Geçtiğimiz hafta çocukların sigortalılığı ile ilgili yapılan spekülasyonların sonucunda çıkan manzaradan duyduğum üzüntüyü sizlerle paylaşmıştım. Konu ile ilgili tartışmalar sürüp gidiyor. Ortaya çıkan manzara iç açıcı değil. Tartışmalar sigortalı yapılan küçük çocukların tescil işleminin iptal edilip edilmeyeceği noktasında düğümlendi. Sosyal güvenlik kurumu bu konunun incelenmesi yönünde talimat çıkardı. Ancak, o kadar çok çocuk tescil edilmiş ki kurumun bunların hepsini inceleyip çözüme bağlaması mümkün görünmüyor. Diğer yandan, kurumun yapacağı bu incelemelere öyle veya böyle itirazlar yükseliyor. Hal böyle olunca yapılması gereken bir husus var. Kanunun emeklilik yaşını değiştirmeye esas düzenlemesinin 30 Nisan olarak öngörülen hükmü acele bir şekilde değiştirilmelidir. Bundan sonra doğacak çocuklar için yaş haddi artırılıp, mevcut çocukların tamamının yasanın ilgili hükümlerinden istisna tutulması en doğru çözüm olacaktır. Bu şekilde sadece aileleri tarafından "uyanıklık" yapılıp sigortalı olan çocukların eski kanundan yararlanması değil, sigortalı yapılmayan ve yapılamayan çocuklarımızın hakkının korunması sağlanmış olacaktır. Basınımızda konu ile ilgili yazı yazan değerli dostlarımın da sigortalı yapılanların değil yapılmayanların hakkını arama yönünde değerlendirmeler yapmalarını haddim olmayarak istirham ediyorum. Gül'e haksızlık yazımıza tepkiler! Çocuk sigortalılığı ile ilgili geçen hafta kaleme aldığımız yazımıza her kesimden olumlu ve olumsuz çok sayıda tepkiler geldi. Her konuda olduğu gibi bu konuda da takım tutar gibi taraftarlık yapılmış. Ben yazım ile şahıs olarak kimseyi hedef almadım. Sadece bir durum tespiti yapmak istedim. Eğer Cumhurbaşkanımız bu yasanın arefesinde oğlunu sigortalı yapmış olsaydı eleştirenler haklı olacaktı. Ancak, yaklaşık iki yıl önceki sigortalılık işlemini bugünkü yasa ile ilişkilendirmenin biraz haksızlık olduğunu düşündüğüm için o yazıyı yazdım. Bazı eleştirilerde 5510 sayılı Kanunun Haziran 2006 tarihinde çıktığı ve 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girecek olması nedeniyle cumhurbaşkanının oğlunun sigortalı yapıldığı ileri sürülmüş. Unutmamak lazım ki, 5510 sayılı yasa iptal edilmeseydi ve yürürlüğe girseydi ancak 2036 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlar için kademeli olarak 65 yaş uygulaması geliyordu. Daha detaylı bilgi için o tarihlerde 5510 sayılı Kanun ile ilgili yazılan yazıları araştırabilirsiniz. Yeni yasadan etkilenebilirsiniz İ. Çakır-Babam 13 Aralık 2007 tarihinde vefat etti. Hayatta iken 13 Nisan 1961'den itibaren 22 gün, 7 Eylül 1961 tarihinden itibaren yine 22 gün kadar sigortalı olarak çalıştı. Bunlardan ikincisi ağaçlandırma işi olduğundan Bakanlıkça iptal edildi. Birincisinin ise işe giriş bildirgesi ve işten ayrılış bildirgesi olduğu halde SSK'da dönem bordrosu bulunamıyor. Bu hizmetlerin tespiti ile babamızın 30 aylık askerlik süresini borçlanıp, anneme 900 gün üzerinden aylık bağlanabilmesi için SSK'ya müracaat ettik. SSK, babamın sigortalı hizmetine rastlanmadığını bildirdi. Mahkemede dava açtık. SSK avukatı, mahkeme lehimize sonuçlansa bile yeni kanunla ölüm sigortasından aylık bağlanabilme şartının 1800 güne çıkarıldığını, dolayısıyla bu haktan yararlanamayacağımızı savundu. Ancak biz SSK'ya müracaatımızı 25 Aralık 2007 tarihinde yaptık. Dava lehimize sonuçlanırsa 1 Mayısta yürürlüğe giren yeni SS ve GSS Kanunu anneme ölüm aylığı bağlanmasına engel teşkil eder mi? Babanızın hizmet tespiti ile ilgili olarak gerekli olan dava sürecini başlatmışsınız. Yargıtay'ın genel görüşüne göre "işe giriş bildirgesinin verilmiş olması o kişinin iş yerinde en az bir gün çalıştığına karinedir" yönündedir. Diğer argümanlarla birlikte değerlendirildiğinde en az bir günlük hizmet tespiti yapılabilir. Sizin için asıl önemli süreç böyle bir tespitin yapılmasıyla başlayacaktır. Hukukun genel prensiplerinden yola çıkarak olayı değerlendirecek olursak, davayı kazanmanız halinde Sosyal Sigortalar Kurumuna müracaat ettiğiniz tarih itibarıyla yani annenizin ölüm aylığı için müracaat ettiği tarih aylık bağlanmaya esas olacaktır. Ancak, burada hassas bir noktanın altının çizilmezi gerekiyor. Askerlik borçlanması yapmadan ölüm aylığına müracaatınız geçerli kabul edilmez. Sebebi ise, ölüm aylığı bağlanması için gerekli olan 900 günlük prim ödeme gün sayısının olmamasıdır. Yapılması gereken askerlik borçlanması için müracaat edilmesi ve red cevabından sonra kuruma askerlik borçlanması ile birlikte ölüm aylığı talebinin yazılı olarak yapılması ve sonucunda hizmet tespiti davasına kurumun red cevabının eklenmesidir. Olayları bir bütün olarak değerlendirecek olursak, açtığınız dava sadece hizmet tespiti ile ilgili olursa Kurum hizmet tespitinden sonra askerlik borçlanması yapılması ve akabinde ölüm aylığı talebi isteyecektir. Ölüm aylığı talebinin yapıldığı tarihte yeni kanun yürürlükte olduğu için talebiniz kabul edilmeyecektir. Zira, yeni Kanun ölüm aylığını 900 değil 1800 gün prim ödemesi şartına bağlamıştır. Sonuç olarak bir kanaat belirtebiliriz. Buna göre, hizmet tespitinin yapılmasının ardından askerlik borçlanması ve aylık talebinin yapılmasının ardından Kurumun olumsuz cevabına karşılık ilk müracaatınızın reddedilmesi nedeniyle ikinci bir davanın açılması gerekir. Bu benim şahsi kanaatim olup nihai kararı mahkemelerimiz verecektir. Hizmetlerinizi birleştirmelisiniz H. Alpaslan-Devlet memuru olarak görev yapmaktayım. Özel sektörde çalıştığım günlerin Emekli Sandığında birleştirilmesinin fayda ve zararlarını öğrenebilir miyim? Bildiğiniz üzere, ülkemizde bulunan sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmetlerin emeklilik işlemlerinde birleştirilmesi mümkündür. Hizmet birleştirmesi özellikle emeklilik hakları ile yakından ilgilidir. Son olarak devlet memuru olarak çalışan bir kişinin daha önce Sosyal Sigortalar Kanununa veya Bağ-Kur Kanununa tabi çalışmalarını Emekli Sandığında birleştirmesi her şeyden önce gerek yaş olarak ve gerekse hizmet süresi olarak daha erken emekli olmasına imkan tanır. Özellikle 4447 sayılı Kanunla emeklilik sisteminin 1999 yılından sonra kademeli bir geçiş sürecine bağlanması hizmet süresinin önemini hayli artırmıştır. Bunun için okuyucumuzun diğer kanunlara tabi olarak geçen hizmetlerini emekli Sandığında birleştirmesini tavsiye ediyoruz.