Bilindiği gibi 1992 yılından itibaren ödeme gücü olmayan vatandaşların tedavi giderleri yeşil kart verilerek devlet tarafından karşılanmaktadır. Ülkemizde genel sağlık sigortası uygulamasına geçilemediği için sosyal güvenlik kapsamı dışında kalan ve ödeme gücü olmayan vatandaşlara sağlık yardımı yapılmasını amaclayan yeşil kart uygulaması kısmende olsa ihtiyaca cevap vermektedir. Bugüne kadar yaklaşık 12 milyon kişinin yeşil kart çıkartarak ücretsiz tedavi olduğu Sağlık Bakanlığı verilerinden anlaşılmaktadır. Ancak, son iki yıl içinde yapılan çalışmalar neticesinde yeşil kart çıkarılmasını öngören kanunun aradığı ödeme güçlüğü içinde bulunmayan vatandaşlarında bu uygulamadan faydalandığı tespit edilmiştir. Bu tespitler sonucunda son bir yıl içinde yaklaşık bir milyon kişinin yeşil kartı iptal edildi. Yeşil kart sisteminden istifade ederek tedavi olmak isteyenlerin sayısal artışı, gerçekten ödeme güçlüğü çeken vatandaşların yeterli düzeyde bu sistemden faylanamasını engellemektedir. Devlet hastanelerinin kaynak sıkıntısı içinde bulunması yeşil kartlı vatandaşlardan gelen taleplerin yeterince karşılanmamasına neden olmaktadır. Bu nedenle yeşil kart vermeye yetkili makamların daha titiz davranarak, gerçekten ihtiyacı olan vatandaşlara yeşil kart vermesi gerekmektedir. İlaçtan ücret alınmayacak AK Parti Hükümeti, bir yandan ödeme imkanı olduğu halde yeşil kart alanların kartlarını iptal ederken, diğer yandan yeşil kart sahibi vatandaşların ilaç bedellerininde devlet tarafından karşılanmasını sağlayan kanunu meclisten geçirdi. 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM'de kabul edilen 5222 sayılı Kanun ile, 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanunun 2'inci maddesi değiştirilmiştir. Buna göre; "Bu Kanun, hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında bulunmayan ve bu Kanunun öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde belirlenecek aylık geliri veya aile içindeki gelir payı 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen asgari ücretin vergi ve sosyal sigorta primi dışındaki miktarının 1/3'ünden az olan ve Türkiye'de ikamet eden Türk vatandaşlarının; a) Türkiye'deki yataklı tedavi kurumlarında yatarak görecekleri tedavi hizmetlerini ve her türlü masraflarını, b) Türkiye'deki sağlık kurum ve kuruluşlarında ayakta tedavi kapsamında görecekleri muayene, tetkik, tahlil, pansuman, diş çekimi ile diş protez ve gözlük hizmetlerini ve ilaç bedellerini, c) Doksan günün aşılmaması kaydıyla Yeşil Kart hamili anne ve/veya babanın yeni doğan bebeğinin Yeşil Kartı çıkarılıncaya kadar, acil tıbbi müdahale ve tedavi gerektiren ve annenin doğum yaptığı hastanedeki tedavi giderleri ile sevk edildikleri sağlık kurum ve kuruluşlarında uygulanan yatarak ve ayakta tedavileri ve bunların giderlerini, d) Doksan günün aşılmaması kaydıyla acil tıbbi müdahale ve tedavi gerektirdiği için hastaneye yatırılan hastaların yeşil kart çıkarılıncaya kadar hastanede yapılan tüm masraflarını, e) Tedavi hizmetlerini verecek kurum ve kuruluşları kapsar." Bu değişiklik 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olup, bu tarihe kadar Sağlık Bakanlığınca pilot olarak seçilecek üç ilde uygulamaya geçilecektir. Ancak, herhangi bir sağlık güvencesi altında olanlara bağımlı olarak sağlık hizmetlerinden yararlanması gerekenler, silah altında bulunanlar ve sağlık güvencesi olan yüksek öğrenim öğrencileri bu Kanun kapsamı dışındadır. Sahte belge düzenleyene ceza Mecliste yapılan düzenlemeyle, "yeşil kart almayı gerektirecek durumda olmadığı halde gerçek dışı beyan veya gerçeğin gizlenmesi suretiyle Yeşil Kart alarak ücretsiz tedaviden yararlananlar ve yararlandırılanlar ile aylık geliri veya gelir payı bu Kanun kapsamı dışına çıkmayı gerektirmesine rağmen Yeşil Karttan yararlanmaya veya yararlandırmaya devam edenlere yapılan harcamalar kendilerinden, velilerinden veya kanunen bakmakla yükümlü bulunan yakınlarından iki misli olarak geri alınır ve bu belgeleri kullanan ve düzenleyenler hakkında ayrıca genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılması" hükme bağlanmıştır. Yeşil Kart sahibine verilen tedavi hizmetlerinin bedellerini gösteren fatura ve benzeri belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi suretiyle fazla ödemeye sebebiyet verilmesi halinde, fazla ödenen meblağ, belgeyi tanzim edenlerden iki misli olarak geri alınır ve bunlar hakkında genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılır. Memurların doğum izni arttı 4857 sayılı İş Kanunu ile işçilerin yıllık izinleri ve doğum izni Avrupa Birliği satandartlarına uygun olarak düzenlendi. Özellikle doğumdan önce ve sonra 6 hafta olan doğum izni süresi 8 haftaya çıkarılmıştır. İş kanununda yapılan bu düzenlemeye paralel bir düzenleme, 14 Temmuz 2004 tarihinde TBMM'de kabul edilen kanunla Devlet Memurları Kanununda yapıldı. Bu değişikliğe göre; Memura doğum yapmasından önce 8 hafta ve doğum yaptığı tarihten itibaren 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta süre ile aylıklı izin verilir. Çoğul gebelik halinde, doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 hafta süre eklenir. Ancak sağlık durumu uygun olduğu takdirde, tabibin onayı ile memur isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, memurun çalıştığı süreler, doğum sonrası sürelere eklenir. Yukarıda öngörülen süreler memurun sağlık durumuna göre tabip raporunda belirlenecek miktarda uzatılabilir. Memurlara, bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Süt izninin kullanımında annenin saat seçimi hakkı vardır. Ayrıca, Devlet Memurları Kanununun değişik 108'inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Doğum yapan memurlara istekleri halinde doğum izni sürelerinin bitiminden itibaren 12 aya kadar aylıksız izin verilir.