Yargı'dan SSK'ya ölçümleme darbesi

A -
A +

Sosyal Sigortalar Kurumu'nun 1994 yılından itibaren uygulamakta olduğu asgari işçilik eski adıyla ölçümleme işlemleri Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 26.03.2001 tarih ve 2001/2132 sayılı ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 09.05.2001 tarih ve 2001/2645 sayılı kararları ile kaldırılmıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin kararında özetle "...Davanın yasal dayanağını teşkil eden ve Sigorta Müfettişlerine işyerlerinde eksik işçilik bildiriminde bulunup bulunmadığını inceleme ve buna dayalı olarak kurumca resen ek prim tahakkuk ettirme yetkisi veren 4792 sayılı kanunun 3917 sayılı kanunla değişik 6. maddesi 04.10.2000 tarih ve 24190 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 616 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılmış olup 04.10.2000 tarihine kadar idari aşamada kesinleşmiş dosyalar dışında kalan kurum işlemlerinin yasal dayanağı ortadan kalktığından, bu tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca yürürlükteki yasaları resen tatbik etmekle yükümlü bulunan mahkemelerin; yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü gerektiğinden karar tarihinden önceki mevzuata göre yapılan ölçümleme ve buna dayalı ek prim tahakkuk ve tahsiline ilişkin kurum işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." Nasıl gelindi? Sosyal Sigortalar Kurumu'nun idari yapısını değiştiren yasa tasarısı çalışmaları yapılırken, SSK'nın kendi temsilcisinin önerisi ile, Sigorta Müfettişlerinin yetkilerini kısıtlamak için, asgari işçilik uygulamasını öngören madde kaldırılmıştır. Yani, Yargıtay'dan önce SSK kendi elindeki ölçümleme yetkisini kaldırmıştı. Yargıtay'ın yaptığı bunun tescilinden ibarettir. 616 Sayılı KHK ile ölçümleme yetkisinin kaldırıldığı uyarıları hukukçular tarafından dile getirildiğinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan ısrarla bu yetkinin kalkmadığını iddia etmişti. Çalışma Bakanı bir hukukçu değil. Bakana bu açıklamayı yaptıran SSK Hukuk Müşavirliği olmuştur. SSK Hukuk Müşavirliği Bakana vermiş olduğu görüşte "Yasa kalktı ama yönetmeliklerde bu yetki devam ediyor" gibi anlamsız bir ifade kullanmışlardır. Bu görüşü verenlerin "normlar hiyerarşisi" gibi evrensel bir hukuk prensibini bilmedikleri anlaşılıyor. Yaşar Okuyan'a verilen ikinci görüşte ise, KHK ile düzenleme yapıldığından ceza getirici işlemleri düzenleyemedik dediler. Bu doğrudur. Ancak, eğer KHK ile düzenleme yapamıyorsanız, mevcut düzenlemeyi neden kaldırdınız? 4792 sayılı yasanın 6. maddesine KHK yasalaşıncaya kadar dokunmasaydınız bu sonuç ortaya çıkmayacaktı. Biz yasayı kaldırdık ama KHK ile yeni düzenleme yapamıyoruz. Böyle mantık olur mu? Buna birilerini inandırıp ikna ettiniz ama Yargıtay'ı da ikna edin de görelim. SSK'nin kaybı Ölçümlemenin kalması ile Sosyal Sigortalar Kurumu'nun kaybını tam olarak hesaplamak mümkün değil ama yıllık 2-3 milyar dolardan az olmayacağı kesin. Zira tüm inşaat yapım onarım işleri ile birlikte devletin vermiş olduğu ihale işlerinden önceden belirlenen oranda prim alınamayacak. Örneğin, işveren bir trilyonluk inşaatın yapımında bir işçi çalıştırdığını SSK'ya bildirdiğinde kurumun buna karşı yapabilecek olduğu bir işlem yoktur. Bunun örnekleri yine ölçümlemenin kaldırıldığı 1987-1994 yılları arasında yaşanmıştır. Sonuç olarak SSK'deki iktidar kavgasından yine işçiler, emekliler, kuyrukta bekleyen hastalar ve nihai olarak Türk Halkı kaybetti. Müteahhitler dışında kazanan var mı bilmiyoruz. Ancak bunun mimarının daire başkanlığı koltuğunu kaptığı söyleniyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.