Bana göre "Sosyal Güvenlik Hukuk Sistemimizin" en önemli ve eleştiriye açık konularından birisi hizmet çakışması neticesinde ortaya çıkan problemlerdir. Gerçekten, bir kişinin aynı anda iki sosyal güvenlik kurumuna tabi olarak çalışma hayatının içine girmesi mümkündür. Örneğin, kişi Bağ-Kur sigortalısı olmayı gerektiren herhangi bir şirket ortağı veya vergi mükellefi iken, öte yandan hizmet akdine istinaden Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı da olabilir. Aynı süre içinde iki kuruma tabi sigortalı olmayı gerektirecek işte çalışabilir. Aynı sürede iki yerden hizmet yok Sosyal güvenlik hukukumuz bir kişinin aynı zaman dilimi içinde iki veya daha fazla sosyal güvenlik kurumu kapsamında çalışmasına müsaade etmektedir. Ancak, bu kişinin sadece bir kuruma prim ödeyerek sosyal güvenliğini sağlaması gerekir. Aynı süre içinde iki sosyal güvenlik kurumuna birden sigorta primi ödeyerek hizmet kazanmak mümkün değildir. Yani, sosyal güvenlikte teklik ilkesi geçerlidir. Buna bir örnek verecek olursak, vergi mükellefiyeti nedeniyle Bağ-Kur sigortalısı olan bir vatandaşımız, daha sonra bir işverenin yanında hizmet akdine istinaden çalışmaya başlar ise, SSK kapsamına girecektir. Ancak, bu kişi için Bağ-Kur'a prim ödemesi yapıldığı için ayrıca SSK'ya prim ödenmeyecektir. İşveren ücret bordrosunda vergi ve diğer kesintileri yaparken SSK prim kesintisi yapmayacak. Bağ-Kur'lu olduğunu bordroda belirtmesi yeterli olacaktır. Görüldüğü gibi bir kişi aynı zamanda iki kuruma birden prim ödeyemez. Hangi kuruma primi ödeyeceğini ise nasıl belirleyeceğiz? Öncelik, ilk başladığı kuruma prim ödemesidir. Örneğin, SSK sigortalılığı devam ederken vergi mükellefi olan kişinin SSK sigortalılığı devam ettiği sürece Bağ-Kur'a prim ödemeyecek. SSK sigortası bittiği anda Bağ-Kur'a prim ödemeye başlaması gerekir. Öncelik her zaman için ilk başlayan kurumdadır. Çakışan hizmetlerin durumu Bilindiği gibi, bir kişinin öncelikli olan kuruma prim ödemeyip, diğer bir kuruma prim ödemesi durumunda hizmet iptali yapılmakta ve asıl tabi olması gereken kurum şartlarına göre tekrar prim alınmaktadır. Bu uygulama hatası daha çok, Bağ-Kur'a prim ödemesi yapması gereken sigortalının, bilgi eksiklinden dolayı SSK'ya prim ödemesi ile ortaya çıkmaktadır. Bu gibi durumlarda SSK hizmeti iptal ediliyor. Kişinin Bağ-Kur'a müracaat ederek yeniden geriye dönük gecikme zammı ile birlikte prim ödemesi isteniyordu. SSK primlerinin ise sadece sigortalı hissesi gecikme zammı hesaplanmadan kişiye iade ediliyordu. İşte uygulamanın bu çarpıklığını kısmen giderecek yasal düzenleme "Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile yapıldı. 5458 sayılı 'Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 16'ncı maddesi gereğince; "5434 sayılı TC Emekli Sandığı Kanunu ile 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlardan birine tabi sigortalı iken, aynı sürede bir diğer sosyal güvenlik kurumuna adına prim ödediği anlaşılan sigortalılardan, yersiz tahsil edilen prim asılları, sigortalı ya da sahiplerinin talebi, Emekli Sandığı bakımından ayrıca kurumların da talebi halinde işsizlik sigortası primi hariç olmak üzere hizmetlerin çakıştığı sürede prim borcu aslına mahsup edilmek üzere en geç 6 ay içinde tabi olması gereken sosyal güvenlik kurumuna devredilir. Çakışan hizmet süresine ilişkin devredilen miktarın prim borcu aslını karşılamaması halinde, bakiye prim borcuyla ilgili kanun hükümlerine göre sigortalıdan veya 5434 sayılı kanuna tabi kurumdan tahsil edilir. Sosyal sigorta kanunlarındaki sigortalılığın tespiti ile hizmetlerin birleştirilmesine ait hükümler saklıdır. Kanunun yürürlük tarihine kadar çakışan hizmet süreleri sosyal güvenlik kurumlarınca iptal edilmemiş sigortalılar da bu hükümden yararlandırılır." Görüldüğü gibi, halk arasında "prim affı" olarak bilinen bu kanun ile hizmet çakışması halinde yeni bir uygulama başlatılmıştır. Buna göre, hizmet çakışması halinde yanlış ödeme yapılan kurumdan sigorta primlerinin doğru kuruma aktarılması sağlanacaktır. >>> Okuyucu Mektupları * F. Keleş: Okuyucumuz yaş itibarıyla emekliliğe hak kazanmasına rağmen prim ödeme gün sayısının 110 olmasından dolayı emekli olamadığını, son çıkan kanun ile toplu ödeme yaparak emekli olmak istediğini belirtmiştir. Hemen belirtelim ki, toplu ödeme yaparak hizmet kazanmak mümkün değildir. Bunun tek istisnası askerlik borçlanması ve yurt dışı hizmet borçlanmasıdır. Bu iki borçlanma yöntemi dışında toplu ödeme yapamazsınız. Size tavsiyem ileri doğru prim ödemeye hemen başlamanızdır. * M. Şahin: İsteğe bağlı sigortalılar için uygulanan 4958 sayılı Kanuna göre yapılandırma sizin de belirttiğiniz gibi 2003 yılında başlatılmıştır. Söz konusu yapılandırma sebebiyle yapmış olduğunuz taksit yeni kanun ile ilgili değildir. Yeni kanunda sadece 1 Mayıs 2003 tarihinden 31 Mart 2005 tarihine kadar isteğe bağlı sigortalı olan ve bu arada ödenmeyen primleri olan sigortalılar için ödeme kolaylığı sunmaktadır. * E. Zorlu: 2001 yılından vergi mükellefiyetiniz başladığı için Bağ-Kur için uygulanacak olan prim ödeme kolaylığından yararlanabilirsiniz. Vergi mükellefi olupta Bağ-Kur'a hiç kaydı olmayanlar 4 Ekim 2000 tarihinde veya daha sonrasında sigortalı sayılacaklar. Siz hemen kayıt yaparak ödeme kolaylığından yararlanabilirsiniz. >>> İki kıymetli eser Yargıtay 9'uncu Hukuk Dairesi Tetkik Hakimi Şahin Çil "İş Hukukunda İbra Sözleşmesi" isimli bir kitabı ile Yargıtay 9'uncu Hukuk Dairesi'nin kıymetli başkanı Osman Güven ÇANKAYA ile birlikte kaleme aldıkları "İş Hukukunda Üçlü İlişkiler" isimli kitabı yayımlanarak bizlerin hizmetine sunulmuştur. Bilindiği gibi İş Hukuku'nda "ibraname düzenlenmesi" çok tartışılan ve ictihatın yön verdiği konuların başında gelmektedir. İş Kanunu'nda "ibranamenin" nasıl düzenleneceği, içeriğinin nelerden ibaret olacağı belirtilmemiştir. Çok Kıymetli Hakim Şahin ÇİL tarafından hazırlanan bu eser ibraname konusunda işçi ve işveren olarak hepimizin karşılaşacağı sorunlara çözümler sunmaktadır. Yine, taşeron-asıl işveren sorunları ile 4857 Sayılı Yeni İş Kanunu ile gelen Geçici (Ödünç) İş İlişkisi , Hizmet Akdinin Devri konularına ayrıntılı bir bakış açısı getiren "İş Hukukunda Üçlü İlişkiler" kitabı da işçi ve işveren olarak hepimizi yakından ilgilendiren konulara çözümler sunmaktadır. Bu iki kıymetli eseri bizlerin hizmetine sunan yazarlar çok kıymetli Daire Başkanı Osman Güven ÇANKAYA ve Tetkik Hakimi Şahin ÇİL'e teşekkürlerimi sunuyorum. Siz kıymetli okuyucularımdan bu iki eserle yakından ilgilenmenizi istiyorum.