AK Parti iktidarının gerçekleştirdiği güzel işlerden biri de komşu ülkelerle dostça geçinmeye yönelik politikalar üretmesi.. Bunun moda ismi de "sıfır sorun" siyaseti.. Bunun neticesinde, Suriye, Makedonya, Arnavutluk, Ürdün, Lübnan, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelerde vizeler kaldırıldı.. Böylece, tarihleri, kültürleri, dinleri aynı olan pekçok insan birbirleriyle daha kolay kucaklaştı. Başbakan Tayyip Erdoğan ve kabine arkadaşları, ki burada özellikle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu zikretmeden geçemem, bu politikayı gerçekten güzel yürütüyorlar.. Yıllarca, "Türkün Türkten başka dostu yok" safsatalarıyla uyutulmak istenen toplumumuz silkinerek kendine geliyor.. Milletimizin gelişmesi uğruna yapılan hizmetlere, kim ne derse desin, kim neresinden konuşursa konuşsun, kesinlikle devam edilmeli.. Gelelim gazetemize.. Gazetemiz de maşallah doğrunun ve güzelin peşinde.. "Özünden kopmadan, lisan-ı münasipden sapmadan, sevgi eksenli, doğru haberciliği şiar edinmiş, milletine saygılı, Hakka riayetkar" bir tarz.. Cuma günü Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir gazetemizi ziyaret etti.. Değerli Bakanın yanısıra gazetemize gelip 40. yılımızı tebrik eden Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Eruslu'yla, aynı duygularla gazetemize teşrif eden ülkemizin önemli işadamlarından Sadık Saruhan'la, yıllar önce arabasına girip teybini çalan hırsıza hidayet noktasında dua eden ve o teybin içindeki "Sevgili Peygamberim" kasetini dinleyen hırsızın gerçekten tövbe edip huzur bulmasına vesile olan fabrikatör Alican Cebeci'yle güzel anlar yaşadık.. Nuh Albayrak kardeşimin ev sahipliğinde gerçekleşen bu ziyaretler keyif verdi.. Devlet Bakanı Hadi Nezir neler anlattı neler.. "Biz oralarda İslamiyetin bekçileriyiz, ana vatanımız Türkiye'nin de duacısıyız" derken gözyaşlarını tutamadı.. Bakan beyi dinlerken ben de suyun öteki tarafından gelen büyüklerimi hatırladım.. Ecdadımız, 1877 yıllarına tekabül eden Osmanlı-Rus harbi sebebiyle Gostivar'dan gelmişler İstanbul'a.. Geliş o geliş.. Dedem büyüklerinden duyduklarını anlatırdı.. Babaanne tarafı ise ayni bölgeden 1912'de Sırp mezaliminden kaçmış. Hele onların anlattıkları tam bir fecaatti.. "Allah kimseyi yerinden yurdundan ayırmasın, Allahsız kavimlerle imtihan etmesin" derlerdi.. Ve Türkiye'ye dua ederlerdi.. Netice-i kelam; ben de Makedonya'daki soydaşlarımızı aziz ülkemizin "ileri karakolları" olarak görüyorum.. Sadece Makedonya'da da değil.. Müslüman milletimizin hangi ferdi nerede yaşıyorsa.. Dünyanın her neresinde varlarsa.. Ve orasının ismi her neyse...