Sosyal güvenlik barışı unutuldu

A -
A +

Ak Parti iktidara geldikten sonra gündeme gelen iş ve sosyal güvenlik barışından son günlerde söz edilmez oldu. Prim borçlarında yapılacak olan ödeme kolaylığı ile ilgili hükümetin bakanlarının yaptığı açıklamaları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başeskioğlu desteklemiş ve yaklaşık iki ay önce bakanlığın çalışmasının devam ettiğini bildirmişti. Ancak henüz somut bir adım atılmadı. Toplum tarafından prim affı olarak algılanan bu durum prim tahsilatını iyice düşürdü. Bu tür açıklamalar yapılıp toplum beklentiye sokulduktan sonra zaman geçirilmeden hayata geçirilmesi gerekiyor. Barış kavganın gölgesinde kaldı Bu günlerde sosyal güvenlik kurumlarının örgütlenmesine yönelik çalışmalar yapılırken Bakanlık ile TBMM arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor. Özellikle SSK'nın kuruluş kanunu Bakanlık Bürokratları ile Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin arasını açtı. Banlık Bürokratları ve SSK'nın yöneticileri 57. Ecevit Hükümeti döneminde 616 sayılı KHK ile SSK'yı Başkanlığa dönüştüren sistemi korumaya çalışırken, Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri bu yapılanmaya karşı çıkıyorlar. Yaşar Okuyan sistemine destek 57. Hükümet dönemin de TBMM'nin iradesi hiçe sayılarak çıkarılan ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 616 sayılı KHK, SSK'da üst düzey kadroları genişlettiği gibi, kurumun içinde sağlıkçılar ve sigortacılar kavgasını getirmiş. SSK iki ayrı kuruluş gibi yönetiliyor. Makam ve mevkiler genişlediği için bu durum bürokrat kadronun işine geliyor. Zira dönemin Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan SSK'yı istediği gibi yönetmek için bu yapılanmaya gitmişti. Ancak SSK'da daha önce yöneticilik yapmış olan milletvekilleri dahil Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri Ak Partinin seçim beyanı ve hükümet programına uygun olarak SSK'nın Genel Müdürlük olarak yapılandırılmasını istiyorlar. Bürokrat kadro direniyor Bürokratik kadroların bu duruma inanılmaz direnç gösteriyorlar. SSK'nın gerek hastanelerde ve gerekse sigorta müdürlüklerinde aksayan hizmetlerini çözmeye yönelik gayret göstermesi gereken yöneticiler, kadrolarını muhafaza etmek için çabalıyorlar. Yurdun dört bir yanında kuyrukta bekleyen, ameliyat için aylar sonrasına gün alan, bir tahlil için bir yıl sonrasına randevu verilen hastaların derdi Ankara'nın gündemi dışında kalmış. Sağlık karnesi vermeyi çözecek bir yapıyı kuramayan bu yönetim kadrosundan farklı bir anlayış sergilemesi beklenemezdi. Meclis iradesini göstermeli Zekai Özcan Başkanlığında alt komisyonda yürütülen çalışmalar, Bakanlık ve SSK bürokratlarının çekilmesine rağmen, tamamlanmak üzere ve bu hafta Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecek. Komisyon üyelerinin, parti programına uygun olarak hazırlanan, SSK'da karar alma sürecini hızlandıracak, sorunlara çözüm üretebilecek bir yapılanmayı kabul etmeleri bekleniyor. Aksi halde karar alamayan hantal bir yönetim sistemi ile çözümsüzlük tercih edilmiş olacaktır. Yurtdışı borçlanmasında iki yıl şartı kalktı Bilindiği gibi 3201 Sayılı "Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun"'un 3. maddesine göre yurda kesin dönüş yapan vatandaşlarımız, dönüş tarihinden itibaren iki yıl içinde ilgili oldukları sosyal güvenlik kuruluşlarına (SSK, Bağ-Kur, T.C. Emekli Sandığı) başvurmaları şartıyla, yurtdışında geçirdikleri sürelerin tamamını veya bir bölümünü günlüğü 2 dolardan borçlanabilmekteydiler. Yurda kesin dönüş tarihinden itibaren 2 yıl içinde borçlanma talebinde bulunmayanlar, borçlanma hakkını kaybetmekteydiler. Anayasa Mahkemesi 24.04. 2003 günkü Resmi Gazete'de yayınlanan 2000/36 esas, 2002/198 karar sayı ve 12.12.2002 tarihli kararı ile Yurtdışı Hizmet Borçlanmasına yeni bir boyut getirdi. Kesin dönüş gerekmiyor Anayasa Mahkemesinin bu kararına göre, kanunun 3. maddesinde belirtilen yurtdışı hizmet borçlanması için başvuru şartı olan "Yurda Kesin Dönüş Tarihinden" ibaresi iptal edildi. Mahkeme kararında şu gerekçeler ileri sürülmüştür; "3201 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde, sadece yurtdışında geçen sürelerin sosyal güvenlik yönünden değerlendirilmesi için başvuruda bulunma, başka bir anlatımla borçlanmayı talep hakkı düzenlenmektedir. Bu imkandan yararlanmak isteyen kişi, maddede belirtilen kuruluşlara yazılı istekte bulunarak, borcunu döviz cinsinden ödemek suretiyle yurt dışında geçirdiği sürelerin sosyal güvenliği açısından değerlendirilmesini isteyebilecektir. Prim ödeme (borçlanma) aşamasında henüz sosyal güvenlik kuruluşları açısından bir yükümlülük doğmayacağından, bu kuruluşların aktüaryal dengelerinin ve dolayısıyla da sistemin olumsuz etkilenmesi söz konusu olmayacaktır." Anayasa Mahkemesinin kesin dönüş şartını iptal eden kararına benzer nitelikte Yargıtay'ın verdiği kararlar da bulunmaktadır. Yurda dönüş yapmadan hizmet borçlanması yapanlara yaşlılık aylığı bağlanmadığı için mahkemelerin verdiği bu kararlar doğaldır. Borçlanmak için süre yok Anayasa Mahkemesi yurda kesin dönüş şartını kaldırdıktan sonra aynı kararında 3201 sayılı Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasındaki "Yurda kesin dönüş yapmış olanların borçlanmayla ilgili yazılı isteklerini sosyal güvenlik kurumuna kesin dönüş tarihinden itibaren en geç 2 yıl içinde yapmaları gerekir" hükmünün iptaline karar vermiştir. Bu karar gereğince; -Yurtdışında çalıştıktan sonra dönüş yapanlar ile halen çalışmaya devam eden vatandaşlarımız istedikleri zaman hizmet borçlanması yapabilecekler. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yurtdışında çalışan vatandaşlarımız yurda kesin dönüş yaptıktan sonra iki yıl içinde borçlanmak için müracaat etmezlerse borçlanma haklarını kaybetmekteydiler. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra artık 2 yıllık süre şartı kalmıştır.Dileyen vatandaşımız dilediği zaman yurtdışında geçirdiği süreleri belgelemek şartıyla borçlanabilecekler.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.