Türk Silahlı Kuvvetleri bizim ordumuz.. Bir başka ifadeyle, göz bebeğimiz.. Vefalı milletimizin olmazsa olmazlarından.. Rahmetli büyüklerimiz ne zaman bir asker hikâyesi bahis mevzu olsa, ağlardı.. Silahlı Kuvvetlerimiz "Peygamber Ocağı" olarak anılır ve el'an öyle bilinir.. Muazzez Peygamberimiz Hz. Muhammed'in(sav) aziz hatırasına istinaden ordumuz mensuplarına da "Mehmetçik" denir.. Yine bu milletin şair ruhlu asil fertleri, kıymetli ordumuza; "ordu millet el ele, nice güzel günlere" ya da "ordu bizim canımız, feda olsun kanımız" şeklinde nice övgüler düzmüştür.. Kısacası; şanlı milletimiz, askeriyle siviliyle bir bütündür.. Piyade Albaylığından emekli olan amcam ve Askerî Hastane Başhekimliğinde bulunan Dr. Albay eniştem sayesinde geçmişteki bazı günlerimi askeriyenin samimi ve ciddi mekânlarında geçirdim.. Derken, iş, güç, koşuşturma sebebiyle mecburiyetten uzaklaştık.. Uzaklaşma derken, fiziki anlamda.. Yoksa kalbimizden ordu sevgisini çıkarmış değiliz.. Gelelim meselenin özüne; Takdir edersiniz ki, her meslekte iyi olanların yanında defolular da var.. Nitekim, "falanca emniyet müdürü, filânca polis memuru, şu bu sebeplerden dolayı açığa alındı, tutuklandı" gibi haberlere şahitlik etmiyor muyuz?.. Mesele sadece polis de değil.. Yanlışlık yapan millî eğitim camiasından da olabilir, tıp dünyasında, iş âleminde, sanat âleminde, siyaset kulvarında da görülebilir ve medya sektöründe de bulunabilir.. Kalemini düzgün kullanmayan, iş takipçisi, halkın hassasiyetlerini yok sayan, müstehcenliği ve ahlâksızlığı sanki bu milletin yaşam biçimiymiş gibi sunan bazı sapık ruhluların kartvizitinde "gazeteci-yazar" yazmıyor mu?.. Demek ki her meslekte yanlış figürler olabiliyor.. Mühim olan bozuklarla sağlamları aynı kefeye koymamak, bir saymamak!.. Peki askeriyede bozuk tipler var mıdır?.. Tabiî ki vardır.. Çeteleşme temayülü içinde olan, darbeyi demokrasiye tercih eden, şerefli ve liyâkatli pek çok vatan evlâdına "irticai faaliyetlere karışıyor" iddiasıyla sürek avı uygulayıp, ardından da sorgusuz sualsiz ordudan atan zihniyeti bilmeyen var mı?.. Bu zihniyetle elbette hukuki anlamda mücadeleye eyvallah!.. Ancak ordunun tümünü aynı kefeye koymak da vicdana sığacak iş değil.. Peşin hükümlü, cüce düşünceli, bazı eyyamcı kalemler, TSK'yı tamamen gözden düşürme gayreti içinde âdeta yarışıyorlar.. Bireysel yanlışları bir kenara bırakıp meseleyi maalesef kurumsal linçe dönüştürüyorlar.. Bu son derece vahim bir tutum.. Silahlı Kuvvetlerimizin içerisinde, mütevazı, mütedeyyin, milletimizin mutluluğu, devletimizin bekası için canını verebilecek öyle memleket evlâtları var ki.. Netice-i kelâm; Yumurta sepetindeki çürükleri tespit edip sepetten ayıklamak çok ciddi iştir.. Ancak bu icraat yapılırken sağlamları kırmamak gerekir.. Silahlı Kuvvetlerimize sahip çıkmak hepimizin görevidir..