Yurt dışı borçlanmasında ev hanımlarını bekleyen tehlike

A -
A +

Geçtiğimiz hafta Avrupa ülkelerine yaptığımız ziyaretler sırasında yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın emeklilikleri ile ilgili birçok sorularına muhatap olduk. Görülen o ki, yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın borçlanmalar konusunda kafaları karışık. Kendilerini aydınlatacak yeterli bir mekanizma yok. Ortamın karışık olmasından istifade eden bazı kişiler ise vatandaşlarımızı yanlış bilgilendirip rant elde etmeye çalışmaktalar. Özellikle yurtdışında eşlerin yanında çalışmadan ev hanımı olarak bulunan vatandaşlarımızın, Bağ-Kur'a yaptıkları veya yapacakları hizmet borçlanmaları konusunda ciddi manada sıkıntıları bulunuyor. Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızdan dinlediğimiz sorunlar çerçevesinde yurtdışı borçlanmasının usul ve esaslarını açıklamaya çalışalım. Bilindiği gibi, yurtdışı borçlanması 22 Mayıs 1985 tarihinde 3201 sayılı "Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun" çerçevesinde yürütülmektedir. Bu Kanunun amacı, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yurda dönüşlerinde sosyal güvenliklerinin sağlanmasıdır. Yurtdışı borçlanması 3201 sayılı Kanundan önce ilk olarak 1978 yılında 2147 sayılı Kanun ile uygulanmaya başlanmıştır. 2147 sayılı Kanun yaklaşık 8 yıl uygulandıktan sonra, bu Kanunda görülen bir takım aksaklıkları düzenlemek amacıyla halen yürürlükte olan 3201 sayılı Kanun çıkarılmıştır. Hemen belirtelim ki, 2147 sayılı Kanuna göre borçlanma yapıp emekli olan vatandaşlarımız çalışmadıkları sürece kesin dönüş yapmadan aylık almaya devam edebilirler. Kimler borçlanabilir? 3201 sayılı Kanunun 1'inci maddesinde kimlerin borçlanma yapabileceği belirtilmiştir. Buna göre; "18 yaşını doldurmuş, yabancı ülkede çalışmış veya ev kadını olarak bulunmuş Türk vatandaşları yurtdışı borçlanması yapabilirler." Görüldüğü gibi yurtdışında çalışması olan ve 18 yaşını dolduran Türk vatandaşları ile yurtdışında çalışan işçilerin yanlarında bulunan ev kadınlarına borçlanma hakkı vermiştir. Bunların borçlanma anında Türk vatandaşı olmaları gerekir. Türk vatandaşlığından çıktıktan sonra borçlanma yapabilmeleri mümkün değildir. Yurtdışı borçlanması yapılabilmesi için yurtdışında çalışarak geçen sürelerin belgelendirilmesi gerekmektedir. Yurtdışında ev kadını olarak geçen sürenin tamamı borçlanılabileceği gibi, bu sürenin bir kısmı da borçlanılabilir. Borçlanma için kesin dönüş yok Bilindiği üzere, Kanunun ilk uygulama biçiminde yurtdışı hizmet borçlanması yapacak olan vatandaşlarımızın mutlaka yurda kesin dönüş yapmaları ve kesin dönüş tarihinden itibaren iki yıl içinde borçlanma talebinde bulunmaları gerekiyordu. 2003 yılında yapılan değişiklikten sonra yurtdışı hizmet borçlanması için hem yurda kesin dönüş şartı, hem de iki yıl içinde borçlanma yapılması zorunluluğu kaldırıldı. Bugün için yurtdışında bulunan vatandaşlarımız yurda kesin dönüş yapmadan çalıştıkları süreleri, ev kadınları ise yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanıp hizmet kazanabilirler. Diğer yandan yurda kesin dönüş yapmış olan veya yapacak olan vatandaşlarımız ise kesin dönüş tarihinden sonra istedikleri zaman yurtdışı hizmet borçlanması yapabilirler. Daha önceden kesin dönüş yaptığı halde bugüne kadar borçlanma yapmamış olan vatandaşlarımız süreye bağlı olmaksızın hizmet borçlanması yapabilirler. Emeklilik için kesin dönüş şart Yurtdışı hizmet borçlanmasını düzenleyen ve halen yürürlükte bulunan 3201 sayılı Kanunun 6'ıncı maddesinde emeklilik için gerekli olan şartlar şu şekilde sırlanmıştır: -Yurda kesin dönülmüş olması, -Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması, - Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması şarttır. Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere ilgili sosyal güvenlik kurumu kanunu hükümlerine göre bağlanır. Görüldüğü gibi yurtdışı hizmet borçlanması yapan bir vatandaşımızın borçlanmanın şekli ve türü ne olursa olsun emekli olabilmesi için kesin olarak yurda dönüş yapmış olması gerekir. Bu durum yurtdışında geçen çalışmaları nedeniyle SSK'ya hizmet borçlanması yapan vatandaşlarımız için geçerliği olduğu gibi, yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri Bağ-Kur'a borçlanarak emekli olan vatandaşlarımız için de geçerlidir. Kanunun bu kadar açık hükmüne rağmen gerek basın yayın yolu ile gerekse hukuk ofisleri vasıtasıyla, "emeklilik için yurda kesin dönüş şartı yoktur, siz borçlanmanızı yapın ve emekli olun, aylığınız iptal edilirse dava açın" diyerek vatandaşlarımızı yanlış yönlendiren kişi ve kurumların maksadını anlamak mümkün değil. Açılacak davalar yolu ile bu kişiler, ev kadınlarının maddi ve manevi kaybından çok sonuç ne olursa olsun kendilerinin elde edecekleri kazanımları düşünmektedirler. Yapılan açıklamalarda "siz çalışmıyorsunuz, işsizlik ödeneği almıyorsunuz, sosyal yardım da almıyorsunuz, dolayısıyla emekli olabilirsiniz" denmektedir. Bu kıstasları Yargıtay birçok kararında SSK'ya borçlanma yapan ve yurda kesin dönüş yapmayanlar için kullanmıştır. Ancak, Yargıtay bu kıstasları sigortalının nerede ikamet ettiğini tespit etmek için kullanmaktadır. Ev hanımı olarak hizmet borçlanması yapan ve kesin dönüş beyan ve taahhütnamesi imzalayan vatandaşlarımız yurtdışında ikamet etmeye devam ediyorlarsa, aylıkları kesilir. İşsizlik yardımı almasalar, çalışmasalar veya sosyal yardım almasalar dahi aylıkları kesilir. Bulunduğu ülkede ikametini kapatıp, Türkiye'de ikamet eden, arada bir yurtdışında bulunan vatandaşlarımız için herhangi bir sorun yoktur. Kanunda değişiklik yapılmalı Yurt dışından kesin dönüş yapmadığı halde borçlanma yapıp emekli olanların bazılarının emeklilik işlemleri Bağ-Kur tarafından iptal edildi. İptal kararının bir kısmı vatandaşlarımıza ulaşmış. Bağ-Kur yetkilileri ile yaptığımız görüşmede bu konuda önemli bir sıkıntı olduğu, Bakanlık ile Kurumun müşterek çalışma yürüttüğü, yakın bir zamanda uygulama ile ilgili açıklama yapılacağını öğrendik. Yurda kesin dönüş yapmayan ev kadınlarının aylıklarının iptal edilmemesi için mutlaka Kanunda bir değişiklik yapılması gerekir. İdari bir tasarruf ile yapılacak işlem sakat doğacaktır. Diğer vatandaşlarımız bu durumu emsal gösterip kendileri içinde kesin dönüş şartının kaldırılmasını talep edebilirler. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde hepsinin ortak talebi emeklilik için kesin dönüş şartının kaldırılmasıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı dahil birçok yetkiliye bu dileklerini iletmişler. Kesin dönüş şartının kaldırılması halinde yaklaşık bir milyon vatandaşımızın emekli olacağı bunun gelecek birkaç yıl içinde bir bucuk milyonu bulacağı tahmin ediliyor. SSK'nın zaten dört bucuk milyon emeklisi var. Bugün için SSK'nın topladığı primler emeklilerine aylık ödemeye yeterli gelmiyor. Sağlık, ilaç vb harcamalar hariç. Bunun üzerine bir-birbucuk milyonu daha eklersek Kurumun aktüeryal dengesinin ne olacağının tahminini sizlerin takdirine bırakıyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.