Bilindiği gibi geçtiğimiz hafta sakatlar haftası olması hasebiyle çeşitli etkinlikler yapıldı. Şüphesiz sakat vatandaşlarımız için en önemli sorunlardan birisi istihdam alanında yaşanmaktadır. İş Kanununda sakatların istihdamına yönelik yeterli hükümler bulunmasına rağmen uygulamada istenen sonuçlar alınamamaktadır. Bunda denetimlerin yetersiz olması kadar işverenlerin bilgilendirilmemesi ve sakat vatandaşlarımızın mesleki eğitimlerinin yetersiz olması da önemli rol oynamaktadır. İşverenlerin sakat işçi çalıştırma konusunda daha duyarlı olmaları ve yasal yükümlülüklerini bilmeleri açısından sakat çalıştırma ile ilgili İş Kanunu düzenlemelerine kısaca değineceğiz. 4857 sayılı yeni İş Kanununa göre, eskiden olduğu gibi özürlü vatandaşlarımızı belirli bir sayıda işçi çalıştıran işyerleri çalıştırmak zorundadır. Kanunun 30'uncu maddesi gereğince, İşverenlerden aynı il sınırları içinde hesaplanmak kaydıyla elli veya daha fazla işçi çalıştırıyorlarsa işyerlerinde en az %3 oranında engelli işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. İşyerlerinde 50 ve daha fazla işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığının tespitinde belirsiz süreli iş sözleşmesine ve belirli süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Yüzde 3 oranının hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. Yine 50 işçi sayısının tespitinde yeraltı ve sualtı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz. Ayrıca, işyerinin işçisi iken sakatlanan, eski hükümlü ya da terör mağduru olanlara öncelik tanınır. Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Sakat çalıştırmayana ceza Aranan şartlar bulunduğu halde işveren işe almaz ise, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder. Özürlü işçinin aranan şartları taıyıp taşımadığının tespitinde sıkıntı yaşanmaktadır. İşverenin uygun olmadığını düşündüğü bir işçinin o işe uygun olduğuna bir başkasının karar vermesi zordur. Ancak kötü niyetli kişilerinde bir şekilde cezalandrıılması gerekemtedir. Kanun gereğince çalıştırmak zorunda olduğu engelli sayısı kadar engelliyi işe almayan işverenler her işçi ve her ay için 750 milyon lira idari para cezası uygulanır. Sakat çalıştırana ödül Özürlü işçi çalıştırmayan işverenler cezalandırıldığı gibi, kanunun öngördüğünden fazla özürlü çalıştıran işverenler de ödüllendirilmektedir. Buna göre; 50'den az işçisi olduğu halde özürlü çalıştıran, 50'den fazla işçisi olduğu için çalıştırması gereken orandan fazla özürlüyü işe alan, Çalışma gücünü %80'den fazla oranda kaybetmiş sakat işçiyi işe alan, İşverenin yukarıdaki şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre ödemeleri gereken işveren sigorta prim hisselerinin yüzde ellisini kendisi, yüzde ellisini Hazine ödeyecektir. Özürlülere vergi kolaylığı Vergi indirim belgesine sahip olan engelliye engelli derecesine göre ücretinden daha az vergi kesilecek olup oranları aşağıdaki gibidir. Maliye Bakanlığı Merkez Sağlık Kurulu'nca tespit edilen çalışma gücü kayıp oranının asgari; %80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece, %60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece, %40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı üçüncü derece, engelli olarak tanımlanacaktır. 31.12.2003 gününe kadar, Birinci derecede olanların aylık ücretinin 360 milyon lirası, İkinci derecede olanların aylık ücretinin 180 milyon lirası, Üçüncü derecede olanların aylık ücretinin 90 milyon lirası, vergi dışı tutulacaktır. 01.01.2004 tarihinden itibaren ise bu rakamlar 4842 sayılı kanun gereğince değişecek ve aşağıdaki gibi olacaktır: Birinci derece sakatlar için 440.000.000 lira, İkinci derece sakatlar için 220.000.000 lira, Üçüncü derece sakatlar için 110.000.000 lira. Telafi çalışması İzmir'den arayan ve isminin açıklanmasını istemeyen okurumuz, işyerlerinde bayram tatili nedeniyle 9 gün çalışma yapılmadığını, işverenlerinin bayram tatiline çıkmadan önce, çalışılmayan günlerin bayram sonrası fazla çalışma ile tamamlanacağını söylediğini, işyeri çalışanları olarak kendilerinin 9 gün izin taleplerinin olmadığını belirttikten sonra, işverenin böyle bir uygulama yapma hakkının olup olmadığını, varsa kaç gün karşılığı telafi çalışması yapmaları gerektiğini sormaktadır. Bilindiği gibi 1971 yılından beri uygulanmakta olan 1475 sayılı İş Kanunu 10 Haziran 2003 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine işveren ile işçiler arasındaki ilişkileri düzenleyen 4758 sayılı İş Kanunu çıkarıldı. Yürürlükten kalkan 1475 sayılı Kanunda "Telafi Çalışması" ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktaydı. Oysa 4758 sayılı Kanunun 64'üncü maddesi ile düzenlenen telafi çalışması, iş hukukunda yapılmış önemli bir yeniliktir. Söz konusu düzenlemeye göre; "Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz. Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz." Görüldüğü gibi özellikle ulusal bayram ve genel tatil günlerinden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi halinde daha sonraki günlerde yaptırılan telafi çalışmalarının hangi hallerde yaptırılabileceği belirtildikten sonra, bu telafi çalışmasının iki ay içinde ve bir günde en fazla üç saat olabileceği hüküm altına alınarak telafi çalışmalarına bir düzen getirilmesi amaçlanmıştır. Maddede ayrıca, telafi çalışmalarının fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmayacağı açıkça belirtilmek suretiyle, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütler giderilmek istenmiştir. Bu Kanunun 64'üncü maddesinde öngörülen ve yukarıda belirtilen hükümlere aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için yüz milyon lira para cezası verileceği hükme bağlanmıştır. Bu açıklamalardan sonra sizin sorunuza dönersek, işverenlerin ulusal bayram veya genel tatillerden önce veya sonra işyerinde sonradan telafi edilmek üzere tatil kararı alma hakkı vardır. İşyeri çalışanlarının işverenin bu kararına uyması gerekir. Telafi çalışmasının iki ay içinde tamamlanması gerekir. Ayrıca işveren telafi çalışmasını gerekçe göstererek günde üç saatten fazla çalışma yaptıramaz ve tatil günleri de telafi çalışması yaptıramaz. Bilindiği gibi Ramazan Bayramı 24 Kasım Pazartesi öğlenden sonra başlamış ve toplam 3,5 gün sürmüştür. Ayrıca iki gün hafta sonu tatili (Pazar) olmuştur. Böylece toplam 5,5 gün normal tatil süresi olmuş, 3,5 gün ise eksik çalışma yapılmıştır. Bayram sonrası sizin bu 3,5 gün için telafi çalışması yapmanız gerekir.