Sosyal güvenlik reformunda gözden kaçanlar

A -
A +

Sosyal güvenlik sistemimizin her geçen gün ciddi açıklar vermesi sistemin yeniden reforme edilmesi ihtiyacını gündeme getirmiştir. Hatırlanacağı üzere yaklaşık 10 yıl önce de böyle bir ihtiyaç ortaya çıkmış ve gündemimizi sosyal güvenlik sisteminde yapılan değişiklikler belirlemişti. Son on yıl içinde her yıl aynı konu gündeme geliyor. Hatta 1980'lerin sonunda da tartışmalar yapılıyordu. Nasıl olur da bir sistem üzerinde bu kadar tartışılmasına rağmen sistemin açıkları hızla artmaya devam eder. Reformsa reform yapıldı. Ama bırakın finansman açığının kapanmasını daha da hızlı artmaya başladı. Her reformdan sonra sistem daha fazla açık veriyor. Konuyu basit bir örnekle açıklayalım; 1990'ların başında sistemin açığını kapatmak için genel bütçeden yapılan yardımlar yaklaşık yüzde bir iken 2007 yılı içinde bu oran yüzde 13'ü geçmiştir. Gelecek on yıl içinde yüzde 30'lara ulaşacaktır. Daha sonraki on yılları siz hesap ediniz. Halen TBMM gündeminde olan kanun tasarısı kabul edildiği takdirde sistemin açıkları azalmayacak. Özellikle Genel Sağlık Sigortasının uygulamaya girmesiyle birlikte sağlık harcamalarında daha ciddi bir artış olacak. Buna rağmen sendikaların karşı çıkışı bir tezat oluşturmuyor mu diyebilirsiniz. Gerçekten de tasarı ile birçok yeni haklar getirilmektedir. Özellikle esnaf ve sanatkârlar için ciddi iyileştirmeler söz konusudur. Tasarının işçiler açısından en çok tartışmaya açık kısmı emekli aylıklarının uzun vadede düşecek olmasıdır. Ayrıca işçiler için prim ödeme gün sayısının kademeli olarak 9000 güne çıkarılmasıdır. Bütün bu düzenlemeler etkisini uzun vadede gösterecektir. Ancak, iddia ediyorum ki bu tasarı sistemin açıklarını daha da artıracaktır. Emekli yaşının 65'e çıkarılması en az 70-80 yıl sonra etkisini göstereceği için bu tartışmaları ciddiye almıyorum. Muhtemelen o tarihlerde emeklilik yaşı dünyada 70'in üzerinde olacaktır. Her yıl ortalama hayat süresi ve kişi başına milli geliri artan bir ülkenin bu hızla dahi devam etmesi halinde yaş artışına itirazın yersiz olduğunu düşünüyorum. Bu tarihlerde şimdiki gibi genç nüfus olmayacak. Ülkemiz nüfusu da şu an Avrupa da olduğu gibi yaşlanmış olacak. Bunun anlamı sosyal güvenlik sisteminin finansman meselesi o tarihlerde daha da artacak. Sosyal güvenlik sistemi üzerinde büyük değişiklikler öngören bir çalışmanın bu kadar tartışmalara sebep olması çok doğal. Bana göre çok az bile tartışılıyor. Aceleye getirmeden daha fazla konuşulmalıdır. Ancak, tartışmaların bilimsel bir temeli olmalı. Konunun uzmanlarına söz hakkı verilmelidir. Ülkemizin nüfus yapısının ne durumda olduğu ve gelecekte neler olacağını bilenlerin de bu tartışmaların içine çekilmesi gerekir. Sadece hukuken şu hak geliyor bu hak kayboluyor demek yeterli değil. Hukuki boyutu kadar finansman boyutu da değerlendirilmelidir. Demografik yapı iyi analiz edilmelidir. Maalesef bu analizlerden yoksun olarak tartışmalar sürüyor. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Bu haliyle kabul edilen sosyal güvenlik reformu tartışmaları sonlandırmayacaktır. Gelecek yıllarda bu sistem tekrar masaya yatırılacak. Göreceksiniz ki, tasarıya itiraz edenler veya onların çocukları daha ağır şartlarda bir reforma boyun eğecek. İddia ediyorum, bu tasarı emekli maaşının azalmasına sebep oluyor, gelecek tasarılar hiç ödenememesi nedeniyle gündemimize girecek. Herkes bunu iyi düşünmelidir. Hizmet ihyası yapmanıza gerek yok B-Özmusul: 1979-1982 yılları arasında Emekli Sandığı hizmetim var. 1998 yılından beri isteğe bağlı prim ödemekteyim. Emekli Sandığı hizmetim ölür mü? Hizmet ihyası yapmama gerek var mı? Emekli Sandığı Kanununa göre, sandığa tabi olarak 5-10 yıl hizmeti olan iştirakçiler, sandıktan ayrıldıktan sonra beş yıl içinde herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi çalışmaları olmaması halinde hizmet ihyası yapabilirler. Verdiğiniz bilgilere göre Emekli Sandığına tabi olan hizmetiniz beş yıldan az olduğu için hizmet ihyası yapmanıza gerek yok. Emekli Sandığı Kanunundaki bu maddenin sebebini anlamış değilim. Neden 5 ile 10 yıl arasında hizmeti olanlar için ihya yapılması zorunluluğu getiriliyor da diğerleri için böyle bir zorunluluk yok anlaşılır gibi değil. Ancak bu bir kanun hükmü olduğu için uygulanmak durumundadır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.