Milletin gazetesi

A -
A +

Halkın sesi.. Türkiye gazetesi.. 40 yaşında.. Bu özel yılda gazetede yer almak bize de nasip oldu.. Evet dostlar, bu gazetenin meşâlesini Enver Ören Beyefendi yaktı.. 40 yılda, acı, tatlı, hüzünlü, sevinçli, pek çok gün yaşandı.. Medya kuruluşlarında yıllarca idarecilik ve yazarlık yapmış birisi olarak ben de şahitlik ederim ki; Bu gazete, hiçbir zaman yalanı haber olarak sunmadı.. Hiçbir zaman insanların siyasi duygularını ajite etmedi.. Kaos oluşturacak, kafa karıştıracak yayın politikaları üretip, ismine de hiçbir zaman gazetecilik demedi.. En önemlisi, manşetlerine lisan-ı münasibi ve makulu taşıdı.. Peki eksik var mı?.. İnsanın bulunduğu yerde eksiğin gediğin olmaması mümkün mü?.. Yeter ki, peşin hüküm art niyet olmasın.. Hem mükemmeliyeti kim yakalamış?.. Ölçü belli.. Samimiyet, gayret ve de sevgi.. Türkiye gazetesi, tasavvufi pencereden bakıldığında da ibret dolu kıssalarıyla darda kalmış bazı kişilerin selâmet sahillerine kulaç atmasına vesile olmuştur.. Sırası gelmişken bir misâl vereyim; 2009 Ağustos'unda Nuh Albayrak'la birlikte Sultan Murat etkinlikleri için Kosova'ya gittik.. Kafilede, Devlet Bakanı Faruk Çelik, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe'nin yanı sıra, seyahate Bursa'dan katılan ve şu anda Bursaspor yönetim kurulu üyesi olan, iş adamı, evlâdı fatihan, Mustafa Yedikardeş de vardı.. Mustafa Bey, Priştina'daki bir muhabbet esnasında Türkiye gazetesine uzun zamandan beri abone olduğunu söyledi.. Ardından enteresan bir şey daha söyledi; "bu Türkiye gazetesi, beni 2 kere katil olmaktan kurtardı" dedi.. O sohbette Nuh Albayrak da vardı ve o da Yedikardeş'in anlattıklarına şahit.. Devam etti Mustafa Yedikardeş: "Yıllar önceydi.. İşlerim bozulmuştu.. Sorunlar aşamayacağım noktaya gelmişti.. Bir ara o kadar canım sıkılmıştı ki, işlerimin bozulmasına sebep olarak gördüğüm kişiyi vurmayı bile düşündüm.. Tam elimden kötü şeylerin çıkacağı günün sabahında önümde duran gazeteye bakmak geldi içimden!.. Gazetenin ortasını kaplayan Bizim Sayfada 'sabır'la ilgili bir Hadis-i Şerif anlatılıyordu.. Onu okuyunca rahatladım ve düşüncemden vazgeçtim.. Aradan birkaç ay daha geçti.. İşlerim yine düzelmiyordu.. Ve ikinci defa niyeti bozdum.. Başımın kesin belâya gireceği bir günün sabahında yine Türkiye gazetesini elime aldım, yine Bizim Sayfada ve yine 'sabır'la alâkalı bir yazı çıktı karşıma.. Bu defa ki Ayet-i Kerime mealiydi.. Okudum.. Bir daha okudum.. Ardından tekrar okudum.. Müthiş etkilenmiştim.. Gözyaşlarımın âdeta kalbimin içerisine aktığını hissettim.. Ben ne yapıyorum ey Rabbim, affet beni, yardımına muhtacım, diye haykırdım.. Ve yapmayı plânladığım kötü eylemden de vazgeçtim.. İşlerim ondan sonra bereketlendi ve Allahü teâlâ bir daha beni sıkmadı.." İş adamı Mustafa Yedikardeş'in samimi ifadeleri böyle.. Anlaşılıyor ki, gazete sayesinde hayatında yeni bir sayfa açılmış.. Bu vesileyle Yedikardeş dostuma ve mensubu bulunduğu Bursaspor camiasına sevgilerimi yolluyorum.. Netice-i kelâm; Genel yayın müdürümüz ve takım kaptanımız Nuh Albayrak kardeşimin şahsında tüm Türkiye Gazetesi çalışanlarını tebrik ediyorum.. Huzurlu, sağlıklı ve afiyet dolu, nice 40. yıllar...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.