Soru: N Doğan- Şirketimiz ortakları kuruluş tarihi itibarıyla Sosyal Sigortalar Kurumu'ndan sigortalı yapılmışlardır. Müfettiş incelemesi sonucu bu uygulamanın yanlış olduğu, limited şirket ortaklarının şirketin zorunlu olarak Bağ-Kur sigortalısı olması gerektiği ileri sürülerek SSK hizmetleri iptal edildi. Bu arada, şirket ortaklarından birisi devlet memuru olup yüzde üç hissesi bulunmaktadır. Bütün ortakların sigorta hizmetlerinin iptali doğrumudur? Hizmet iptali yapılırsa sigorta primleri iade edilir mi? Mahsuplaşma yapmanız gerekir Verdiğiniz bilgilere göre devlet memuru olan hariç diğer şirket ortakları zorunlu olarak Bağ-Kur sigortalısı olmak zorundadırlar. Bunlarla ilgili olarak köşemizi takip ediyorsanız daha önce yazdığımız üzere, SSK ile Bağ-Kur arasında prim mahsuplaşması işlemi yapılacaktır. Yapılacak işlemi en basit haliyle şu şekilde özetleyebiliriz; Sosyal Sigortalar Kurumuna müracaat edeceksiniz. Şirket ortakları adına müfettiş incelemesi sonucu sehven yattığı anlaşılan sigorta primlerinin Bağ-Kur'a gönderilmesini talep edeceksiniz. Ortada bir SSK müfettişi raporu olduğu için işlemleriniz daha kolay yapılacaktır. SSK'ya ödediğiniz primlerin tamamı, işçi ve işveren hissesi dahil Bağ-Kur'a aktarılacak. Bu işlem neticesinde şirket ortaklarınızı Bağ-Kur sigortalısı yapacaksınız. Bağ-Kur tarafından yapılan hesaplama sonucu aktarılan primler yetersiz kalırsa aradaki farkı ödemeniz gerekir. Memurlar Bağ-Kur sigortalısı olamaz Şirket ortaklarınızdan birisi devlet memuru olduğu için Emekli Sandığına tabidir. Emekli Sandığından sosyal güvenliği sağlandığı için aynı anda iki yere birden prim ödenemez. Sosyal güvenlikte teklik ilkesi geçerlidir. Dolayısıyla bu kişi, SSK'lı olamayacağı gibi Bağ-Kur sigortalısı da olamaz. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 84. maddesine göre, yanlış veya yersiz olarak alınmış olduğu anlaşılan primler, alındıkları tarihlerden on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere ve sigortalılara geri verileceği hükme bağlanmıştır. İşverenlere geri verilecek primler için Kurumca kanuni faiz de ödenir. Bu faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır . Kanunun bu hükme göre, primlerin yanlış veya yersiz alınmış olduğu anlaşıldığı takdirde, alındıkları tarihten itibaren 10 yıl içinde talep edilmesi halinde, hisseleri oranında işveren ve sigortalılara iade edilmesi ve bu primlerin sadece işverene geri verilecek kısım için kanuni faiz ödenmesi gerekir. Kanunda sigortalılara yapılacak prim iadelerinde yasal faiz uygulanacağı hüküm altına alınmamıştır. Bu nedenle Sosyal Sigortalar Kurumu yersiz alınan prim iadelerinde sadece işveren hisselerine yasal faiz uygulamaktadır. Diğer taraftan, yanlış veya yersiz alındığı anlaşılan primler, gecikme zammı ve faizi ile birlikte tahsil edilmişse, primler iade edilirken gecikme zammı ve faizi de iade edilecek ve işverene iade edilen meblâğın (prim+gecikme zammı+faiz) tamamı için kanuni faiz hesaplanacaktır. Söz konusu maddede, yanlış veya yersiz olarak alındığı anlaşılan primlerin hisseleri oranında işverenlere ve sigortalılara geri verileceği hükme bağlanmış olmakla beraber, primlerin iade edilebilmesi için işverence usulüne uygun olarak düzenlenmiş prim iptal bildirgesi ve bordrosu verilmesi, sigortalıların ise, kurumdan yazılı istekte bulunmaları gerekmektedir. Bu itibarla, yanlış veya yersiz olarak tahakkuk ettirilerek tahsil edilmiş olduğu anlaşılan primlerin; Aylık iptal prim ve hizmet belgesini Kuruma vermek suretiyle prim iadesi işveren tarafından talep edildiği taktirde, iptal edilen primlerin sadece işveren hissesi, ilgili işverene geri verilecek ve bu kısım için ayrıca kanuni faiz ödenecektir. Prim iadesi talebi yazılı olarak sigortalı tarafından yapıldığı taktirde, işverenden aylık prim ve hizmet iptal bildirgesi istenecek, temin edildikten sonra, iptal edilen primlerin talepte bulunan sigortalıya ait hissesi, o sigortalıya verilmek üzere ilgili işverene geri verilecektir. Ek prime itiraz süresinin geçmesi ve sonuçları Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından çoğunlukla Sigorta Müfettişi incelemesi sonucu yapılan ek prim tahakkuklarına karşı Kanun bir aylık itiraz süresi öngörmüştür. Söz konusu süre içinde itiraz edilmezse borç kabul edilmiş sayılmaktadır. Ancak, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E:2003/5416 K:2003/6039 sayılı ve 24 Haziran 2003 tarihli kararında ek prim tahakkukuna itiraz süresinin geçirilmesinin dava açma hakkını ortadan kaldırmadığına karar vermiştir. Emsal olması bakımından Yargıtay'ın söz konusu kararını aşağıya alıyorum. "Dava konusu, Sigorta Müfettişi raporuna bağlı olarak 506 sayılı Yasa'nın 79/5.maddesine göre tahakkuk ettirilen ek prim ve buna bağlı eğitime katkı payı, özel işlem vergisi ve gecikme zamları ile ilgili menfi tesbit istemine ilişkindir. Mahkemece ek prim tahakkuku ile ilgili Kurum Ünitesi kararına karşı 30 günlük yasal süre içinde iptal davası açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve Yasa'ya uygun bulunmamaktadır. Davacının 506 sayılı Yasa'nın 79/5.maddesine göre Kurum ünitesi kararına karşı itiraz etmemesi borcun idari aşamada kesinleştiği anlamını taşır. İdari aşamada kesinleşme takip hukuku bakımından kesinleşen prim alacağının tahsiline olanak sağlar. Prim tahakkukunun idari aşamada kesinleşmesi yargı yolundan geçmeksizin gerçekleştiğinden, menfi tesbit davası veya istirdat ile yargı önüne getirilmesi ve yersiz ve haksız prim alınma iddiasının dava yolu ile ileri sürülmesi 506 sayılı Yasa'nın 84.maddesine göre mümkündür. Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerine göre bu madde ile, işveren ve sigortalılara; yanlış ve yersiz Kurum işlemlerinin ortadan kaldırılması imkanı tanınmıştır, idari aşamada kesinleşme 84.maddeye dayalı iddiaların dinlenmesine engel değildir. Mahkemece, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözönünde tutularak esasa girerek menfi tesbit davası ile ilgili deliller toplanarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır."