Kurumlarında memur statüsünde çalışan personelin eşlerinin sağlık yardımlarından yararlanma konusunda bazı problemleri bulunduğunu belirten bir okurumuz örnek olarak memurların avukat olan eşlerinin sağlık yardımı alıp alamayacağını, evlilik akdi sona eren çocukların kimin üzerinden sağlık yardımı alacağını sormaktadır. Bilindiği gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Tedavi Yardımını" düzenleyen 209'uncu maddesinde; "Devlet memurları ile herhangi bir şekilde sağlık yardımından yararlanmayan eşlerinin veya bakmakla yükümlü bulundukları ana-baba ve ikiden fazla dahi olsa aile yardımı ödeneğine müstahak çocuklarının hastalanmaları halinde, evlerinde veya resmî veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında ayakta veya yatarak tedavileri kurumlarınca sağlanacağı, ancak, tedavi ve yol masraflarının ödenebilmesi için, tedaviye tabip raporu ile lüzum gösterilmesi gerektiği..." hükmüne yer verilmiştir. Madde metninde yer alan "Herhangi bir şekilde sağlık yardımlarından yararlanamayan" ibaresi, 4 Temmuz 2001 tarih ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile maddeye eklenmiştir. Bu değişiklikten sonra devlet memurlarının eşlerinin ve bakmakla mükellef bulundukları ana-babalarının sağlık yardımından yararlanabilmeleri için herhangi bir şekilde başka bir yerden sağlık yardımı almamaları gerekmektedir. 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkmadan önce böyle bir şart aranmamaktaydı. Okuyucumuzun sorusuna dönecek olursak, öncelikle kurumlarında çalışan memur personelin eşlerinin başka bir yerden sağlık yardımına hak kazanıp kazanmadıklarının araştırılması gerekiyor. Bunun için her yıl memurlardan eş, ana ve baba için sosyal güvenlik kurumlarının herhangi birinden sağlık yardımı almadığına dair yazılı belge temin etmeleri istenmektedir. Memurların salt beyanları bunun için yeterli görülmemektedir. Avukat eşlerin durumu Memur olarak çalışanların avukat eşlerinin durumuna gelince, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, baroya kayıtlı avukatların sosyal güvenliklerini topluluk sigortası yolu ile sağlamıştır. Gerçekten 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 86'ncı maddesine göre topluluk sigortasına tabi olanlar malûllük, yaşlılık ve ölüm sigorta kollarına prim ödemektedirler. Hastalık sigorta koluna prim ödemek zorunda olmadıkları için avukatlar SSK'dan sağlık yardımı alamamaktadırlar. Ancak, isteyen avukatlar kısa vadeli sigorta kollarına da (iş kazası, analık ve hastalık) prim ödemeyi tercik ederek tüm yönü ile sigortalı olabilirler. Bu tercihi yapan avukatlar doğal olarak SSK'dan sağlık yarımı da alabileceklerdir. Avukatlar, başka birinin yanında çalışıyorlarsa zorunlu olarak sigortalı sayıldıklarından topluluk sigortasına girmeleri söz konusu değildir. Başka bir avukat yanında ücretle çalışan avukatlar ile stajer durumunda olan aday avukatlar da zorunlu sigortalı sayılmaktadır. Memurların avukat eşlerinin, memur eşlerinin üzerinden sağlık yardımı alabilmeleri için SSK'dan sağlık yardımı almıyor olmaları gerekir. Başka bir yerden sağlık yardımı alan eşler bu haktan yararlanamaz. Ana-babası ayrı çocukların durumu Diğer yandan, Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği'nin 40'ıncı maddesinin son fıkrasında; "Karı ve kocanın her ikisinin de bu yönetmelikten yararlanan memur olması halinde aile yardımı ödeneğine müstahak çocuklar anne veya babadan yalnız biri tarafından düzenlenecek beyannamede, boşanma ve ayrılık vukuunda ise, mahkeme çocuğun velayetini hangi tarafa vermişse, çocuk onun tarafından düzenlenecek beyannamede gösterilir" hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu yönetmelik hükmüne göre ana-babanın boşanması halinde, mahkemece çocuğun velayetinin verildiği taraf üzerinden çocuğa sağlık yardımı yapılacaktır. Burada, anne ve babanın ikisinin de memur olması söz konusu olduğu için böyle bir düzenleme yapılmıştır. Ana-babadan birisinin memur, diğerinin başka bir kuruma tabi olması halinde çocuğun nasıl sağlık yardımı alacağı tartışmalıdır. Yani çocuğun velayeti anneye verilmiş ve anne sosyal güvenlikten yoksun, baba ise çalışıyorsa ne olacaktır? Uygulamada ana-babası ayrılmış olan çocukların, velayeti alan tarafın üzerinden sağlık yardımı yapılması zorunluluğu gerekçesi ile diğer taraftan sağlık karnesi verilmemektedir. Velayeti alan ana veya baba üzerinden sağlık yardımı alamayan çocuğun, sadece velayet gerekçesi ile sosyal güvenlikten mahrum bırakılması hak ve adalet ile bağdaşmamaktadır. Doğrusu, çocuğun, öncelikle velayeti alan ana veya babadan sağlık kapsamına alınması, bu mümkün değilse velayet verilmeyen ana veya baba üzerinden sağlık yardımı hakkı tanınmasıdır.