Önümüzdeki hafta cumhurbaşkanını seçmek için sandığa gideceğiz. Üç adayımız var ve büyük çoğunluğumuz şimdiden seçimini yaptı bile. Adaylar arasında tercihte bulunurken kimimiz tüm yönleriyle bir değerlendirmede bulundu/bulunacak, kimimiz ise kendi zaviyesinden bakarak içsel bir muhasebe sonrası tercihini şekillendirdi. İşte bu süreçte çoğunluğumuz gibi benim de tercihim netleşti. Tercihimi belirleyen ana unsur ise adaylarımızın sosyal politika alanındaki icraatları ve söylemleri oldu.
ÖNCE İSTİKLAL MARŞI
Esasında sosyal politikaya yabancı olan ilk adayımız Sayın Ekmeleddin İHSANOĞLU'nun, bu alanda bir söylemde bulunmayı bırakın, cumhurbaşkanı adayı olduğu ülkenin Millî Marşını dahi bilmediği anlaşıldı. Üstelik bu ülkeden alınmış bir profesör titrine sahip ve İstiklal Marşı şairimiz merhum Mehmet Akif ERSOY da babasının yakın dostlarından. Türkiye'de yıllarca öğretim görevlisi olarak öğrenci yetiştiren (!) ve İstiklal Marşından habersiz Ekmel Bey'in Çankaya tercihi öyle görünüyor ki; emekliliğinin son dönemlerini iyi şartlarda yaşamaya, el üstünde tutulmaya matuf bir hamle. Bizden biri olmadığını da dikkate aldığımda benim adayım Ekmel Bey olmayacak.
Bir diğer aday, Sayın Selahattin DEMİRTAŞ da seçim dönemi içinde sosyal politikayla ilgili bir söylemde bulunmadı ama hakkını yemeyelim, genel başkanlığını yaptığı partiye mensup belediyelerin, toplu sözleşme hükümleri içinde sosyal politikaya yönelik olumlu birkaç düzenleme olduğunu biliyorum. Alkolik belediye işçilerinin maaşlarının bir bölümünün eşlerine ödenmesi uygulaması gibi. Bir cumhurbaşkanı adayının sosyal politikaya dönük çalışmaları olmaz mı, çalışma hayatı, sosyal güvenlik, sosyal yardım, sosyal tazmin gibi konulardaki bilgi birikimi ne düzeyde ve işçi-memur-esnaf için ne düşünür, tüm bunlar yeterli mi derseniz maalesef sizlere olumlu bir cevabım olamayacak...
Tercihimde belirleyici unsur sosyal politika olunca adayım Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN oldu. Neden mi? Sayın Başbakanımız Recep TAYYİP ERDOĞAN döneminde sosyal politikaya yönelik düzenlemeleri yerimiz elverdiğince açıklayalım da nedeni anlaşılsın. Bir anlamda söze değil icraata bakalım, neler olmuş somut olarak görelim.
-Türkiye'de iş güvencesi Sayın ERDOĞAN döneminde yasalaştı. İş güvencesinin daha önce bir Çalışma Bakanı yediğini dikkate aldığımızda kolay bir yasal düzenleme olmadığını da anlamış oluruz.
-Sağlığa kolay erişim adına tüm hastaneler Sağlık Bakanlığına devredildi. Hastanelerin kapısı tüm vatandaşlarımıza açıldı. İlaç kuyrukları sona erdi, hastanelerde rehin kalma dönemi kapandı. Aile hekimliği müessesesi ile hepimize, çocuklarımızın aşısını dahi takip eden aile hekimi ataması yapıldı.
-Pahalı tedavi gerektiren hastaların (böbrek, kanser gibi) gerçek sigortalı olup olmadığının araştırılması için hastaların peşine müfettiş gönderen eski SSK Genel Müdürünün hayalini dahi kuramayacağı genel sağlık sigortası uygulamasına geçildi. Geliri olmayan vatandaşlarımızın primini devlet ödemeye başladı. Geliri olanlar için ise reel fiyatlarla karşılaştırılınca düşük bir prim karşılığı tüm aile bireyleri sağlık hizmeti alabiliyor.
-18 yaşın altındaki çocuklarımızın sağlık güvencesi devletin uhdesine geçti.
-Üç temel sosyal güvenlik kurumu olan SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı, tek çatı altında birleştirilerek sosyal güvenlik reformu yapıldı, hizmet vatandaşın ayağına götürüldü.
-Kadın sigortalılara iki çocuk için doğum borçlanması hakkı getirildi. Şu an ise bu sayı üç çocuk için altı yıla çıkarılıyor. Ayrıca malul çocuğu bulunan annelere daha erken emekli olma hakkı verildi.
-Engelli Bağ-Kur sigortalılarına da yaşı beklemeden emekli olma hakkı tanındı.
-Sosyal yardımların, devletin asli görevlerinden olduğuna yönelik çalışmalar hız kazandı. Ağır engelli yakınlarına ve engellinin bakımını üstlenenlere evde bakım parası ödenmeye başlandı. Muhtaç engellilere maaş bağlanması uygulamasına geçildi. Çok düşük olan 65 yaş aylıkları arttırıldı ve 65 yaş aylığı alma şartları kolaylaştırıldı. Sosyal güvencesi olmayan dul kadınlara maaş ödenmeye başlandı.
ÇALIŞMA HAYATININ SON 10 YILI ANALİZ EDİLDİ
Listemiz uzayıp gidiyor ama yer sorunumuz da malumunuz. Bu konuda ayrıntılı bilgiye ihtiyaç duyanlara, Türkiye Yazarlar Birliği üyesi olan kıymetli sendikacılarımızdan Tarkan ZENGİN'in, Stratejik Düşünce Enstitüsü tarafından yayınlanan "Çalışma Hayatında Son 10 Yılın Analizi" isimli kitabını öneririm.
Velhasıl-ı kelam; sosyal politika için tercihim ERDOĞAN olacak diyorum.