Hayat fener gibidir, elbet sönecek birgün...

A -
A +

Annemle babamın ahirete irtihallerinin arasında 17 aylık bir süre var.. Annem vefat ettiğinde çok üzülmüştüm.. Ancak babamın hayatta olmasıyla bir miktar teselli bulmuştum.. Babamın vefatında ise adeta dünyam yıkıldı.. Babam Sabri Özey 1925 İstanbul-Fatih doğumluydu.. Rahmet-i Rahmana kavuşalı 14 ay oldu.. Unutmak gerçekten zor.. Elden ne gelir, duadan başka.. Annesizlik ve babasızlık kaç yaşınızda olursanız olun insanı garipleştiriyor.. İşte o zaman devreye yakınlar giriyor.. Çoluk çocuk.. Akraba-i talûkat.. Hasbi dostlar.. Acınız bir nebze olsa hafifliyor.. Geçenlerde rahmetli babamın şiir defterini karıştırırken yine hüzünlendim.. Hele bir tanesi var ki duygu dünyamı darmadağın etti.. Bir sokak feneriyle hasbihâl etmiş babam!.. Fenerle konuşmuş, feneri konuşturmuş.. O fener, Fatih'te Darüşşafaka Caddesinden Otlukçu Yokuşuna inildiğinde Fahri Bey sokağının köşesinde sallanır dururmuş.. Aziz İstanbul'un eski yıllarında sokak başlarında insanlara ışık veren ve sonunda da yavaş yavaş sönen fenerlerden birinin hikâyesi.. Şiir hayli uzun ancak birkaç kıtasını sizlerle paylaşayım; "Dedim; ey bizleri sen geceleri ışıtan../ Soluk benizli fener, niçin yanmadın çoktan?../ Fitilin mi tükendi, gazın mı yok şişede?../ Neden bizi bıraktın karanlığın içinde?.. Bükülen bedeninden pek donuk yanıyorsun../ Birden bire sönüyor, sonra da parlıyorsun../ Rengin dahi değişti, kızardı artık yüzün../ Bu halin uyandırdı içimizde bin hüzün.. Zavallı dostum, sanki bu sözümü işitti../ Kırpışan gözlerini benim üstüme dikti../ Dedi; ey benim dostum, genç taze arkadaşım!../ Üzülme benim için, çünkü doldu zamanım.. Bir fenerin yokluğu sokağa vermez keder../ Benim yerime başka, bir feneri dikerler../ Gelenler gidenleri unutturur pek çabuk../ Yine onun altında oynaşır çoluk çocuk.. Şunu iyi bil, düşün, bu hayatın akışı../ Böyledir, her baharın mutlak vardır bir kışı../ Ayrıldım düşünerek birkaç adım fenerden../ Birden bir acı duydum fenerin sönmesinden.. Ve bir daha yanmadı.. Her gece geçtik üzgün../ Hayat fener gibidir, elbet sönecek birgün../ Evet değerli dostlarım, şiir böyle.. Rahmetli babam bu anlamlı satırların altına 19 Şubat 1948 tarihini atmış.. Tevafuka bakın ki Hakka yürüyüş tarihi de 19 Şubat 2009.. Netice-i kelâm; fenerle birlikte sanki kendi hikâyesini yazmış, sanki kendi serencamını anlatmış.. Allah rahmet eylesin..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.