Bilindiği gibi ülkemizde çalışanlar üç gruba ayrılmış ve her bir grup için ayrı bir sosyal güvenlik kurumu teşkil edilmiştir. Kamu görevi yapan memurların sosyal güvenliği T.C. Emekli Sandığı tarafından, hizmet akdine istinaden bir işverenin yanında ücretle çalışanların sosyal güvenliği SSK tarafından ve kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan esnaf ve sanatkarların sosyal güvenliği ise Bağ-Kur tarafından sağlanmaktadır. Bu üç büyük sosyal güvenlik kurumu dışında bazı banka çalışanlarının tabi olduğu emekli sandıkları ile sosyal hizmet sağlayan kurumları da dahil ettiğimizde çok başlı ve karmaşık bir sistem içinde bulunduğumuzu söyleyebiliriz. Bu karmaşıklık daha çok kurum sayısının fazlalığından ziyade her bir kurumun sigortalıları ile iştirakçilerin sunmuş olduğu hizmetin sunum biçimi ve kalitesinde kendini göstermektedir. Kurumlar arasında norm ve standart birliğinin olmayışı farklılığın ve bunun temelinde adaletsizliğin sebebi olmaktadır. Birleşmeye doğru ilk adım Uzun süredir üzerinde çalışılan sosyal güvenlik reform tasarısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu tarafından nihayet kamuoyuna açıklandı. Buna göre belirli bir program dahilinde SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ile sosyal yardım ve hizmet kuruluşları 'Sosyal Koruma Kurumu' adlı yeni bir çatı altında birleştirilecek. Sosyal güvenlik sistemi ile ilgili reform çalışmaları hükümetin acil eylem planı arasında bulunmaktaydı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan komisyonlar yaklaşık 1,5 yıldan beri sosyal güvenlik sistemi içinde bulunan kurumların tek çatı altında birleştirilmesi, bu alanda yeniden yapılanmaya gidilmesi, genel sağlık sigortası sistemine geçilerek sağlık kuruluşlarının tek elden sevk ve idare edilmesi, sosyal hizmet ve sosyal yardım kurumlarının ayrı bir kurum adı altında ve tek bir elde toplanması için çalışmalar yapmaktadır. Bakanlık tarafından oluşturulan komisyonlar çalışmalarını tamamlayarak hazırladıkları reform çalışmalarını ve kanun tasarılarını Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına sundular. Söz konusu tasarılar yaz boyunca işçi, işveren ve esnaf kesimleriyle birlikte tartışmaya açıldı. Çalışma Bakanlığının hedefi 2004 sonbaharında tasarının olgunlaşmış şekliyle TBMM'ye sunulmasıdır. Genel sağlık sigortasına geçiliyor Sosyal güvenlik reformuyla emeklilik sistemin tek çatı altında toplanırken, reformun bir diğer ayağı da genel sağlık sigortası yoluyla nüfusun tamamının sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesini oluşturacak. Hangi rejime bağlı olarak çalışırsa çalışsın, tüm vatandaşlar hazırlanacak bir temel teminat paketi çerçevesinde, adil ve eşit bir sağlık hizmeti alabilecekler. Çalışamayan ve ödeme gücü olmayan vatandaşların primlerini de devlet ödeyecek. Bu çalışmalar ile vatandaşlarımızın tamamı, genel sağlık sigortası kapsamına alınırken, ödeme gücü bulunmayanların sağlık primleri devlet tarafından karşılanacak. Halen, GSMH'nin yüzde 4,2'sine ulaşan sosyal güvenlik kuruluşlarının açıklarının reformla birlikte azaltılarak 2045'ten sonra sıfır düzeyine indirilmesi de hedefleniyor. Bu gün itibarıyla dağınık bir yapı arz eden sosyal yardım ve sosyal hizmet kurumlarının da birleştirilerek tek çatı altından yönetimi hedeflenmektedir. Emeklilik yaşında yükselme bekleyin Sosyal güvenliğin gelir gider dengesi yönünden birçok ülkede sıkıntılı alanlardan biri olduğu bilinen bir gerçek. Türkiye'de toplam nüfus içinde yaşlı nüfusun oranının yüzde 6 civarında olmasına rağmen sistemin sorunları bulunmaktadır. Türkiye gelecekte, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir yaşlanma trendi yaşayacak. O sebeple, nüfusumuz yaşlanma trendine girmeden sosyal güvenlik sisteminde köklü bir değişiklik yapmak, bu işin çok önemli bir yanını oluşturmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminde son yılarda yapılan değişikliklere rağmen halen 40'lı yaşlarda vatandaşlarını emekli eden dünyanın tek ülkesiyiz. Bu gidişle bir çalışana bir emekli düşecek. Bu alanda Çalışma Bakanlığı çalışmalar yapmasına rağmen mevcut çalışanların emeklilik yaşına dokunmayı şimdilik düşünmüyor. Ancak, Dünya Bankası tarafından geçen hafta yayınlanan raporda Türkiye'de emeklilik sisteminin tehlike sinyalleri verdiği, çalışanların çok erken yaşta emekli edildikleri, erken emekli olanlardan vergi alınması gerektiği, sistemin bu hali ile devam etmesinin mümkün olmadığı açıklandı. Sosyal Sigortalar Kurumunun aylık 1.350 katrilyon prim toplayıp, 1.450 katrilyon emekli maaşı ödediğini hesaba katarsak tehlikenin boyutu anlaşılmış olur. Yani, SSK sadece aylık 100 trilyon emekli maaşı ödemesinden dolayı açık veriyor. Sağlık giderleri, ilaç giderleri, personel giderleri ve diğer araç gereç giderleri bu rakama dahil değil. Aylık 15 ila 20 bin kişiye emekli aylığı bağlamaktadır. Son olarak Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'un durumu SSK'dan daha kötüdür. Yakın bir gelecekte emeklilik yaşının yükseltilmesi zorunlu olarak gündeme gelecektir. Aksi halde Türkiye bütçesini yönetmek mümkün olmayacaktır.