Bilindiği gibi Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devri son günlerde kamuoyunun birinci gündem maddelerinden birisi olmuştur. Kamu kurum ve kuruluşlarının elinde bulunan bütün hastanelerin Sağlık Bakanlığı'na devredilerek bir elden sevk ve idare edilmesinin, sağlık hizmetlerinden yararlanan vatandaşlar için daha doğru olacağını düşünenlerdenim. İstatistikler ne diyor? Beni bu düşünceye istatistikler sevk etmektedir. Gerçekten, yaklaşık 35 milyon vatandaşımıza (nüfusumuzun yarısı) sağlık hizmeti sunan SSK hastanelerinde yaklaşık 60 bin sağlık personeli bulunmaktadır. Ülke nüfusunun bir diğer yarısına sağlık hizmet sunan Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık tesislerinde ise, yaklaşık 200 bin sağlık personeli bulunmaktadır. Bu çok ciddi bir dengesizliktir. Sağlık politikasını belirleyecek olan otorite, bugün hangi ilde kaç hastane, ne kadar personel, uzman v.s. olduğunu bilemiyor. Dolayısıyla aynı il hudutları içinde bir hastanede tedavi olmak için bekleyenler bulunurken, bir diğer hastane atıl kalabiliyor. Bunun için çok acele hastanelerin bir elden sevk ve idaresine imkan tanınacak düzenlemenin yapılması gerekiyor. Türk-İş başkanından beklenen SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devri konusunda bir çok polemik yapıldı. Ancak geçen akşam Başbakan R. Tayyip Erdoğan ile Türk-İş Başkanı Salih Kılınç arasında geçen konuşmada, Türk-İş başkanının sözleri beni şok etti. Sayın Kılınç'a göre, hastanelerin devri ile SSK'nın sağlık giderleri artacakmış. Bu nedenle hükümet bu kararından vazgeçmeliymiş! SSK hastanelerinin devri ile SSK'nın sağlık harcamalarında artış olacağını bilmeyen mi var? Bu bir gerçek. Neden artış olacak? Çünkü, SSK'lı vatandaşlarımız daha kolay sağlık hizmeti alacaklar. Sağlık tesislerine daha rahat ulaşabilecekler. Randevu alamadıkları için günlerce beklemeyecekler veya kendi imkanları ile tedavi olmaya çalışmayacaklar. Sayın Salih Kılınç'a bir kez olsun SSK Okmeydanı Hastanesi Onkoloji servisini ziyaret etmesini tavsiye ederim. Ben birkaç ay önce bir yakınım için gittim ve bırakın hastalarımız, çalışan sağlık personelin ne kadar zor şartlar altında çalıştıklarına şahit oldum. Bugün Emekli Sandığı'na tabi olanlar ile Bağ-Kur sigortalıları istedikleri hastaneye gitme, istedikleri özel eczanelerden ilaç alma hakkına sahipken, SSK'lı vatandaşlarımız ilaç kuyruklarında saatlerce bekliyorlar. Türk-İş başkanından bu haksızlığın giderilmesi için mücadele etmesini beklerdim. Sendika yöneticilerimizden SSK hastanelerinden randevu alamadığı için sağlık hizmeti alamayan işçilerin ve emeklilerin sıkıntılarını ön plana çıkarmalarını, sağlık pastasından daha çok pay almaları için çaba sarf etmelerini bekliyoruz. Hastanelerin mülkiyet problemine neden enerjilerini harcadıklarını anlamak güç. Sağlık Bakanlığı kimin bakanlığı? Önemli olan daha hızlı ve kaliteli hizmet almak değil mi? Kitap tanıtımı (İstihkak davaları ile tasarruf iptal davaları) Bugün sizlere Yargıtay 21'inci Hukuk Dairesi'nin çok kıymetli Başkanı Ali Güneren, "İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davaları" isimli kitabını tanıtmak istiyorum. İstihkak davaları ile tasarruf iptal davaları konusuna giren uyuşmazlıkların sosyal ve ekonomik gelişmelere paralel olarak artması, uygulamada görülen yanlışlıklar ve daha da önemlisi uzun bir süreden beri bu konuda bir başvuru kitabının bulunmaması yazarımızı bu kitabı hazırlamaya itmiş. Ağırlıklı olarak avukat ve yargıçlarımızın istifade edebileceği bu kitaptan, hukuk eğitimi gören öğrenciler, araştırma görevlileri, icra ve iflas dairelerinde çalışan kamu görevlileri ile hukuk alanında çalışma yapan diğer tüm ilgililer için çok önemli bir kaynak olacaktır. Yargıtay 21'inci Hukuk Dairesi'nin çok değerli Başkanı Ali Güneren'in son derece dikkatli ve titiz açıklama ve yorumları ile en son yargı kararlarını da ihtiva eden kitabı edinmek isteyenler, "Ali GÜNEREN Yargıtay 21. Hukuk Dairesi Başkanı Ankara" adresine mektup gönderebilecekleri gibi 0312-49 607 08 veya 0533 434 76 00 numaralı telefonlar ile bizzat kendisinden ödemeli olarak isteyebilirler.