Bilindiği gibi, 506 sayılı kanunun 140'ıncı maddesiyle Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından uygulanan idari para cezalarının usul ve esasları düzenlenmiştir. Konu ile ilgili olanlar veya Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından idari para cezasına muhatap olanlar söz konusu ceza miktarlarının ve uygulama usul ve esaslarının çok katı olduğundan şikayet ederler. Ancak, kabul etmek lazım ki, sosyal güvenlik en temel kişisel haklardan olup, çalışanın kayba uğratılması halinde telafisi mümkün olmayan bir durumdur. Bu sebeple sigortasız çalıştırmanın yaptırımının ağır olmasını doğal karşılamalı. Buna rağmen, yanlış ve bilisizlik nedeniyle ortaya çıkan durumlara da bir esneklik vermek gerekiyor. Son yıllarda idari para cezalarının uygulama usul ve esasları ile ilgili önemli değişikliler yapıldı. Bunların başında, işverenin eksik verdiği beyanları daha sonra kendiliğinden düzeltmesi halinde uygulanan idari para cezalarında sekizde bir oranında indirim yapılması gelmektedir. Son olarak 15 Şubat 2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5454 sayılı kanun ile Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından uygulanan idari para cezalarının usul ve esaslarında değişiklik yapıldı. Ağır ceza mahkemesine itiraz Yapılan değişiklikle, idarî para cezalarının ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk edeceği, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde kuruma ödenmesi gerektiği hükme bağlandı. Onbeş gün içinde ayrıca kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî para cezası kararı kesinleşir. Sulh ceza mahkemesinin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer alan ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. Daha önce uygulaması olmayan bu düzenleme sosyal güvenlik hukukumuza yeni girmiştir. Öte yandan 2.000 Yeni Türk Lirası ve daha az olan idarî para cezalarına karşı sulh ceza mahkemesine başvuru üzerine verilen kararlar kesindir. Bunun için ağır ceza mahkemesine başvurulmaz. İdari para cezası sebebiyle mahkemeye başvurulması cezanın takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde kuruma ödenmeyen idarî para cezalarına sigorta primlerine olduğu gibi gecikme zammı uygulanır. Peşin ödeme indirimi İdarî para cezalarının, kuruma itiraz ve yargı yoluna başvurulmaksızın tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, idarî para cezasına karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez. İdari para cezalarına karşı SSK'ya itiraz ve mahkemeye başvurulmadan 15 günlük ödeme süresi içinde ödenmesi halinde dörtte biri terkin edilip, sadece dörtte üçü ödenecektir. Örneğin; işyeri tescilini yasal süre içinde yapmayan bir limited şirket'e asgari ücretin 3 katı yani 3 x 531 = 1.593 YTL idari para cezası uygulanır. Eğer işveren şirket cezanın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde peşin olarak bu cezayı ödemek isterse dörtte bir oranında indirim yapılacaktır. Yani 1.194,75 YTL ödeyecektir. 398,25 YTL indirimden yararlanacaktır. Bu şekilde ödeme yapıldıktan sonra kuruma itiraz edilebilir ve mahkeme yoluna da gidilebilir. İşverenler peşin ödeme yaparak, mahkeme yoluna başvursa bile, ilerde dava kaybedildiğinde ödenmesi gereken gecikme zamından kurtulabileceği gibi dörtte birlik indirimden de yararlanmış olmaktadır. >>> Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılara sağlık hizmeti Bilindiği gibi 4 Ekim 2000 tarih ve 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bağ-Kur'a isteğe bağlı sigorta primi ödeyen sigortalılara yapılan sağlık yardımı uygulamasına son verilmişti. Ayrıca, Bağ-Kur'a isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek emekli olan Bağ-Kur sigortalılarına verilen sağlık yardımları da söz konusu Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırıldı. Aslında bu uygulama nerededen bakarsanız bakın sosyal güvenlik mantığı ile bağdaşmamaktadır. İsteğe bağlı sigorta adı altında vatandaşlarımızın sosyal güvenlik kapsamına girmesi sağlanırken, sağlık yardımlarından mahrum bırakılması anayasal sosyal güvenlik hakkının ihlalidir. Benzer durum, Sosyal Sigortalar Kurumu isteğe bağlı sigortalılar için de geçerlidir. Sosyal Sigortalar Kurumu'na isteğe bağlı sigorta primi ödeyen sigortalılar prim ödeme süresi içinde sağlık yardımı alamamaktadırlar. Ancak, bu sigortalılar, emekli olduktan sonra Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan diğer emeklilerle eşit şartlarda sağlık yardımı alıyorlar. En azından Sosyal Sigortalar Kurumu'na isteğe bağlı sigorta primi ödeyen sigortalıların sağlık güvencesi emeklilik durumunda sağlanmış oluyor. Bağ-Kur'a isteğe bağlı sigorta primi ödeyenlerin sağlık yardımını elinden alan 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname daha sonra Anayasa Mahkemesince iptal edilmişti. Ancak, 619 sayılı KHK yerine çıkarılan 4956 sayılı Kanun ile de söz konusu mahrumiyet giderilmedi. Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılara yapılan bu haksız uygulamaya nihayet son verildi. Bundan böyle Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılar emekli olduklarında sağlık yardımı alabilecekler. Zira, 15.02.2006 gün ve 26081 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan, "T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ek Ödeme Yapılması ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'dan Aylık veya Gelir Almakta Olanlara Ödenen Gelir ve Aylıklarda 2006 Yılında Yapılacak Artışlar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile gerekli değişiklik yapıldı. Bu değişikliğe göre Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalılar ile isteğe bağlı sigortadan emekli olan Bağ-Kur sigortalılarına sağlık yardımı yapılacak. İsteğe bağlı sigortalılara sağlık yardımı yapılmasına başlandığı için, bundan böyle bu sigortalılardan ayrıca sağlık sigortası primi de kesilecek. Bundan böyle Bağ-Kur isteğe bağlı sigortalıları ile isteğe bağlıdan 2000 yılı ve sonrasında emekli olup sağlık yardımı alamayan sigortalılar da müracaat ederlerse kendilerine hemen sağlık karnesi verilecek.