İşveren iş akdini kanunda öngörülen usul ve sürelere uygun olarak sona erdirmekle beraber fesih hakkını kötüye kullanabilir. Kanun, işverenin hizmet akdinin 13. Madde çerçevesinde feshini bir sebebe dayandırması zorunluluğu öngörmemiştir. İş sözleşmesini, bildirim sürelerine uyarak taraflar her zaman sona erdirebileceklerdir. Ancak bu hakkın dürüstlük kurallarına uygun kullanılması gerekmektedir. İş Kanununun 13 . maddesinin son fıkrası iş sözleşmesinin dürüstlük kurallarına aykırı sona erdirilmesi halinde ödenecek kötü niyet tazminatını düzenlemiştir. Buna göre " İşçinin sendikaya üye olması, şikayete başvurması gibi sebeplerle işten çıkartılması halinde ve genel olarak hizmet akdini fesih hakkını kötüye kullanıldığını gösteren diğer durumlarda bildirim önellerine ait ücretlerin üç katı tazminat olarak ödenir. Tarafların ayrıca tazminat isteme hakkı saklıdır." İşverenin fesih hakkını kötüye kullandığını yani yukarıda sayılan nedenlere dayalı olarak kullandığını kanıtlamak işçiye düşmektedir. Kötü niyet tazminatı için kanunda sayılan nedenler dışında her olayı kendi içinde ve ayrı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Örneğin, işverenin çok sayıda işçiyi işten çıkarması ve yerlerine çok sayıda işçi alması durumunda iş sözleşmesi feshinin kötüye kullanıldığını kabul etmek gerekmektedir. (Yargıtayın bu doğrultuda vermiş olduğu karar vardır.) Kanun, gibi ifadesini kullanarak bir sınırlamaya gitmemiştir. Fesih hakkının kötüye kullanıldığının kanıtlanması halinde, işveren kanunda öngörülen bildirim sürelerine ait ücretlerin üç katı tazminat ödemek zorunda kalacaktır. İşverenin yanında çalıştırdığı işçiyi sigortalı yaptırmaması üzerine, işçinin bu hakkını istemesi ve şikayet yoluna başvurması nedeniyle, işverenin iş akdini feshetmesi halinde kötü niyet tazminatı doğmaktadır. Ancak, işçinin kötü niyet tazminatı talebinde bulunması gerekmektedir. Bu konuda yargıya intikal etmiş ve Yargıtay'ın vermiş olduğu birçok karar vardır. Yargıtay'a göre, işçinin şikayetinde haklı veya haksız olmasının bir önemi yoktur. Zira kanunda şikayetin haklı bir nedene dayandırılması şartı öngörülmemiştir. Hizmet akdinin feshedilmesi ile şikayet arasında bağlantı olması kötü niyet tazminatı için yeterlidir. İşverenin hizmet akdini bildirim önellerine uymadan ve kötü niyetli olarak feshetmesi halinde, ihbar ve kötü niyet tazminatlarının ayrı ayrı hesap edilmesi gerekmektedir. Fakat Yargıtay, kötü niyet tazminatı ödenmesi halinde ayrıca ihbar tazminatı ödenmemesi gerektiği görüşündedir. Kötü niyet tazminatı için faizin başlangıç tarihi genel kanı olarak iş akdinin fesih tarihi düşünülmektedir. Kanun bu konuyu düzenlemediği için genel hükümler çerçevesinde düşünmek ve buna göre karar vermek gerekmektedir. Faizin başlangıcı borçlunun mütemerrit olduğu tarihtir. Yani borçluya ödemesi için ihtar yapılmış ve ödememiş ise bu tarihten itibaren faiz yürütülecektir. Yargıtay Ekim 1996 tarihli bir kararında faizin başlangıcı olarak sözleşmenin sona erdirildiği tarihin esas alınmasını hatalı bulmuş ve yerel mahkemenin vermiş olduğu bu kararı bozmuştur. (Bursa'dan Hilal Saygın ve Ali Akın'ın sorularına cevaptır.) Önemli Not: Kötü niyet tazminatı bu gün geçerli olan kanun hükümlerine istinaden açıklanmıştır. Mart 2003 tarihinde yürürlüğe girecek olan ve daha önce birkaç kez açıkladığımız "İş Güvencesi Yasası" ile yeni uygulamalar başlayacaktır.