı olumsuzlar da yaşandı.. Bir kısım kendini bilmez ayrık otu, sporun ruhuna yakışmayan terbiyesizliğe imza atarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ı yuhaladı.. Üstelik 183 ülke televizyonunun ve FILA yöneticilerinin önünde.. Bu tribün magandalarının sporseverlikle filan ilgileri olamaz.. Bunlar olsa olsa referandum neticelerini hazmedemeyen CHP zihniyetinin tribünlerdeki uzantılarıdır.. Nitekim, Mili Takımımızın teknik direktörü Sırp asıllı Bogdan Tanjeviç maç sonrasında; "Tribünlerdeki bazı kişiler Cumhurbaşkanı ve Başbakana kötü tezahürat yaptı.. Onlar bizim liderlerimiz!.. Onların desteği olmadan bu organizasyonu gerçekleştiremezdik.. Bu davranışları onaylamıyorum.." diyerek nezaket ve vefa örneği gösterdi.. Bunları Sırp söyledi.. Diğeri ise kendi Cumhurbaşkanına, Başbakanına sövdü.. Netice itibariyle; Basketbol Milli Takımımızı kutluyorum.. Bu takıma emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.. Tribün eşkıyası küfürbazları ise asla sporsever olarak görmüyorum ve kınıyorum..