İşçinin işyerine devamsızlığı İş Kanunu Madde 17/II-f'de işveren açısından bildirimsiz fesih olarak düzenlenmiştir. İş Kanununun bu maddesine göre "İşçinin, işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki gün veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki işgünü, yahut bir ayda üç işgünü devamsızlık yapması durumunda işveren iş sözleşmesini tek taraflı olarak bozabilir." İşveren haklı nedene dayalı bu fesihten dolayı ihbar ve kıdem tazminatı ödemek durumunda kalmayacaktır. Dikkat edilirse İş Kanununun bu maddesinde, sadece belirtilen gün sayısı kadar işe gelmemek iş akdinin bozulması için yetmemekte, ayrıca bu devamsızlık hallerinin izin almadan veya haklı bir nedene dayanmaksızın yapılması şartları da aranmaktadır. Söz konusu hükümde bir aylık sürenin tespiti için, ay başı ve sonunun esas alınacağına dair bir açıklama olmadığı için, ilk devamsızlık tarihinden itibaren bir sonraki ayın aynı günü arasındaki sürenin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Doktirinde de bu görüş kabul edilmektedir. İşçinin devamsızlığı haklı bir nedene dayanıyorsa, işverenin, sözleşmeyi bu nedene bağlı olarak feshetme hakkı yoktur. Hangi durumlarda işe gelmemenin haklı sayılacağı belirli bir kurala bağlanmamıştır. Bağlanmamasında da yarar vardır. Zira her olayın kendi içinde özel olarak değerlendirilmesi ve bir sonuca varılması gerekmektedir. Yargıtay bir olayda, bronşit olan 18 aylık çocuğunu doktora götüren, mazeretini komşusu aracılığıyla işverene bildiren ve iki gün işyerine gitmeyen işçinin devamsızlığını haklı bulmuştur. Başka bir olayda ise, rapor bitiminden sonra üç iş günü işine gelmeyen ve beyan ettiği mazeretini ispat edemeyen işçinin hizmet sözleşmesinin feshini haklı bulmuştur. Yargıtay bir başka kararında; hiçbir mazereti olmadan, izinsiz olarak ardı ardına iki gün işe gelmeme halini, İş Kanunu 17/II-f maddesindeki şartların oluşmasından dolayı işverenin fesih eylemeni haklı bulmuştur. İşe devamsızlığın haklı sayılabileceği durumlara şunları örnek olarak verebiliriz; işçinin evlenmesi, eşinin doğum yapması, akrabalarından birisinin ölümü, tanıklık yapması, çocuğunu hastaneye götürmesi ve benzeri. İşçinin bir suçtan dolayı tutuklanması ve hapsedilmesi halinde işe devamsızlık haklı olarak değerlendirilmemektedir. Tutuklandıktan sonra beraat eden işçinin, tutukluluk sırasındaki devamsızlığı nedeniyle iş akdinin feshedilmesini gerektirmemektedir. İşçi haklı bir nedene dayalı olarak işe gelmiyorsa bu durumu işverene bildirmek zorundadır. Bazı hallerde işçinin bu görevini yerine getiremeyeceği veya geç getirebileceği düşünülerek işvereninde bu konuda bir araştırma yaparak hareket etmesi gerekmektedir. Yargıtay'a göre, işverenin tutanak, tanık ve işyeri kayıtlarıyla kanıtladığı devamsızlık durumu sadece işçi tanıklarının beyanlarına dayanılarak yok sayılamaz. Yine yargıtaya göre, işçilik hakları ödenmeyen işçinin devamsızlık nedeniyle işten çıkarılması iyi niyet ve hakkaniyet kurallarıyla bağdaşmamaktadır. Örnek yargıtay kararı Prim borcu, gecikme zammı-borçlu olmadığının tespiti, eski ve yeni işverenler, müteselsil sorumluluk, hile ve muvazaa. Esas No: 1992/11117 Karar No: 1993/693 Karar Tarihi: 13.04.1993 Karar özeti: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası'nın 82. maddesine göre, bir işyerinin devir ve intikal etmesi durumunda; yeni işveren eski işverenin kuruma olan prim borçlarıyla eklentilerinden müteselsilen sorumludur. Bu sorumluluğun alanının, daha önceki veya daha sonraki işverenlere yüklemek kısaca sorumluluk haklarını uzatmak mümkün değildir. Ne var ki, hile veya muvazaa halleri bu kuralın dışındadır. Salt prim borçlarından kurtulma veya üçüncü kişileri yanıltma amacına yönelik arada yeni şirketler kurulması veya işyerinin bunlara devir veya satış gösterilmesi yasanın amacına uygun düşmez ve kanuna karşı hile yapan yeni işverenleri sorumluluktan kurtarmaz. Biçim olarak şirketler arasındaki, mali ve hukuksal ilişkiyi belirlemek, şirketlerin sermayelerinin kimler tarafından oluşturulduğunu saptamak, delilleri toplayarak birlikte sonuca gitmek gerekir. (İstanbul'dan Nedim Yazıcı'nın sorusuna cevaptır)