Ülkemizde, kamu yönetiminden ve bürokrasiden şikayeti olmayan yoktur. Yılardan beri bırakın vatandaşı, devlet yönetiminde sorumluluk üstlenen seçilmiş Bakanlar ve Başbakanlar bürokrasinin ağır ve aksak işlediğinden şikayet ederler. Zaman zaman bu şikayetler bürokratların yenilikleri ve reformları engellediğine kadar gitmektedir. Hükümet geç kaldı İşte hemen her kesimin şikayetçi olduğu kamu yönetiminde değişiklik yapacak olan "Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı" Bakanlar Kurulunca Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderildi. Ak Parti seçim beyannamesine uygun olarak Kamu Yönetimi Reformu, Kamu Personel Reformu ve Yerel Yönetimler Reformunu hayata geçirmek için gerekli hazırlıkları nihayet tamamladı. Bundan sonra başta Anayasa değişikliği olmak üzere bu reformları hayata geçirecek kanunlar Meclis gündemine gelecek. Aslında Ak Parti Hükümeti bu değişiklikleri yapmak için oldukça gecikmiştir. Her geçen günde işleri zorlaşmaktadır. Bürokrat direnci kırılmalı Ülkemizde herhangi bir alanda reform yapmak için öncelikle bürokrasinin direncini kırmak gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarının, basının, siyasi partilerin ve halkın üzerinde uzlaştığı bir alanda köklü değişikliğe gitmek için bürokrasi engeline takılabilirsiniz. Eğer yapacağınız değişiklik doğrudan kamu yönetimine ilişkin ise işiniz daha da zor demektir. Zira kalıplaşmış alışkanlıkları yıkmak kolay değil. Devlet içinde iktidarı elinde tutan merkezi bürokrasinin yetkilerini yerel birimlere devretmesine veya bir başka birim ile paylaşmasına sıcak bakması beklenemez. Bilindiği gibi son 25 yıl içinde Bürokrasinin sevmediği tek lider, bir çok reforma imza atan merhum Turgut Özal'dır. Bu bürokratlar Turgut Özal'a yapmadığını bırakmamıştır. Ancak o bildiği yoldan şaşmamıştır. Kanun tasarısının TBMM'sine gönderilmesinden sonra gelen tepkilere baktığımızda, merkezin gücünü elinde tutan ve istedikleri her alana müdahale eden devlet birimleri seslerini yükseltmektedir. Çünkü onlar bu güne kadar devlet yönetiminde mutlu azınlık olarak yaşadılar. Hükümetler geldi geçti ama onlar makam ve mevkilerini korudular. Ülke yönetiminde alınan her karara müdahale ettiler, çıkarılan kanunları yönlendirdiler. Teftiş kurulları ne diyor Kamu Yönetimi Temel Kanun tasarısına en sert tepkiyi bir grup müfettişler verdi. Devlet Denetim Elemanları Derneği de tasarıya karşı olumsuz açıklamalarda bulundu. Ancak devlet içinde teftiş kurulları arasında yıllardan beri bir iktidar mücadelesi yapılmaktadır. Aynı Bakanlığın içinde bulunan iki ayrı kurul arasındaki sürtüşmeler devlet yönetimine ve topluma zarar vermiştir. Müfettişler arasındaki tartışmaların birinci nedeni birbirleri üzerinde denetim yetkisi kurmak istemelerinden ileri gelmektedir. Bu tartışmalara Bakanlar ve Başbakanlar bile çözüm üretememişlerdir. Hatta 12 Eylül Paşalarından birisi "her istediğimiz yaptık ancak bir bakanlıktaki Teftiş Kurullarını birleştiremedik, müfettiş lobisine yenik düştük, bu sorunu çözemedik" demiştir. Devlet Denetim Elemanları Derneği denetim elemanlarının bağımsız olmasını, eşit şartlar altında çalışmasını, özlük haklarının eşit olmasını istemektedir. Bu görüşlerinde haklıdırlar. Ancak bağımsız bir denetim kurulu çalışmasının yapıldığı günlerde devlet içinde görev yapan müfettişlerin üç sınıfa ayrıldığını, bugün en çok sesi çıkan teftiş kurulunun kendisini birinci sınıf kurul ilan ettiğinde de aynı tepkiyi göstermeleri gerekirdi. Teftiş kurulları kapatılmıyor Kamu Yönetim Tasarısı bütün teftiş kurullarını tasfiye ediyor şeklinde anlaşıldı. Konu ile ilgili yapılan araştırma sonucunda kamu kurum ve kuruluşlarının dış denetimini yapan kurulların kapatılmasının söz konusu olamadığını öğrendik. Örneğin Maliye Bakanlığı bünyesinde vergi incelemesi yapan Vergi Denetmenleri, Gelir Kontrolörleri, Hesap Uzmanları Kurulu görevlerine devam edecekler. Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı çalışan ve işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili teftiş, kontrol ve denetleme yapan İş Teftiş Kurulu görevine devam edecek. Aslında Kamuda 23 bin denetim elemanının büyük çoğunluğu bu şekilde dış denetim yapanlardan oluşmaktadır. Zaten itirazlar da bu gruplardan gelmemektedir. Sayıştay doğru seçim Kamu Yönetimi Kanun tasarısında Sayıştay'a ayrı bir yer verilmiş. Gerçekten kamu kurum ve kuruluşlarının gelir ve giderlerinin Sayıştay denetimine tabi tutulması doğru bir tercihtir. Bir kurumun kendi memurlarının mali denetimini yapması ve bunda başarılı olması mümkün değildir. Zira denetim için en üst amirin onayı gerekiyor. Böyle bir denetimin tarafsız ve bağımsız olması söz konusu değildir. Sayıştay'ın yurt genelinde örgütlenmesi ile kamu kurum ve kuruluşlarının etkin ve tarafsız denetimi sağlanmış olacaktır. Bilindiği gibi Sayıştay bağımsız bir kuruluştur. Sayıştay denetçileri hakim güvencesine sahip olmalıdırlar. Mevcut yetkileri daha da artırılmalıdır. Ayrıca kapatılması düşünülen teftiş kurullarının denetim elemanları Sayıştay da görevlendirilebilir. Tasarı da Başbakanlık Denetleme Kurulu üyelerinin Sayıştay'a geçeceği belirtilmiştir. İşte bağımsız ve tarafsız olmak isteyen müfettişlere bir fırsat. Yapılacak yeniliği eleştirmekten çok katkıda bulunmalarını tavsiye ederiz.