Y. Gönenç adlı okuyucumuz, kıdem tazminatını aşan ödeme yapılıp yapılamayacağını, kooperatif yönetiminin çalışanlara fazla ödeme yapma yetkisinin olup olmadığını ve yapılan fazla ödemenin gider olarak yazılıp yazılamayacağını sormaktadır. Bilindiği gibi, kıdem tazminatı uygulaması1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'üncü maddesinde düzenlenmiştir. 1475 sayılı İş Kanunu 2003 yılında yürürlükten kaldırılmış ve yerine 4857 sayılı halen yürürlükte olan İş Kanunu uygulanmaya başlamıştır. Ancak, 1475 sayılı İş Kanunu'nun "Kıdem Tazminatı"nı düzenleyen 14'üncü maddesi "Kıdem Tazminatı Fonu" kuruluncaya kadar yürürlükte kalacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla "kıdem tazminatı" konusu halen eski uygulamada olduğu gibi devam etmektedir. Kıdem tazminatı uygulamasında öteden beri bir üst sınır uygulaması bulunmaktadır. En yüksek devlet memurunun (Başbakanlık Müsteşarı) yıllık emeklilik ikramiyesi tutarı kıdem tazminatı üst sınırı olarak kabul edilmiştir. Devlet memurlarına yapılan her zam memur maaş katsayısını değiştirdiği için kıdem tazminatı tavanı da bu değişikliklerle artmaktadır. 1475 sayılı İş Kanunu uygulama döneminde, kıdem tazminatı tavanını aşan ödemeler yapanlar hakkında cezai kavuşturma yapılacağı hükme bağlanmıştı. Anılan Kanun yürürlükten kaldırıldıktan sonra onun yerine uygulamaya giren 4857 sayılı İş Kanunu, kıdem tazminatı tavanını aşan ödemelerden dolayı cezai soruşturma yapılmasını kaldırmıştır. Cezai anlamada bir işlem yapılacağına dair Kanun'da bir hüküm bulunmamaktadır. Mevcut durumda kıdem tazminatına bir üst sınır uygulaması devam etmektedir. İşverenler bu sınırlamaya uymak durumundadır. Kıdem tazminatı tavanını geçen ödeme yapan işverenler bunu kanunen kabul edilen giderler arasında gösteremezler. Yani gider yazamazlar. Kooperatif yönetimi kıdem tazminatı tavanını aşan ödeme konusunda Kanunen yetkili değildir. Yapılan fazla ödeme gider gösterilemeyeceği için aksi bir uygulama görevi kötüye kullanmak olur. Zira kanunun öngördüğü sınır üzerinde yapılan ödemeler ile kooperatif zarara uğrayabilir. Yönetim kendisine duyulan güveni kötüye kullanmış olur. Emeklilik ikramiyesi M. Tanır: Verdiğiniz bilgilere göre eşiniz 48 yaşında emekli olacaktır. Eşiniz 20 yıllık süreyi tamamladığından işinden ayrılabilir. Emekli olmak için gerekli olan yaşı ikmal ettikten sonra ise emekli aylığı bağlanır. Öte yandan emeklilik ikramiyesi de alabilir. Eşiniz 20 yıllık hizmet süresini tamamlayıp işinden ayrıldıktan sonra, emekli yaşını beklerken geçen süre içinde herhangi bir sağlık ve sosyal hakka sahip değildir. Ancak, sizin çalışmanızdan dolayı sağlık yardımı alabilir. Kendisi emekli olduktan sonra sağlık yardımını emekli olduğu kurumdan almaya başlayacaktır. S. Demir: Köşemizi takip ettiyseniz daha önce yazmıştık. 5510 sayılı Genel Sağlık Sigortası ve Sosyal Sigortalar Kanuna göre, memurların hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için en az beş yıl prim ödemesi yeterli olacaktır. Söz konusu Kanun 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girmesi gerekirken Anayasa Mahkemesinin kararından sonra 1 Temmuz 2007 tarihine ertelendi. Kanunun bu haliyle yürürlüğe girmesi ise tehlikeye düştü. Eğer değişiklik olmadan aynen uygulanırsa annenize ölüm aylığı bağlanır. Gelişmeleri çok yakından takip etmenizi tavsiye ederim. S. Akpınar: Amcanızın toplam 583 gün prim ödemesi olduğu için eş ve çocuklarına ölüm aylığı bağlanmamış. Verdiğiniz bilgilere göre 20 ay askerlik yapmış. Askerlik borçlanmasıyla 900 gün prim ödeme şartı yerine gelmiş oluyor. İşe başlama yani sigortalı olma tarihi ile ölüm tarihi arasında beş yıl varsa eş ve çocuklarına ölüm aylığı bağlanır. Beş yıl hesap edilirken askerlik süresini de dahil edebilirsiniz.