Bağ-Kur'daki çileyi kim bitirecek?

A -
A +

Hafta içi Bağ-Kur İstanbul İl Müdürlüğü'ne gittim. Prim yapılandırması sebebiyle bir yoğunluk ile karşılaşacağımı biliyordum. Ancak, karşılaştığım manzara karşısında şaşırıp kaldım. Bağ-Kur Müdürlüğü'nün bulunduğu sokak, müdürlüğün merdivenleri ve içeride ki bölümler miting alanına dönmüş. Öylesine bir manzara var ki, hizmet almak için kapıdan içeri girmek bile belirli bir mücadele ve gayret gerektiriyor. Düşünün ki, bir kamu kurumuna işlem yaptırmak için gidiyorsunuz ve kapıdan içeri girebilmek için küçük bir güç gösterisi yapmanız gerekiyor. Yetmedi, hangi kuyruğa nasıl gireceksiniz, bir sonraki aşama ne olacak? Çözmek mümkün değil. Bakanlık göreve.. Vatandaşlarımızın gece yarısından kuyruğa girmesinden tutun saatlerce üst üste itiş kalkış kuyruklarda beklemesini önleyecek bir mekanizma Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hemen bulunmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Murat Başesgioğlu'nu göreve çağırıyoruz. Bakanımız İstanbul'a geldiği zaman beş dakika ayırmalı ve mutlaka bu manzarayı görmeli. İnsanın bir sorunu tam algılayabilmesi için sorunu gözleriyle görmesi gerekir. Bu durumda ancak çözüm bulunabilir. Personel yetersiz, araç gereç yetersiz, hizmet alanları yetersiz, binalar yetersiz. Yeterli olan bir tek şey yok. Çalışanlara yazık oluyor Bağ-Kur'dan hizmet alanlardan daha çok çalışan personel zor durumda kalmış. Zira, Bağ-Kur'a giden vatandaşlar kuyrukta bekleseler bile işleri en fazla iki gün bilemediniz üç gün sürüyor. Oysa, çalışan personel her gün aynı zulmü yaşıyor. Kendimi bir an Bağ-Kur çalışanlarının yerine koydum. Bırakın hergün çalışmayı bir gün bile dayanılacak gibi değil. Bir memurumuz eline mikrofonu almış miting yönetir gibi konuşuyor. İçeride ve dışarıda inanılmaz bir uğultu. Zaman zaman çalışanlar ile çoğunlukla da kendi aralarında tartışma ve kavgalar. Tahammül edilecek gibi değil. Bu ortamı gördükten sonra kimi eleştireceğimi şaşırdım. İki ay içinde 300 personel ile yaklaşık 100 bin yapılandırma başvurusu alacaksınız, bunların bir bölümüne emekli aylığı bağlayacaksınız, büyük çoğunluğuna sağlık karnesi vereceksiniz, bazıları banka kredisi için yazışmalar isteyecek vs. Anladım ki, Bağ-Kur çalışanları büyük bir zoru başarıyor. Ancak, hepsinin yüzünden yorgunlukları, gerginlikleri, sıkıntıları ve çaresizlikleri okunuyor. Birisi mutlaka bu soruna çare bulmalı. İnsana bu kadar zulüm günahtır. Doğum izni Bilindiği gibi, 4857 sayılı İş Kanunun 74'üncü maddesine göre, "kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir." Daha önce doğumdan önce ve sonra altışar hafta olan doğum izni süresi, yeni iş kanunu ile sekizer haftaya çıkarılmıştır. Tabii ki bu sürenin ne zaman başlayıp biteceğine hekimler karar verecektir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir. Kanunun devam eden bu hükmüne göre, hekim raporuna bağlı olmak kaydıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar sigortalı çalışabilir. Doğum sonrası ise kullanmadığı izin süresini kullanabilir. Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse hekim raporu ile artırılabilir. Sigortalının veya işverenin kendiliğinden bu süreyi artırma veya düşürme yetkisi yoktur. Öte yandan İş Kanunu'nun mezkur maddesine göre, hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir. Hamile işçiye hafif iş Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz. Hamile kadın işçi, hamileliğin vermiş olduğu etkilerden dolayı ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmamalıdır. İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz. Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. > Okuyuculara cevaplar... > A.Tekin- Değerli okuyucumuz, Bağ-Kur askerlik borçlanması Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan biraz farklıdır. Bağ-Kur'da askerlik borçlanması yapmak istediğinizde, askerlik sürenizin tamamını borçlanmanız gerekiyor. Emekli olmak için beş aylık süreye ihtiyacınız olsa bile, Bağ-Kur'da kısmi askerlik borçlanması yoktur. Arkadaşınız kısmi askerlik borçlanmasını SSK'ya yapmıştır. SSK'da askerlik süresinin istediğiniz kadarlık kısmını borçlanabilirsiniz. > E.Yılmaz- Verdiğiniz bilgilere göre sigorta başlangıcınız 1978 olduğu için yaş haddine tabi değilsiniz. Tamamen eski mevzuata göre emekli olacaksınız. SSK'dan bayanların emekli olması gerekli olan 20 yıllık sigortalılık süreniz tamamlanmış. En az 5000 gün prim ödemesiyle veya yaş haddinden 3600 gün ile emekli olabilirsiniz. Yaş haddini beklemeden prim ödemeye devam etmenizi tavsiye ederim.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.