Sendikal haklar çalışma hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Çalışanların sendikal haklarının güvenceye alınmasıyla ilgili olarakda 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 118. maddesinde düzenleme yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemeye göre "Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur" şeklinde yaptırım öngörülmüştür. Sendikal haklarının kullanılmasının engellenmesi suçunun oluşabilmesi için bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanmak gerekmektedir. Suçun tamamlanması bakımından cebir veya tehdidin hedefi olan kimsenin sendikaya üye olması veya olmaktan vazgeçmesi, sendikanın faaliyetlerine katılması veya katılmaktan vazgeçmesi ya da sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılması gerekmemektedir. Bu amaçlarla kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılması halinde suç tamamlanacaktır. Suça öngörülen ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesini kanun koyucu suç olarak kabul etmiştir. Bu suçun oluşması için herhangi bir sendikanın faaliyetlerinin cebir veya tehditle ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmiş olması gerekmektedir. Suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Bu suçun takibi şikâyete bağlı değildir. Böyle bir eylemin varlığı herhangi bir iş müfettişinin kontrolleri sırasında da ortaya çıkabilir ve işveren cezalandırılabilir. Bu nedenle işverenlerin işçilerin sendikal faaliyette bulunmaları konusunda gerekli hassasiyeti göstererek herhangi bir zorluk çıkartmamaları veya herhangi bir sendikaya üye olmaya zorlamamaları gerekmektedir. Sendika yöneticiliğinden ayrılan işçileri çalıştırma zorunluluğu 2821 sayılı sendikalar Kanunu'nun 29. maddesinde, sendika ve konfederasyonların yönetim kurullarında veya başkanlığında görev aldığı için kendi isteği ile çalıştığı işyerlerinden ayrılan işçilerin bu görevlerinin; * Seçime girmemek, * Yeniden seçilmemek veya, * Kendi istekleriyle çekilmek suretiyle son bulması halinde, ayrıldıkları işyerinde, sendika veya konfederasyonlardaki yöneticilik görevinin sona ermesinden başlayarak üç ay içinde işe yeniden alınmalarını istedikleri takdirde, işveren talep tarihinden itibaren en geç bir ay içinde bu işçileri o andaki şartlarla eski işlerine veya eski işlerine uygun bir diğer işe, diğer isteklilere nazaran öncelik vererek almak zorundadır. Bu takdirde, işçinin eski kıdem hakları ve ücreti saklıdır. Ancak söz konusu sendikacılardan yönetim kurulundaki ve başkanlıktaki görevleri ile ilgili fiillerinden dolayı hüküm giymiş olanlar bu haktan yararlanamazlar. Yukarıda açıklanan hükme aykırı hareket eden işverenlere Sendikalar Kanunu'nun 59. maddesinin 2. fıkrası gereğince bir aylık asgari ücretten az olmamak kaydıyla ağır para cezasına hükmedildiğinden 2006 yılı için 531.-YTL para cezası uygulanacaktır. >>> İstanbul'da işgüvenliği uzmanlığı eğitimi istiyoruz Bilindiği gibi, 4857 sayılı İş Kanununun 82. maddesi ile sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanların çalıştırılması zorunluluğu getirilmiştir. 26.01.2006 tarih ve 26061 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan yönetmelik değişikliği ile 20/09/2006 tarihine kadar iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanlar için iş güvenliği uzmanlığı sertifikası şartı aranmayacağı, ancak 20.09.2006 tarihinden itibaren iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanlar için iş güvenliği uzmanlığı sertifikası şartı aranacaktır. Ancak, Danıştay 10. Dairesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 20.1.2004 tarih - 25352 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "İş Güvenliği İle Görevli Mühendis veya Teknik Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"in 4. maddesindeki "iş güvenliği uzmanı" tanımının ve 5,7,8,9,10,11,12,13,14,15, ve 16. maddelerinin iptaline, 4. maddede yer verilen diğer tanımlar ve 17. madde yönünden davanın reddine karar vermiştir. Bakanlık tarafından sertifikalandırılmış, iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanlar İş Güvenliği Uzmanı olarak çalıştırılabilecektir. Bakanlıkça düzenlenen sertifika eğitim programlarına katılan ve eğitim sonunda düzenlenecek sınavda başarılı olan mühendis veya teknik elemanlara sertifika verilmektedir. Sertifika programı, Ankara, İzmir ve Bursa'da düzenleniyor. Maalesef, Türkiye'nin en büyük sanayi ve istihdam merkezi olan İstanbul'da düzenlenmiyor. Her ne kadar Danıştay tarafından yönetmeliğin bazı maddeleri iptal edilmişse de, iş güvenliği uzmanlığına olan büyük ihtiyaç nedeniyle İstanbul'da da mutlaka en kısa zamanda sertifika programı düzenlemesi gerekiyor.