İbraname nasıl olmalı?

A -
A +

İbraname (ibra senedi-ibra belgesi), işçinin işverenden iş ilişkisinden doğan alacaklarını tamamen aldığını ve çalıştığı işyerinden herhangi bir alacağının kalmadığını gösteren bir belgedir. İş Kanunu'nda ibranameye ilişkin herhangi bir düzenlenme yoktur Borçlar Kanunu'nda ise borcu sona erdiren haller arasında ibra sayılmamıştır. İş Kanununda ve Borçlar Kanununda ibra senedinin düzenlenmemiş olması ibraname ile borcun sona erdirilemeyeceği anlamına gelmez. İbraname, özellikle işçi işveren ilişkisinden doğan borcu sona erdirmede oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. İbraname, ücret alacağı dışında, işçinin iş ilişkisinden doğan diğer alacaklarını da kapsayan yazılı bir metindir. Bu nedenle ibranamede işçiye yapılan ödemelerin ayrıntılı bir biçimde yazılması gerekmektedir. İşçinin alacağını tahsilinden çok, işverenin borcundan kurtulduğunu göstermeye yönelik gerçekle bağdaşmayan belgeleri ibraname olarak kabul etmemek gerekecektir. Nitekim Yargıtay ibranamede yer alan ile gerçekte olan arasındaki farkın işçiye ödenmesi yönünde kararlar vermektedir. ğ İbranamenin hukuki niteliği İbraname yazılı olarak düzenlenmeli ve işçi tarafından imzalandıktan sonra işverene teslim edilmelidir. İşverene teslim edilmeyen ibra belgesi hukuki bir sonuç doğurmayacaktır. Yargıtay'ın bazı kararlarında ibranamenin para ödeme makbuzu gibi değerlendirildiği görülmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin "ibra olunan haklar ile elde edilen karşılık arsında büyük farkın bulunması halinde, ibranın elde edilen miktarla sınırlı olup bir makbuz niteliği taşıdığı" yönünde kararları bulunmaktadır. 10 Hukuk Dairesi ise "gerçek maddi zarar ile ibranamede gösterilen tutar arasında açık oransızlığın bulunması durumlarında ibranamenin makbuz niteliğinde olduğu" görüşünü benimsemiştir. Yargıtay bir ara bu görüşünden uzaklaşmasına rağmen son yıllarda yine benzer yönde kararlar verilmektedir. ğ İbranamenin geçerlilik şartları İbra senedinden beklenen sonucun alınabilmesi için iş ilişkisinin sona ermesinden sonra düzenlenmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarına baktığımızda, hizmet akdinin sona ermesinden önce düzenlenen ibranamelerin geçerli sayılmadığını görüyoruz. İşveren tarafından işçinin işe başlaması sırasında veya iş ilişkisinin devam ettiği bir sırada bir ibraname düzenlenerek işçiye imzalattırılmasının bir önemi yoktur. Genellikle bu tür ibranameler matbu olarak hazırlanıp, sonradan doldurulmak üzere bazı bölümleri boş bırakılarak işçiye imzalatılmaktadır. Hatta boş kağıda işçinin peşinen imzasının alınması şeklinde ibraname düzenlenmektedir. Bu tür hazırlanan ibra belgeleri Yargıtay tarafından geçersiz sayılmaktadır. İbranamenin geçerli kabul edilebilmesi için, işçiye işçilikten doğan tüm hak ve alacakları ödendikten sonra düzenlenmesi gerekmektedir. Aksine bir uygulama ibranamenin geçersiz sayılmasına neden olacaktır. İş ilişkisi devam ettiği süre içinde işçinin işverene ibraname vermesi, işçinin gerçek iradesini yansıtmayacaktır. Bir alacağın ibra edilmesi için öncelikle alacağın doğması gerekir. İş İlişkisi son bulmadan, iş ilişkisinin sona ermesine dayalı alacağın varlığından söz edilemez. Doğmamış bir alacağın ibra edilmesi için hazırlanan ibra senedinin kabul görmeyeceği açıktır. Bu nedenlerden dolayı ibranamenin mutlaka iş ilişkisi bittikten sonra düzenlenmesi gerekmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 02.12.1997 tarih E.16542, K.20057 sayılı kararında boş kağıt imzalattırılarak sonradan düzenlenen ibranamenin geçersiz olduğuna hükmetmiştir. ğ İrade açıklaması İbra sözleşmesinin geçerli sayılabilmesi için herşeyden önce tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile düzenlemesi gerekmektedir. İbraname vekil aracılığı ile düzenlenmiş ise vekaletin ibra yetkisini de içermesi gerekir. Bir tarafın diğer tarafı yanıltma, aldatma veya korkutma yolu ile oluşturulan ibra senetleri hukuken geçersiz sayılacaktır. İşverenin işçiyi yanıltmaya yönelik davranışları sonucu alınan ibraname geçersizdir. ğ İbranamede miktar belirtilmesi İbranameler ile ilgili yasal düzenleme olmaması nedeni ile, Yargıtay her davanın kendine özgü şartlarını dikkate alarak karar vermektedir. Asıl olan işçinin haklarının tam ve zamanında ödenmesidir. İşçinin bazı haklarından karşılıksız olarak vazgeçtiğini kabul etmek iş hukukun işçiyi koruyucu ilkeleri ile bağdaşmaz. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 25.05.1993 tarih ve 14058 Esas sayılı kararında bu hususlar belirtildikten sonra, davacıya işten ayrılırken hak ettiği ihbar ve kıdem tazminatlarının tam olarak ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiği, eksik ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, bunların davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemenin miktar belirtilmeden alınan ibranameyi gerekçe göstererek davanın reddine karar vermesini isabetsiz bularak yerel mahkeme kararını bozmuştur. Ancak ibranamede sadece miktar belirtilmemiş olması ibranamenin geçersiz sayılması için tek başına yeterli değildir. İbranamede miktar gösterilmesi o belgeyi makbuz niteliğine büründürmektedir. Miktar gösterilmeden usulüne uygun düzenlenen ibranameler Yargıtay tarafından geçerli kabul edilmektedir. İş ilişkisi sona erdikten sonra düzenlenen, işçinin imzasını taşıyan ve boş kağıdın sonradan doldurulması şeklinde olmayan ibranameler miktar belirtmemiş bile olsa geçerli kabul edilmektedir. ğ İbranamelere dayalı faiz uygulaması Hemen belirtelim ki Yargıtay gecikmeli de olsa ibraname karşılığı yapılan ödemelerde faize hükmedilmesine ilişkin mahkeme kararlarını bozmaktadır. Yargıtay 9. H.D 11.10.2000 tarih ve 8951 Esas sayılı kararında "asıl alacak ibra edildiğinde fer'isini oluşturan faizden de vazgeçilmiş sayılacağını" belirtmiştir. Taksitle yapılan ödemelerde ise paranın tamamı ödeninceye kadar faiz talep edilebilir. Yargıtay taksitle yapılan ödemelerde konuya farklı yaklaşmakta ve işçi alacağını tam olarak tahsil edinceye kadar gecikmeden doğan faiz talep edebileceğine karar vermektedir. İbraname düzenlenirken işçi faiz hakkını saklı tutabilir. Bu takdirde faiz talep hakkı doğacaktır. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 09.05.2002 tarih, E.2002/7965, K.2002/7378 sayılı kararında; Yerel mahkemece kıdem tazminatı geçmiş günler faizinin reddine karar verilmiş ise de 20.6.2000 tarihli ibranamede davacı işçinin kıdem tazminatını alırken fazlaya ait talep haklarını açıkça saklı tuttuğu, "fazlaya ait hak" kavramı faizi de içerdiğinden Borçlar Kanunun 113. maddesinde sözü edilen "ihtirazı kayıt" mevcut olup, uygun bir faize karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Okuyucularımıza cevaplar ğ ALİ TOP: Bildiğiniz gibi Sosyal Sigortalar Kanununda 4 Ekim 2000 tarihinde 616 sayılı KHK ile yapılan değişiklik ile, askerlik borçlanmasından doğan prim borcunun üç ay içinde defaten veya taksitlerle ödenmesi, ayrıca borçlanılan günlerin sadece prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi, sigortalılık süresinden sayılmaması hüküm altına alınmıştır. Bu değişiklikten önce askerlik yaptıktan sonra ilk defa sigortalı olanlar, borçlanma yaptıklarında sigorta başlangıcı borçlanılan süre kadar geriye çekiliyordu. Gerek 616 sayılı KHK 'nin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi ve gerekse bu uygulamanın Bağ-Kur ve Emekli Sandığı yapılmamasından dolayı "anayasal eşitlik" kuralına aykırı olması nedeni ile acilen değişiklik yapılması gerekmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda hazırlanan ve kısa bir süre sonra TBMM'ne gelecek olan tasarıda askerlik borçlanması ile ilgili bu yanlışlık düzeltilmektedir. Kanunda yapılacak değişikliği beklemenizi ve sonra borçlanma yapmanızı tavsiye ederim. ğ MELAHAT CANDAN: Verilerinize göre hemen Bağ-Kur'dan çıkıp SSK'ya prim ödemeye başlamanızı tavsiye ederim. SSK'ya geçerseniz 3,5 yıl sonra hemen emekli olabilirsiniz. Bağ-Kurdan emekli olabilmek için en az 6 yıl daha prim ödemeniz gerekiyor. Bildiğiniz gibi Bağ-Kur'dan yaş haddinden emekli olabilmek için en az 15 tam yıl prim ödemek gerekmektedir. SSK'dan ise 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün ile emekli olabilirsiniz. Ancak siz son olarak Bağ-Kur'a prim ödediğiniz için SSK'ya geçtikten sonra en az 3,5 yıl prim ödemelisiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.